Amerika Körfez’de gerçekten köşeye mi sıkıştı?
Kara harekâtında; önce yoldan sapmış, besleme terör örgütü geri çekti. Körfez’deki Ümmet kardeşliği ise biraz kafa karıştırdı. Teşhisi doğru koyan, NATO’nun Avrupalı üyeleri haklı olarak resti çekti. Elinde dişe dokunur, sadece Türkiye ve Azerbaycan kaldı.
Kadim halklar karşı karşıya gelir mi?
Kapalı kapılar arkasında; baskılar, vaatler, sözler havada uçuşuyor, olmalı.
Bizim açımızdan vicdanlara sığan bir savaş gerekçesi yok. Bir neden yaratma çabaları yerli yerine oturmuyor. İsrail’in adına, Amerika’nın sevimsiz politikaları için dahi olsa çoğunluğu Türk olan komşumuzla savaşıyor olma fikri; Metehan’dan bu yana savaş alanlarında mertliği ile tanınan biz Türklere hiç yakışmayacağını herkes bilir!

Savaş oyuncakları karşılığı, biraz da ekonomik rüşvet bize bunu yaptırır mı?
Bizim gibi tarihi olan bir devlet; bir fedai gibi bu işlere girmez!
Baskıyı çok net hisseden yönetim; bu savaşın bizim savaşımız olmadığını çok iyi biliyor olmalı. İran ile normal zamanda birçok konuda anlaşamasak da, Türkler tarih boyunca güçsüze karşı, güçlünün yanında hiç olmamıştır. Türk halkının hissiyatı; böyle haksız bir savaşa girmek yönünde değildir.
Savaşı kısa sürede bitireceğini düşünen Amerika, girdiği bataklığa çok dikkat etmelidir. Savaşın meşru sayılabilmesi için haklı bir amacı ve kabul görmüş bir gerekçesi olmalıdır.

Peki, bu savaşta onay almış bir gerekçe var mı?

Peki, sizler evinizden bu kadar uzakta, ne arıyorsunuz?

Amerika’nın bugüne kadar yaptığı birçok askeri müdahalenin gerekçesi çok fazla tartışmalı. Amerikan halkı kendisine düşen çok önemli bir görevi olduğunu bilmeli. Seçtikleri liderin yalnızca politikalarına değil, karakterlerine de çok dikkat etmeliler.
Güç; zayıflara karşı kullanıldığında değil, barışı koruduğunda anlam kazanır. Dünya adaletle yönetilirse; O zaman kalıcı barış da sağlanmış olur.
Bugün dünyada birçok insan şu soruyu soruyor: Bu savaşın kazananı kim?
Çünkü savaşın kaybedenleri hep masum insanlar oluyor.
Bir ülkenin güvenliği, başka ülkelerin yıkımı üzerine inşa edilemez!
Dünya artık savaş değil; daha fazla adalet istiyor. Gerçek liderlik bunu gerektiriyor.
Mustafa Kemal Atatürk bugün hâlâ gerçek bir yol göstericidir.
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Çünkü gerçek güç; savaşı başlatmak değil, barışı koruyabilmektir.