Türkiye, Adalet Bakanı olarak atanan eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i konuşuyor.

Gürlek, İBB’ye yönelik yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başladığından beri haber bültenlerinin aranan yüzüydü.

CHP lideri Özgür Özel’in de sert sözlerle yüklenip, özellikle gündemde tutmak istediği bir isimdi.

Şimdi iyice vitrine çıktı.

Yazıldı, çizildi. Çok merak edildi.

Artık merak etmeyeceğiz. Siyasi kimliğiyle basına demeç vermeye başladı.

İlk televizyon mülakatını dün akşam yaptı. 1 saat 50 dakika boyunca gazetecilerin sorularını yanıtladı.

* * *

Yayının dikkat çeken yanlarından biri mülakat adresinin A Haber olmasıydı.

Bu noktada benzer bir süreçten geçen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile karşılaştırma yapmak mümkün.

Hakkında hiçbir verinin kamuoyuyla paylaşılmadığı Fidan, MİT Başkanlığı sonrası ilk televizyon yayınına 20 Ekim 2023’te TRT Haber’de çıkmıştı.

Program teknik bir çerçevede ilerlemiş ve devlet dili kullanılmıştı.

Hakan Fidan’ın sonraki yayınlarda da AK Parti’ye yakın çizgide beyan vermemesi önemli.

Bilinçli yapılan bir strateji. Tesadüf değil.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan hürmetini ve bağlılığını dillendirse de aktif siyasette AK Parti’ye referans vermekten kaçınıyor. Devletçilik ilkesine bağlı bir duruş sergiliyor.

Yeni Adalet Bakanı da ilk yayınında tarafsızlık ve devletçilik vurgusu yaptı. Ancak İBB operasyonundaki rolü nedeniyle eleştirilerden sıyrılamıyor. Spot ışığı sürekli üzerinde.

* * *

Gürlek, programın ortalarında istikrar için adalet ve kalkınmanın şart olduğunu söyledi. “Adalet olmadan kalkınma olmaz” ifadesini kullandı.

Durumu fark eden bazı medya organları bu sözleri başlıklarına taşıdılar. Eleştirilerde bulundular.

Hakan Fidan kadar sıkı bir tutum sergilemediği açık olmakla beraber, Gürlek’in yaptığı bizce bilinçli bir strateji değil.

Soru yöneltilmemesine rağmen aynı yayında şu ifadeleri de kullandı:

“Ben makamın sahibi değilim. Emanetçiyim. Bu emanetin adı adalettir. Adalet mülkün temelidir. Adalet devletin namusudur. Ben sadece bir siyasi kimlik değilim. Adalet ihtiyacı olan 86 milyonun bakanıyım. Siyasi görüşüne, ideolojisine, insanların yaşam tarzına bakmadan adalete kimin ihtiyacı varsa, haklı kimse ben onun yanında olacağım.”

* * *

Şimdi gelelim bam teline...

İsmet Özel’in 1975’te söylediği gibi; insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır. Doğru yapılana doğru, yanlış yapılana yanlış demek zorlaştı. Biz yine de yazalım.

İBB operasyonunun sonucunu yargı tayin edecek. Dava siyasi midir, değil midir? Önemli bir konu. Fakat bu yazının konusu değil.

Hükûmet’i eleştirmek başka iş. Devlet değerlerini, makamlarını eleştirmek başka iş.

Yargının yer yer siyasetin gölgesinde kaldığı yorumu kamuoyunun takdiri. Ancak koşullar ne olursa olsun devletin itibarına zarar verecek ifadelerden kaçınmak lazım gelir.

Özgür Özel’in CHP’nin başında iyi bir sınav verdiğini düşünenlerdenim. Fakat İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nı mitinglerde ve Meclis kürsüsünde hedef göstermek doğru değildi.

Akın Gürlek siyasete girdi. Eleştirmek isteyen buyursun, şimdi makbuldür.

Partiler geçici, devlet kalıcıdır.

Esas olan Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarıdır.