Sanki çocukluğumda ki yağmurlar geri geldi.
Çölleşeceği söylenen ülkemiz yeniden yeşerdi.
Savaş başladığından bu yana birçok ilde yağış rekorları kırıldı.
Bunu ben söylemiyorum, meteoroloji söylüyor.
İsrail’in komşu ülkelerin yağışlarını çaldığı konusunda birçok söylem olsa da, konunun uzmanları, böyle bir şeyin bilimsel temelinin olmadığını söylüyorlar. Her ne kadar hırsızlık “Şehir Efsanesi” olsa da; mevzubahis İsrail olunca, karpuz kabuğu hep aklımızda bir soru işareti olarak kalıyor.
Peki bulut tohumlama sistemi başarılı bir uygulama mı?
Sistem bulutlara gümüş iyodür gibi parçacıklar bırakarak yağışı arttırmayı hedefliyor.
Uzmanlar uygulamanın yeni bir yağış bulutu oluşturmadığını vurguluyor.
Sistem yağmaya hazır bulutlar üzerinde etkili oluyormuş.
Yeni bulut yaratmaz, nem üretmez, rüzgâr düzenini değiştiremezmiş.
Sellerin nasıl oluştuğunu da şimdi daha iyi anlamış olduk.
Geçmişte İran, yağmur hırsızlığı konusunda İsrail’i suçlamıştı.
Sonuçta tohumlama konusunda kimyasal maddeler kullanılıyor.
Bu konudaki komplo teorileri sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde konuşuluyor. Komplo teorisyenleri “Dünyayı yöneten gizli güçler; uçaklardan insanların üzerine kimyasal ve biyolojik madde püskürtüyor” demekle kalmıyor, kuraklığa neden olduklarını, toprağı zehirlediklerini, insanları tepkisiz varlıklara dönüştürdüklerini de dile getiriyorlar.
Ben ne mi düşünüyorum?
İşin içinde İsrail varsa gariban insanların topraklarını çalmakla kalmazlar, havalarını, sularını, hatta geleceklerini bile çalar. Varsa teknolojileri, yağmur çalmaktan çok da utanacaklarını zannetmem. Teknik olarak çalınır mı, çalınmaz mı, onu bilemem ama neredeyse elli yıl öncesinin o temiz ve harika havası geri geldi. İşin içinde bir bit yeniği var mıdır? Yok mudur? Bunu araştırmak köy kıraathanesindeki biz emeklilere düşmez!
Ama inandığım bir şey var. Yaradanım eksik bir şey yapmaz!
Doğayı da insanoğlundan başkası bozmaz!