Eski bir futbol hakemi olarak neredeyse bir yıldır Federasyonun (F)’sini dahi yazmıyorum. Neden, diyen arkadaşlarım oldu. Ben ülkemin kıt imkânlarını; kötü ve verimsiz kullanan kurumlardan çok rahatsız olurum. Sizler, O makamlara bir şeyleri düzeltmek için geliyorsunuz. Türkiye’de sporu sevdirmek, futbol oynayan oyuncuların sayısını ve kalitesini arttırmak, bacasız ve çok büyük bir endüstri olan futbolu, bilinçli hocalar eşliğinde tabana yayarak; ileri ve yukarı çıkartmak öncelikli amacınız olmalı, diye düşünürüm.

Öncelikle, kapsama alanınız içinde ki her bir birime “güven” vermelisiniz.
Peki, kulüpler, takımlar, taraftar, oyuncular, teknik ekip, yöneticiler kendilerini bu alanda güvende hissediyor mu?
Kapsama alanı içerisinde ki her bir birime “eşit” olabiliyor musunuz?
Oyuncular ve kulüpler sizce kendilerini eşit hissedebiliyorlar mı?
Kapsama alanı içinde ki takımlarda, Türk oyuncuların egemenliği hâkim mi?

Neredeyse amatör takımlarda bile yabancı oyuncu oynatılacak duruma geldik. Fakir ülkemin kaynakları, benim gençlerimden çok yabancılara; yaşı itibariyle son transferini yapacak olan veya son voleyi vurmak için ülkemizin yolunu tutanlara harcanıyorsa, bizim ciddi bir problemimiz vardır. Sadece bir futbolcuya ödenen para neredeyse yüz milyon dolar seviyelerine çıkmış ise harcama kalitesi İngiltere ile neredeyse yarışacak kıvama gelmiştir. Fayda-maliyet açısından neredeyse dünyanın sonlarında yer alıyorsak, vay halimize. Attığın her taş hiçbir kuşu ürkütmüyor, demektir. Harcadığımız para itibariyle Avrupa’da ilk altı içinde olmamız gerekirken, başarıda kendimizi bir türlü aşamıyorsak, yönetim zafiyeti tavan yapmıştır, demektir. Bu benim gibi sıradan bir vatandaşın bile umurumdayken, yetkililerin hiç önemsemediği bir durum olması, çok ciddi bir vahamettir.

Diyebilirsiniz ki “Dünya kupasına gidiyoruz!”
Gidemedikleri organizasyonların ayıbını, son anda kazandıkları için mi, övgü istiyorsunuz? Bu çocuklar, O formayı ilk gün giyen abileri gibi gerçekten çok karakterli. Ayrıca birçoğu Federasyon kapsamında yetiştirilmedi. Sağ olsun gurbetçi ailelerimiz, sayelerinde gençlerin damarlarında hala Türk kanı dolaşıyor.
Geçen turnuva da çeyrek final oynadık ya!
Doğru final oynamamızı engelleyen teknik heyetimizi çok çabuk unuttunuz. Adam neredeyse Türk tabiiyetine geçecek kadar milli takımın başında kaldı ama hala bir tane forvet yetiştiremedi, yetiştiremediler. Hadi O bir İtalyan. Federasyon en azından Avrupalı gurbetçilerle iletişime geçerek birkaç forvet için anlaşma yapsa iyi olmaz mı?.
Kimle mi? Tabi ki gurbetçi ailelerle. Komik mi? İyi de dostum O gurbetçi aileler sizden daha çok daha yetenekli ve kaliteli oyuncu çıkartıyor. Daha siz bunu görememişsiniz.
Yok, hocanın taktiği forvetsiz oyunmuş.
Yersen!

Federasyonun geçmiş yıllarda ki en büyük başarısı; takım organizasyona gidemese de, büyük turnuvalara devamlı “hakem” gönderiyordu. Bravo geldiğimiz noktada dürüst, gördüğünü çalan, takımların değil ülkenin hakemi olan hiç kimse kalmadı. Koltuğu kaybetmemek için bazı takımlara daha şirin davranmak adına “hakemleri ve hakemlik müessesini” itinayla bitirdiniz.
Federasyonu; halk için, ülke için, kulüpler için çok kötü yönetmek bile bu yöneticileri görevden almak için nedense yeterli olmuyor. İsmini bile bilmediğimiz ülkelerin Dünya Kupasında hakemlerinin olduğunu düşünürsek, başarısızlık kelimesi çok hafif kalır.
Ama hocam bu hakemler Türkiye’de iş görüyorlar.
Tabii ki görür. Kuralları görmezden gelip, birilerine istediklerini verdikleri sürece “evcilik” tadında kısa ve küçük mutluluklar yaratması mümkündür. Ama bu durum sizi sınır taşının ötesine taşımaz. Konuya vakıf değilsen ve hızlıca içerik öğrenmek istiyorsan, futboldan gelen genç teknik adamların, geleceklerini heba etme pahasına, görevlerinden istifa ederken söylediklerine bakmanız yeterlidir. Asıl önemli olan ise söyleyemedikleridir.

Federasyonun, janjanlı birkaç işi reklam etmeleri ve “PİAR” çalışması yaparak, güneşi balçıkla sıvama arzuları; bir süre sisteme inanılmaz fayda sağlayabilir. Ancak doğruların görünmesini engelleyemez. Federasyon çalışanları A’dan Z’ye kadar emekli olmalıdır.
Dünya kupasına gidiyoruz ya, aslında gerisinin de pek bir önemi yok!