Hayatımız doğru ve yanlış kararlarla dolu. Başarılı olmuş kişilerin hikayelerine bakıp "Ben de yapabilirim!" diyoruz. Ama işin görünmeyen tarafında neler var? Başarısızlar, batanlar, vazgeçenler, tutunamayanlar?

Sadece önde olanları görmek gerçeği büyük ölçüde çarpıtıyor. Bu algılarımıza kurulmuş büyük bir tuzak olarak karşımıza çıkıyor, vereceğimiz kararlarımızı etkiliyor ve bizi başarısızlığa sürüklüyor.

II. Dünya Savaşı'nda Müttefiklere ait bomba uçakları Alman savunmasından her hücumda ağır darbe alıyordu. Üsse dönen uçaklar inceleniyor, kanatlar ve kuyruklar mermi delikleriyle dolu olduğu tespit ediliyordu. Komutanlar ve mühendisler hemen toplanıp karar verdi: "Bu mermi yarası alan bölgeleri zırhlayalım!" Ama matematikçi Abraham Wald, "Durun! Zırhları, mermi yarası izi olmayan yerlere koyun; özellikle motorlara ve kokpite" dedi.

Neden mi?

Çünkü o bölgelerden vurulan uçakların tümü geri dönememişti. İncelemeler sadece hayatta kalan uçaklar üzerineydi. Bakmak ile görmek, görmek ile anlamak farklı yeteneklerdir.

Sadece başarıya odaklanmak başarısızlığın gerçek nedenlerini gizler.

Hayatımızın her alanında bu tuzaklar pusuda beklemektedir. Yapılacak bir hata birey olarak sadece kendimizi değil toplumun tamamını da telafisi olmayacak biçimde etkileyebilir.

I. Dünya Savaşı’nda askerler kask takmaya başladıktan sonra baş yaralanma raporları çok fazla arttı. Kasklar işe yaramıyor mu? diye düşünüldü. Oysa raporlara sadece kask sayesinde hayatta kalan askerlerin yaralanmaları kaydediliyordu. Önceden aynı yaralarla ölenler hiç raporlanmamıştı. Kask hayat kurtarıyordu ama veri yanılgısı tersi bir durum meydana getiriyordu.

Dünyadaki en büyük şirketlerin sahipleri sabah saat 05:00'te kalkıyor, az uyuyor, dev riskler alıyor diye milyonlarca paylaşımlar yapılıyor. Ama aynı rutini uygulayan binlerce genç girişimci başarısız oldu ve battı. Onlar kitap yazmıyor, haber olmuyor. Sadece başarılı olan girişimciler öne çıkıyor, geride kalan çığ gibi büyük bir başarısızlar ordusu var.

Restoran veya kafeler için şehirdeki popüler mekanlara bakıp "Bu iş para basar!" diyorsunuz. Ama batan binlerce restoran ve kafe yok mu? Onlar yanlış lokasyon, uygun olmayan zamanlama veya menüdeki trend tercihleri hatasından dolayı battı ve unutulup gitti.

Büyük fon ve yatırım şirketleri "Son 10 yılda en çok kazandıran fonlar!" diye kendi reklamlarını yapıyor. Ama iflas eden, düşük performanslı fonlar listeden hemen siliniyor. Gerçek ortalama getiri gösterilenden çok çok daha düşük.

Borsa İstanbul’un uzun vadeli hisse kazancı hesaplanırken batan ve kapanan şirketler endeksten düşürülüyor. Sonuç? Geçmiş getiriler ile reel getiri arasında uçurumlar var.

Sigara içip de uzun yıllar yaşayanların hikayesi her ortamda anlatılır. "Dedem 80 yıl sigara içti, hala sağlıklı!" diyenler olur. Ama sigaradan erken ölen milyonlarca insan var. Mezarlıkta yatıyorlar. Azınlık örnekleri bu riski gizliyor.

Spor salonlarından çıkmayıp ve ölümüne diyet yapıp başarılı olanların hikayelerinde ‘’3 ayda 20 kilo verdim’’ gibi zafer dolu ifadeler. Sosyal medya reklamlarında diyet öncesi ve sonrası fotoğraflar. Ama aynı diyet programı deneyen, yarıda bırakan, başarısız olan binlerce kişi nedense görmezden geliniyor.

Bir şarkı ile, bir paylaşım ile ünlü olan bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki sanatçılar popülariteleri ile dikkat çekiyor. Ama yıllarca uğraşıp vazgeçen milyonlarca içerik üreticisi geri planda kalıyor, istatistiklere yansımıyor.

Motive olmak güzel ama gerçekçi olmak da şart. Önce bakmak ile görmek, görmek ile anlamak arasındaki sırrı çözmek gerekiyor. Hep aynı pencereden bakmaya devam ederseniz göreceğiniz hep aynı manzaradır.

Başarıya odaklanmak motive eder ama strateji için mutlaka mezarlığa bakın.

Sorgulayın. Başarısızlıkları, vazgeçenleri iyi analiz edin. Bu bakış açısı kararlarınızı güçlendirir ve sizi gerçek başarıya yaklaştırır.

Karar vermeden önce tüm bu süreçleri sabırla deneyimleyin!

Göreceksiniz hayatınızda çok şey değişecek…