Değerli Meclis Başkanı son dönemlerde yaptığı enteresan açıklamalarla halkından olumsuz tepkiler almaya devam ederken, bir şekliyle Türk insanını incitip endişeye sevk etmektedir. İsterseniz yapılan açıklamaları beraberce hatırlayalım. İlki cani bir örgütle diğeri ise Meclis çatısı altında eğitim yapan çocukların, insan kılığına bürünmüş birileri tarafından taciz edilmesiyle ilgiliydi.

Başkanın ilk açıklaması ikincisine göre epey çalışılmış, sinirlenmeden, sakin ve yumuşak bir tarzda ifade edilmişti.
"TBMM, kendisini feshetmiş bir örgüt için eğer gerekli birtakım yasal düzenlemeler varsa bunları da yapar" dediği günden biraz daha geriye gidersek, Kandil’in çok bariz ve abartısız serzenişiyle karşılaşırız. “TÜRK-SİHA” sisteminin başarısından fazlaca rahatsız olmuş bir ses tonuyla: “Bunlar savaşın şeklini değiştirdi. Biz onlarla nasıl baş edeceğiz! Bu ciddi bir haksızlıktır!” diyerek ağa-babalarına ağlamaklı bir dille yalvarırken o günlerde, terör örgütü belirli bir coğrafya da bitme noktasına gelmiş, ötedekiler ise kılık değiştirerek PYD’ ye katılımı hızlandırmıştı.

Bütün bunlar yaşanırken örgütle barış ve kardeşlik duygusu tekrar pişirilerek “Türk Halkının” önüne konmuştur? Madem elimizde barış adına böyle bir koz vardı; bir insan hayatının bile çok önemli olduğu dünyamızda elli bin insanımızın ölmesi neden beklendi?

Hem de örgütün içeride çöküş hikayesi konuşulurken.

Geldiğimiz bu acayip düzende siyasi kimlik farkından dolayı dünya üzerinde “Nuh deyip Peygamber” demeyenler için “yok canım bu kadar da olmaz!” diyeceğimiz ortaklıklar kurulmaya başlar. Daha da garibi ülkede çok zıt kutuplarında bulunan düşman kardeşler, yeni düzende aynı kabın içinde rahatlıkla istenilen şekle girerler. Dünya siyasetinde hiç yaşanmamış bu durumun altında bir buzağı aranmalı diye düşünen insan varlığının da olduğu bilinmelidir.

HÜDAPAR ile DEM aynı noktada buluşuyorsa, MHP ve AK Partinin DEM ile aynı konumda durması, eşyanın tabiatına aykırı gibi gözükse de, birçok acayip denklem mevcut da olsa, çok renkli ve farklı koalisyon kurulumu başarılmıştır.

Devam eden süreçte şehit aileleri ile gazilerin hassasiyeti dikkate alınmadan yapılan gevrek açıklamalar üzerine birileri tarafından muhatap alınması istenen PKK sosyal medyada boy gösterecek; “Biz suç işlemedik ki; neden ceza alacakmışız?” tarzında çayın demsiz tarafındaki irinleşmeler ve sanki elli bin kişi kendi eceli ile ölmüşçesine yapılan pişkin açıklamalar insanları çok fazla üzecektir.

Ülke içinde terör örgütü severlerin ele avuca gelmeyen densizlikleri ile ellerinde taşıdıkları renkli paçavralarla Türk bayrağını indirilip, üstüne üstlük bir de yakma girişimi gidilen yoldaki yanlışları göz önüne sermektedir.

Aklı başında insanlar bile “Bu işin iyice suyu çıktı!” düşüncesine hakim olmuştur. Tunceli’de gösterilere izin vermeyen vatansever valinin görevden affını istemesi, bazı şeylerin doğru gitmediğine işaret eder mi?

PKK örgütünü çok seven DEM vekilleri yaşananların ışığında, “Anayasa değişikliği de isteriz” diyen cümleleri süreçte ara-sıra basına cılızca sızdırılsa da tam olarak açıklamakta zorlandıkları gözlenir. Ya da birileri bu açıklamaların biraz daha vakti var bekleyin, diye ikaz mı eder?