İnsan bedeni sürekli geri beslenen, içsel savunma mekanizmaları gelişmiş, çevre ve doğa ile uyumunu dengelemiş bir yapıda. Ya da yapıdaydı, uyumluydu.
Hala öyle fakat üzerindeki yük çok arttıkça denge bizim aleyhimize bozulmaya başladı. Bu yüzden özellikle kötü hava ve gerek besinlerden gerek alkol ve sigara gibi alışkanlıklardan kaynaklı maruz kaldığımız kimyasallardan kaynaklı olarak detoks mekanizmalarımıza geçtiğimiz on yıllara kıyasla çok daha fazla iş düşüyor.
Vücudumuzda bu kimyasal yükle başa çıkacak 5 ana sistem var. Solunum (akciğer), sindirim (bağırsak), boşaltım (böbrek) ve lenf sistemi, bunların merkezinde de karaciğer.
Karaciğerin görevi, vücuda giren her şeyi ayrıştırmak, dönüştürmek ve zararsız hale getirmek.
İlaçlar, alkol, işlenmiş gıdalar, çevresel toksinler… Hepsi bu fabrikada işleniyor, burada filtreden geçiyor. Karaciğer yorulmuyor belki, milyonlarca yıldır bu işi için optimize edildi, ancak verimliliği düşüyor.
Enginarın hikayesi burada başlıyor. O bir temizlikçi değil, endüstri mühendisi, fabrikanın organizasyonunu kolaylaştırıyor.
Enginarın içerisinde ‘sinarin’ adında güçlü bir bileşik var. Safra akışını teşvik ederek yağların parçalanmasını sağlıyor, bu sayede karaciğerin yükünü hafifletiyor. Aynı zamanda karaciğer hücrelerini oksidatif strese karşı koruyor. ALT ve AST enzimlerini düşürebiliyor, kolesterol ve trigliserit düzeylerinde anlamlı iyileşmeler sağlayabiliyor.
Aynı zamanda yüksek miktarda inülin yani lif içeriyor. Bu çözünür lif, bağırsakta safra tuzlarına bağlı talebi artırıyor, karaciğer daha fazla kolesterol kullanarak safra asidi üretmek zorunda kalıyor ve böylece kanda dolaşan LDL yani kötü kolesterol düşüyor.
Tek bir sebze bütün karaciğerin çalışma sistemini değiştiriyor. Demiştim ya çok güçlü bir yapısı var, bu yüzden aktif safra kanalı tıkanıklığı yaşıyorsanız tüketmekten kaçının. Bir not düşüp devam edelim.
Enginarın bu faydayı göstermesi için haftada iki kez orta boy bir enginar tüketmek yeterli. Her besinde olduğu gibi pişirme yöntemi de çok önemli. Buharda haşlamak veya zeytinyağıyla pişirmek biyoyararlanımı artırıyor. Kavanoz veya konserve olanları da tercih edebilirsiniz ama taze enginarın sinarin içeriği daha yüksek.
Yaprak kısımlarında da taç kısmına kıyasla daha fazla sinarin içeriği mevcut. Bu kısmı da değerlendirebilirsiniz, haşlayıp eğer çok acı değilse çorbalarınıza katmayı deneyebilirsiniz ama bence en kolay ve güzel yolu bitki çayı olarak içmek eğer yapraklardan da faydalanmak istiyorsak. İkinci not da gelsin o zaman; sürekli kullanımda günde 1 bardağı geçmemek önemli.
Enginar da diğer her besin gibi mucize veya hepsi gibi sıradan. Siz karar verin. Ama şunu yapmayın; enginara güvenip, karaciğerinizi zorlayan bir beslenme düzenine devam etmeyin.
Ben de enginar hakkındaki görüşümü belirteyim ve bu haftaki yazımı sonlandırayım. Enginar besinlerin iyileştirici gücü açısından bakınca bir mucize. Ama iyileşme tek bir besinle değil, kurduğun düzenle başlar. Sağlıklı kalın.