Savaş uzmanları, Amerika ve İsrail'in gizli planlarını “Türkiyesiz NATO’yu organize edeceklerini” buldukları her fırsatta janjanlı cümlelerle anlatır oldular. İsrail'in, kurulacak bu yeni NATO’da Türkiye’nin yerini alacağı fikrine saygı duyuyor ama bu teoriye asla katılmıyorum. Bu rüya, İsrailli Vandalların ve biraz da batıda ki sarı saçlı kot kafalı Amerikalıların gizli kalmış ihtirasları olabilir. Gerçekleşir mi? Asla! Neden mi?
Birincisi, Avrupalılar kendilerini İsrail’e gerçekten teslim etmek isterler mi?
İkincisi, Türkiye gibi bir partneri kim kaybetmek ister?
Ve üçüncüsü Türkiye’nin dünyada ki mevcut durumu ve konumu.
Bu üç soruya cevap bulmak için okurlarımız kendi sorgularını kendileri yapmalıdır. Ülkelerin belki de yok oluşları üzerine kurulan savaş birliktelikleri, genelde evliliğe benzer. Güven esasına dayanır. Aldatılmak evliliğin sonunu getiren ikiyüzlü bir davranıştır. İnsan aldatıldığını bilene kadar masumane bir şekilde mevcut konumunu korur. Öğrendikten sonra ise hiçbir şey eskisi gibi olmaz.


NATO görüntüde kaya gibi sağlam, ayakları üzerinde aslanlar gibi duran çift başlı bir kartala benzer. Burada patron biraz da Amerika'dır. Batılıların, biz Türklerin çok aşırı saf olduğumuzu düşünmelerine ise bayılırım. Onları hayranlıkla izlerim. Sen benim ülkemin topraklarında terör örgütü kuracaksın. Ülkemin pistinden havalanan araçlarınla; örgüte silah, mühimmat ve erzak taşıyacaksın. Eski dönemlerde bunu dillendiren vatansever insanları ortadan kaldıracaksın. Kiminin uçağını düşürecek, kiminin helikopterini düşürüp, bulamayacaksın, kimini de zehirleyip ortadan kaldıracaksın. Günümüzde örgütlerin isimleri ile evcilik oynarmış gibi değiştirip, onları en baba silahlarla donatarak bir ordu kuracaksın. Kartlarını hiç utanmadan açık açık oynayacaksın. Ve bu ahlaksızlığı da sınırımın hemen yanında yapacaksın. Amaç bu bölgede ki ulus devletleri parçalayıp zararsız hale getirmek ise yolu yarılamış sayılırsın. Bilinmelidir ki; İsrail her ne kadar garibana ve mazluma insanlık dışı davranışlarıyla şeytanlaşsa da, yüz yüze bir savaşta dünyanın en korkak milletidir. İsrail’in hedefinde ki ülkeler bölgenin kadim uygarlıklarıdır. Bunlar binlerce yıla damga vuran; İran, Mısır ve Türkiye’dir. Mısır, İsrail’in varmak istediği güzergâh dışında olduğundan, kısa vadede ayağına dolaşmayacak ve onlara dokunmayacaktır. Diğer hedefleri ise çok uzun süredir bu topraklarda yaşayan, genelde Türklerle cenk talimi yaparak kendilerini ve Türkleri zinde tutan İranlılardır. Ki topraklarının büyük bölümünde Türk kardeşlerimiz yaşar. Yöneticilerinin birçoğu Türkçe konuşur.


Güya son hedeflerinde ise dünya tarihinin ilk insanları olarak bildiğimiz Türkler vardır. İlk insanlar, cümleme itiraz eden az kullanılmış, sıfır motor tadında beyinler olabilir. İyi de dostum her bir keşifte insanlık tarihi ne kadar geriye giderse gitsin, vardığı yerde hep bir Türk varlığı ile karşılaşıyoruz. Nedense orada hep kendimizi buluyoruz. İlk insanların Türk olmadığını, sen bana anlat, beni sen ikna et! Göbeklitepe tadında açılmayı bekleyen birçok yerin varlığı bende böyle bir hissiyat bıraktı.


Binlerce yıldır bu uygarlığa; dinozorlar ve asteroitler, kuyruklu yıldızlar, hastalıklar, dünya dışı varlıkları, birçok muhteşem imparatorluk ve dahi içimizde ki vatan hainleri zarar verememişken; sevgili İsrailli Kardeşlerimizin bu harika düşünceleri "Şehit" olma aşkıyla ile evlerinde pinekleyen Türk insanını “ Titre ve kendine gel!” tadında uyandırmaya fazlasıyla yeter. Ahde vefası olmayan bu milleti, dedelerimiz tarihte birkaç defa kurtarıp “Can Suyu” verse de bu durum hep unutulmuştur. Hâlbuki bu topraklara “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” tadında barış getirseler, buralarda yaşamak ne keyifli olurdu, değil mi?


Bu planlar içerisinde Anadolu'da yaşayan Kürt Kardeşlerimi de kendilerinden sayan "Amerikalı veya İsrailli" dostlarımız olabilir. Ancak az bir sayıda Kürt görünümlü Ermenileri saymazsak bu dönüş çok zor sağlanır. Ancak yüzyıllardır bağları çok güçlenmiş “Türk-Kürt Kardeşliğini ” yok etmek o kadar kolay olmayacaktır. Uzun zamandır, pozitif ayrımcılıkla korunan ve ülkenin kaymağını yiyen Kürt Kardeşlerimiz, bu pozisyonu bırakıp; Allah katında canilikle suçlanan bu canilerin ayak işlerini yapmazlar. Onlar için savaşmazlar. İsrail için "Kardeşlerine" el uzatmazlar. En azından uzun süre içlerinde yaşamış birisi olarak, ben böyle düşünüyorum.


Evlilikte " Güvenlik" buhranına dönecek olursak; NATO, geçmişte Amerika’nın bu ve buna benzer projelerini uygulamaya koyduğunda güven bizim için zaten bitmişti. Irak ve Suriye Savaşlarında "Hava Savunma" sistemlerini vermeyenler ile satmayanlar niyetini zaten O zamandan belli etmişlerdi. O dönemleri hatırlayan arkadaşlar mutlaka vardır. Sadece İspanya hava savunma sistemlerini bölgeden çekmemişti. İspanya her zaman prensipli davranmayı sürdürmüştür.


Bizi Avrupa Birliğine almayan zihniyet, kapısında sadece güvenlik olarak tutmak arzusundadır. Yapılacak bir savaşta Türkiye bizi korusun ama biz Türkiye için parmağımızı kıpırdatmayalım, düşüncesi Hristiyan Birliğinde daima mevcuttu. Son dönemlerde ki Avrupa’nın güçsüzlüğü kafalarını biraz karıştırmış olsa da, fikirleri genelde sabittir.
Sevgili dostlar! Evet, NATO çok önemlidir. Yüzümüz; Uzak Batıya, Akdeniz’e, Afrika’ya ve Avrupa’ya dönüktür. Ancak, bizler dünyaya NATO bizi korusun diye gelmedik. Avrupalılar bizi NATO'ya almaz, aman bizi çıkartırlar, diye de gelmedik. Hatta tarihte birçok yol arkadaşımız bizi sırtımızdan da vurmuştur, bu da doğrudur. Hani, şu an bu hainler neredeler? Hepsi çoktan her hainin sonu gibi yok olup gittiler.


Biz Türkler iyi yönetildiğimiz sürece; Biz Türkler iyi eğitildiğimiz sürece; Biz Türkler gelişmiş teknolojiye sahip olduğumuz sürece; İstiklal Marşını yürekten ve Türkçe okuduğumuz sürece “Gençliğe Hitabenin” anlamını çok küçük yaşlarda öğrendiğimiz sürece; Dünyada bizim başımızı yere eğdirecek, Allah'tan başka ne bir güç; ne de bir kuvvet vardır.