Samsun’da araba arızalanınca; tuttuk sanayinin yolunu. Arkadaşımı, kırk yıllık tecrübesiyle Halit Usta'nın dükkânına götürdüm. Dükkâna yaklaştıkça bir kalabalık, pir kalabalık. Zannedersin kızılca kıyamet kopuyor. Binanın önüne yanaşan kamyonlara bir taraftan eşya yükleniyor, diğer tarafta yirmi kadar kolluk kuvveti, köşeden işleyişi izliyor. Başka tarafta iletişimi sağlayan Samsun Büyükşehir çalışanları. Az biraz ileride bir avukat eşliğinde icra müdürlüğünün arabası ve ellerinde bir sürü dosya. Anlayacağınız çarşı karışık.
***
Ustam, ne oluyor burada?
“Çoktan şehir dışında; Toybelen tarafına, TOKİ’nin yaptığı yeni yerlerimize gitmemiz lazımdı ama birçok tebligata rağmen, bırakıp gidemedik buraları. Ee, kırk yılın hatırası var. Şimdi artık şehir içinde ki bu sanayi son günlerini yaşıyor. Ben de bugün gidiyorum. Ama sizi de yolda bırakmam. Eşyalar yüklenirken ben şu köşede arabanıza bakarım. Hele siz bir çay için. Siz çayınızı içerken bende arızayı halledeyim. Sağ olsun Halit Usta. O haliyle bile bizi göndermedi.
Kargaşa içinde dikkatimizi çeken en belirgin şey ise; kavga yok! Gürültü yok! Görev yapan meslek erbapları çok seçkin, seçilmiş oldukları her halinden belli. Başka şehirlerde dükkân boşaltmalar hep kavgalı-gürültülüdür. İş makinelerinin önüne yatanlar. Polisle kavga edenler. Üzerine su döküp, ateşlenen çakmağın gölgesinde; yaklaşan olursa yakarım ha, diye tehdit edenler. Samsun’da maalesef işler böyle yürümüyor. Belediyeden gelenler çok saygılı. Taraf avukatı bile özenle seçilmiş. İcra dairesinin çalışanları ise görüntü vermek için gelmiş gibi. Polis arkadaşlar candan ve herkese yardımcı. Burada herkes insan evladı. Bizler ise gerçekten şaşkınız. Esnaf hep bir ağızdan, anlaşmışlar gibi “Haklısınız!” diyor da başka bir şey demiyor. Ne bir bağırma ne de bir saygısızlık. Tüm görevliler özel seçilmiş. Bravo! Sanki organizasyon lideri Büyük Şehir Belediyesi. Zaten yeni Başkan beğeniliyor. Şehre bir canlılık getirmiş. İnşallah böyle devam eder.
Gerçekten hem esnafa; hem de görevlilere kocaman bir alkış.
Örnek bir tahliye. Şehir içinde kalan sanayinin, şehir dışına taşıma projesi mükemmel işliyor. Her şey süper.
***
Aracımız da bu arada yapıldı. Çaylarımız da bitti. Sağ olsun Halit Usta. Nede olsa kırk yılın ustası. Dünkü çocuk değil. Araba tamam. Her şey harika! Tam vedalaşıp çıkacağız. Elektrik idaresinin arabası dükkânın kapısından içeri dalacakmış gibi gelip, sert bir fren ile tam önümüzde durdu. İçinden çıkan gençler yangından mal kaçırırcasına, zamanı çok azalmış ambulans gibi hızlıca selam verip koştururcasına içeri daldılar. Halit Usta bir an panikleyerek,
“Hayırdır gençler! Baskın yaparmış gibi ne oluyor?”
“Ustam dükkânın elektrik saatinizi değiştireceğiz. Yeni saat takacağız da. Elektrik panosu neredeydi?” deyince usta şaşkınlıkla,
“Evladım, ben dükkânı bu gün teslim ediyorum; yarın da yıkılıyor.”
“Biliyoruz ustam!” dediler, sıkılmış bir ses tonuyla. Ben de duramadım tekrar sorma gereği hissettim.
“Evladım, yıkılacak yere yeni saat takmak, sizin kulağınıza da biraz garip gelmiyor mu?”
“Abi biz de aynı şeyi müdürümüze söyledik. O da bize,
“Bizde biliyoruz. Siz, size verilen işi yapın! İşiniz olmayan şeylere de burnunuzu sokmayın!’ diye bir de bizi fırçaladı. Elimizde bir liste var. Daha yıkılacak altmış sekiz dükkânın elektrik saatini değişecek, hepsine yeni saat takacağız!”
“Evladım, bir ülkede Vatanseverler…”
“Amca ben orasını bilmem! Ben emir kuluyum. Şikâyetiniz varsa YEDAŞ’ı arayın!”