23 Nisan, en önemli toplumsal miraslarımızdan bir tanesi.

Önemli çünkü bir milletin vizyonunu ve odaklandığı hedefi gösterir bu bayram. Günü kurtarmak değil, geleceği yeşertmektir amacı.

23 Nisan sadece bir bayram değildir; bir milletin, çocuklarına verdiği değeri ve önemi gösterir. İyi yetiştirilen her nesil, gelecek nesillerin inşasına koyulan sağlam bir tuğladır.

Bu karmaşık bir iştir tabi. Aileye iş düşer, topluma iş düşer, devlete iş düşer. Ben ise sadece çiçeği burnunda bir baba ve bir beslenme uzmanıyım. Bu yüzden size sadece kendi uzmanlık alanım üzerinden bir anlatım yapacağım.

Beslenme, sadece boy uzaması veya kilo kontrolü demek değildir. Beyin gelişimi, bilişsel fonksiyonlar ve duygusal regülasyonun temeli de beslenme ile ilişkilidir. Özellikle erken çocukluk döneminde tüketilen kaliteli proteinler, omega-3 yağ asitleri ve bazı mikro besinler beyin gelişiminde çok önemli roller oynarlar.

Bu yüzden iyi beslenen bir çocuk ‘sadece fiziksel olarak sağlıklı’ değildir. Odaklanma süresi uzar, hafızası keskinleşir ve öğrenme merakı artar.

Çocuklarımızı iyi beslemenin yolu mutfaktan geçiyor, evet, hemfikiriz bence bu konuda. Peki siz o mutfakta, çocuğunuz için dengeli menüler hazırlayabiliyor musunuz? Doğru porsiyonlama yapabiliyor musunuz? Besinleri tanıyor, beslenme çantasında çeşitlilik sağlayabiliyor musunuz? Peki ya çocuğunuz bunları yapabiliyor mu?

Bu yüzden ‘beslenme okuryazarlığı’ kavramı üzerinde sıkça durmamız gereken bir konu. Hem sizin için hem okul çağı çocukları için elzem.

Beslenme okuryazarlığı, bireyin sağlıklı beslenme kararları alabilmesi için beslenme bilgilerine ulaşma, bu bilgileri anlama, analiz etme ve günlük yaşamına uygulama becerilerinin tamamıdır. Tam da bu çerçevede okullarımızda ve hatta kreşlerde ‘beslenme okuryazarlığı’ dersi verilmesi, çocuklarımızın besinleri ve beslenmeyi iyi anlamasını sağlar. Okullarda ‘beslenme okuryazarlığı dersi’ verilmedikçe, okul çağı çocuklarının besin seçimlerinde doğru karar verebilme ihtimalleri neredeyse sıfıra yakın.

İddialı gelmiş olabilir ‘sıfıra yakın’ tahminim. Ama düşününce bana hak vereceksiniz, hiç ‘beslenme çantası’ olarak veliler tarafından okula gönderilen çantaları inceleme fırsatınız oldu mu? Çocuklarımızın beslenme çantaları ‘eczane’ gibi olmalıyken ‘laboratuvar’ a dönüşmüş durumda. ‘Ucuz olsun’, ‘pratik olsun’ veya ‘dökülmesin’ diye çocukların çantalarına koyulan ‘sahte besinler’ bunun en net kanıtı.

Bir baba olarak kızımın, bir uzman olarak ülkemin çocuklarının geleceği için söylüyorum: Beslenme, bir milletin var olma meselesidir. Çocuklarımıza ‘gerçek besin’lerin içindeki mucizeyi öğretmeliyiz.

Çünkü günü kurtarmak karın doyurmakla, geleceği kurtarmak ise doğru beslemekle başlar. Bir çocuğun tabağındaki değişim, bir milletin geleceğindeki en sessiz ama en büyük devrimdir. Çocuklarımıza ve aydınlık yarınlarımıza geç kalmayalım.

Şimdiden tüm çocuklarımıza iyi bayramlar.