Düşünün!
Para cebinizde her dakika erirken, su musluktan gözyaşı gibi akarken, elektrik faturası doymuş bir mideye fazladan yükleme yapılır gibi şişerken... Tasarrufu, doğru yapabiliyor muyuz?
Bireysel olarak düşünüldüğünde tasarruf; cimrilik mi, yoksa akıllı yaşam mı?
Tasarruf ailede nasıl uygulanır, devlette ne işe yarar? Nelerde tasarruf yapılır ya da yapılmaz?
Deniliyor ki, itibardan tasarruf olmaz. Oysa, insan; sevgisinden tasarruf ediyor sevdiğine ve ailesine karşı, duygu ve düşüncelerinden tasarruf ediyor topluma ve tüm canlılara karşı. Bu cimrilik değil midir sizce de?
Felsefik açıdan toplum incelendiğinde:
*Yüksek ve kronik enflasyonun olduğu bir ortamda düşük gelir ile bireyler ve toplum geçimini sağlayabiliyorsa; herkes iktisatçıdır ve iktisat fakülteleri kapatılarak tasarruf sağlanabilir.
*Ahlaksızlık, adli suçlar, mali suçlar, mobing gibi kötü alışkanlıkların çok yüksek olduğu bir ortamda bireylere; çocukluktan başlayıp yetişkin olana kadar süren eğitim ve öğretim tam verilememektedir, okullar kapatılarak tasarruf sağlanabilir.
*Daha lig başlamadan şampiyon takımın ilan edildiği, bilinçli hakem hataları, şike söylentilerinin ayyuka çıktığı, bahis listelerinde futbol profesyonellerinin adının geçtiği futbol sezonu içinde her hafta fikstüre göre maç oynamaya gerek yok, şampiyon olması istenen takıma kupası ilk maçta verilip, tasarruf sağlanabilir.
*Çarşıda, pazarda, alışverişte, ticarette, çek-senet işlerinde, banka kredilerinde hile hurda, haksızlık, kandırma ve dolandırıcılığın fazla olduğu günümüz ticaret sisteminde işletme fakültelerine gerek olmamalı, işletme fakülteleri kapatılarak tasarruf sağlanabilir.
*Arkadaş ortamında, konu komşu günlerinde, akraba ziyaretlerinde ve TV programlarında yapılan dedikodular, çekiştirmeler, kıskançlıkların kamufle edilmesi edebi yönden konuşma ve ifadelerde en üst seviyede beceri gerektirdiğinden edebiyat fakültelerine gerek yoktur, kapatılabilir.
*Bazı dernek, vakıf ve sendika gibi örgütlenmelerde derdi koltuk kapmak, yetkisi kısıtlı da olsa makam sahibi olmak ve isminin önüne sıfat alarak etiket kullanmak olan insancıklara evlerinde kalmaları şartı ile masa, sandalye ve isimlik verilerek tasarruf sağlanabilir.
*Doğuştan futbolcu, doğuştan sporcu, doğuştan siyasetçi, doğuştan türkücü, doğuştan sanatçı olan kişilere direk diploma ya da iş verilerek zamandan tasarruf sağlanabilir.
*İşe yeni başlamış ama her gün iş yerinde; ‘’Emekliliğime şu kadar süre kaldı!’’ diye üretim yapmak yerine mesai tüketenler hemen emekli edilerek, yıllarca sürecek sorunları çözülebilir.
*Metropollerde trafik sorunu yaşayıp işe, okula istemeye istemeye gitmeye çalışanlar, o gün için ‘’Geldi!’’ kabul edilip, yok sayılmayabilir. Trafik sorunu ortadan kalkacağından ciddi oranda tasarruf sağlanır.
*Yazarlar sayfalarca hikaye, roman ve masal yazmak yerine direk özet metin kaleme alarak, tasarruf sağlanmasına katkı verebilir. Okuyucular ise zamandan tasarruf sağlar.
*Karbon salınımı azaltmak için günde üç-beş kez nefesimizi tutup, geç verebiliriz. Karbon salınımını azaltarak, çevre ve iklim değişikliği için tasarruf sağlarız.
*Yalan ve iftira dolu bir medya ortamında haberler zaten çarpıtılarak yayılıyorsa, iletişim fakülteleri kapatılarak, herkesin kendi gerçeğini üretmesi yöntemiyle tasarruf sağlanabilir.
*Sağlık sisteminde doktorlar yerine halk ilaçları ve kulaktan dolma tavsiyelerle hastalıklar tedavi ediliyorsa ve toplum bu yöntemlere meylediyorsa, tıp fakülteleri kapatılarak doğal seleksiyonla tasarruf sağlanabilir.
Biraz felsefe, biraz ironi ile birçok tasarruf yöntemi daha bulunabilir… Denemeye hazır mısınız?
Tasarruf, sadece para biriktirmek değildir. Hayatı sürdürmek için sadece gerektiği kadar tüketmek, doğal kaynakları korumak, ortak bilinç ile yarınları güvenceye almak. Gerçek şu ki, birey olarak boşa harcanan her kuruş, her dakika, her olumsuz düşünce yarınki krizi doğurur. Tasarruf başta kendimize, topluma ve çevreye saygı içermekle birlikte yaşam, kültür ve ekonomiye güç katar. İsraf, maddi ve manevi kaynakları yok eder; tasarruf, her alanda bolluk getirir. Tasarruf yapmayan toplumlar, yaşam kalitesizliğinde acı çeker, kültür erozyonunda savrulur ve borç batağında boğulur.
Birey, tasarrufun temel taşıdır.
Ailede tasarruf, birlikten doğar. Haftalık bütçe toplantıları yapılmalı, giderler listelenmelidir. Tasarruf ailede, mutluluk çoğalır!
Devlet, en büyük tasarrufçu olmalıdır. Gereksiz kamu harcamalarını kısılmalı, verimsiz projeler hemen iptal edilmelidir. Eğitim, sağlık ve savunma bütçelerine tasarruf olmaz fakat bu bütçeler rantabl yönetilmelidir. Devletin tasarrufu, ekonomiyi büyütür, borçları azaltır.
İslam, tasarrufu ibadet sayar. Kur'an'da: "Yiyin, için, israf etmeyin!" (Araf, 31). Peygamberimiz (SAV): "İsraf eden, şeytana kardeştir." buyurur. Tasarruf, nimete şükürdür. İslam'da tasarruf, dengeyi korur.
Tasarruf, bireysel bir tercih olmanın ötesinde, toplumsal bir sorumluluktur. Felsefi örnekler bize gösteriyor ki, israf ve verimsizlik her alanda kök salmışsa, gerçek tasarruf ancak köklü bir zihniyet değişikliğiyle mümkün olur. Bireyden devlete uzanan bu yolculukta, cimrilik değil akıllıca yönetim ön planda olmalıdır.
Tasarruf eden toplumlar sürdürülebilir bir geleceğe sahip olur; israf edenler ise kaynaklarını tüketerek kendi sonlarını hazırlar.
Her birimiz, bugün attığımız adımlarla yarınları şekillendiriyoruz ve tasarruf, bu şekillendirmenin anahtarıdır.