Bazen bir şampiyonluk sadece kupa değildir. Bazen bir sıralama, bir sezon, bir sonuç… Yılların birikmiş duygusunun, kırgınlığının ve beklentisinin sahaya yansımasıdır. Futbol tabelada yazandan ibaret değildir çünkü; hafızası vardır onun. Unutturmaz ve unutulmaz.

Varsayalım… Bu sezonun sonu geliyor. Dengeler değişiyor. Alışılmış senaryolar bozuluyor. Trabzonspor zirvede, ardından son dönemlerde üzerini gri bulutlar kaplasa da ezeli rekabetin iki büyük adı; Galatasaray ile Fenerbahçe… Yer değiştirseler de fark etmez, rekabetleri yerinde ama gölgede kalan yapay destekleri de unutmamak gerekir. Beşiktaş ise tüm mağduriyet yaratıcı olumsuzluklara rağmen dördüncü sırada ama emeği ile tertemiz kupayı almış. Kimine göre başarı, kimine göre teselli… Binaenaleyh, aslında çok daha fazlası. Adalet terazisinde değişim rüzgarının yaptığı tedavi edici etkinin izlerini sizler de görebilirsiniz.

Ve İstanbul’un üç takımı… Kasımpaşa, Eyüp, Karagümrük… Aynı şehirden, aynı kaderin farklı yüzleri. Bu kez düşüş onların. Bir sembol gibi. Bir parodi belki ama içinde bir mesaj saklı. Futbolun sadece güç dengesi değil, adalet dengesi de vardır diye fısıldayan bir mesaj. Burada puan sıralamasında ve de şampiyon takımın belirlenmesinde, hak eden diğer başarılı kulüplerin bir takım mağduriyetler yaşanmasına dolaylı ya da direk katkı veren mimli Anadolu kulüpleri de yok değildir.

Yıllar önce oynanan, ama hâlâ konuşulan bir sezon vardır. 2010-11… Kimi için kapanmış bir defter, kimi için hiç kapanmamış bir yara. Telafi edilir mi? Belki. Ama bazı şeyler vardır ki, rakamlarla ölçülmez. Kupayla kapanmaz. İçte bir yerlerde hep saklı kalır.

Beşiktaş’ın hikâyesi de biraz böyle. Zaman geçmiş, sezonlar değişmiş, kadrolar yenilenmiş… Ama bazı duygular eskimemiş. Haksızlıklar, adaletsizler ve çalınan alın terleri… Bunlar kayboldu mu, geri getirmek kolay değil. Hatta bazen imkânsız. İşte bu yüzden mesele sadece futbol değil; bir duruş meselesi, karakter meselesi. Beşiktaş kulübünün ismi dillerde telaffuz edilince nedense ‘’Adalet’’ kelimesi hafızaya geliyor ve üzüntülü gönüllere onur ve şerefli bir duruş altında saygıyla; adaletin tohumları ekiliyor. Beşiktaşlı olmak en büyük erdemlerden biridir.

Ve hakemler! Ellerinde hakem düdüğü ile Sur’a üfler gibi üfleyerek kıyameti yaşatıyorlar bazı spor kulüplerine.… Bir anda her şeyi değiştirebiliyor ve de alt üst edebiliyorlar. Yönetim kararlar ile bir kulübün kaderini çizebiliyorlar. Hakemlik, vebal altına girmektir bir bakıma. Hakemler için bu vebal, aynı zamanda cennetini ipotek altına koymaktır.

Futbolcu tercihleri… Bir sezona yön verebilir. Ama asıl mesele bunların ötesinde. Zihniyet. Karakter ortaya koyabilen yerli ve yabancı futbolcularla futbolda gelişim sağlanır. Sahada sportif yeteneklerini değil de sanatsal yeteneklerini sergileyen tiyatrocu sporcularla değil..

Değişim tabelada başlamaz. Zihinde başlar. Sahada değil, vicdanda başlar. Adalet duygusu yerleşmeden hiçbir sistem ayakta kalamaz. Ne futbolda, ne hayatta.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca yeni transferler değil. Yeni bakış açıları. Eski alışkanlıkların sorgulanması. “Hep böyleydi” cümlesinin yıkılması.

Çünkü mesele sadece spor değil. Eğitimde de aynı ihtiyaç var. Sağlıkta da. Toplumun her katmanında. Ailede, sokakta, kurumlarda… Bir yenilenme. Bir arınma.

Kendi değerlerine yaslanan ama dünyayı da anlayan bir duruş. Saygıyı unutmayan, sevgiyi küçümsemeyen, bilgiyi rehber edinen bir yaklaşım. Empatiyi zayıflık değil, güç sayan bir anlayış.

Teknoloji gelişiyor. Dijital dünya büyüyor. Ama insan küçülmemeli. Aksine büyümeli. İç dünyasıyla, ahlakıyla, vicdanıyla…

Belki de mesele yeniden hatırlamak. Kim olduğumuzu. Nereden geldiğimizi. Hangi değerlerle ayakta kaldığımızı…

Çünkü şampiyonluk sadece bir sezonluk değildir. Gerçek şampiyonluk; adil kalabilmektir. Doğruyu savunabilmektir. Kaybederken bile onurlu durabilmektir. Beşiktaş gibi şerefli ikincilikler yaşanır ama gönüllerin şampiyonu olursunuz.

Ve gün gelir… Tüm bu hesaplar kapanır. Tüm tartışmalar diner. Geriye sadece şu kalır:

Kim haklıydı?

Kim adildi?

Kim gerçekten şampiyondu?

İşte o zaman anlaşılır.

Kupayı kaldıran değil…

Vicdanı temiz olan kazanmıştır.