“İngiliz Kemal” tadında ki Maliye Bakanımız, sırtını TUİK’e yaslayıp emeklinin hakkını altı ay sonra bile vermekte zorlansa da; seyyanen zamdan kıvrak zekâları ile şimdilik kurtulur. Ancak Türk adaletinde mekanizmalar çalışmaya başlamıştır. Hele elleri öpülesi bir hâkim;karara tam dört sayfa şerh düşerek, emeklinin neden “Seyyanen Zam” alması gerektiğini açık ve seçik anlatmış. Ağzın bal yesin! Ellerin dert görmesin!

Planlama, emeklileri açlık ve sefaletle telef etmekse, işiniz gerçekten çok zor.

Ölüm pazarlığı sevmez! Sadece “Allah’ın dediği olur!” Öldürmeyen Allah öldürmez!

Devletin karar verici güzel insanları! Hal böyleyken, yirmi milyona yakın emeklinin yekten ahını alıp, sonra da hiçbir şey olmamış gibi rahat ve huzurlu bir şekilde seçime giremezsiniz. Girseniz de “Hak-Hukuk-Adaletin” olduğu zemininde; o seçimden galibiyet ile çıkamazsınız.

Karar vericilerin, sevgili danışmanları, değerli dostlar! Unuttuğunuz bu emeklilerin çocukları ve de torunları var. Gördüklerinden çok daha kalabalık ve etkililer.

Sayılı gün çabuk geçer.

Emekliler siyaseten olmasa da, bayramda kurban kesip, torunlarına ikram edebilecekleri şeker ve çikolatadan mahrum edildiler. Neredeyse bayram harçlığını bile torunlardan alacaklar. Onurlar kırılsa da, gururlar incinse de; bu alfa kurtlar; kışı zorda olsa geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz!

Bayram biter, devran döner.

Aylar geçer, bir de bakmışsın seçim gelmiş.

Sonra “Sen bizi neden uyarmadın!” demeyin!