Cemre önce havaya, sonra suya, sonra toprağa düşer.

Eski Anadolu insanı baharın gelişini bizler gibi takvim yapraklarından takip etmezdi. Doğayı okuyarak, onu hissederek mevsimleri anlardı.

İlk cemre havayı ısıtır, ikincisi suyu. Ve son cemre toprağa düşünce çiçekler uyanır, dereler çağlar, kuşlar cıvıldar çünkü toprak ısınır. Bahar gelmiştir artık. Toprak ısındığında sadece çiçekler değil, sofralarımız da değişmeye başlar.

Mart ayı tam da bu değişimin, kıştan yaza geçişin ayıdır. Kışın ağır yemekleri yerini yavaş yavaş daha renkli, daha hafif yiyeceklere bırakır.

Tezgahlarda ilk dikkat çekenler yeşilliklerdir bu ay. Ispanak, pazı, şevketibostan, roka, tere, semizotu bir temizlik ekibi gibi çalışmaya başlar. İçerdikleri folat, c vitamini ve antioksidanlar kış aylarında ağırlaşan metabolizmanın yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olur. Bu yeşil yapraklılar hücre yenilenmesinde görevlidirler. Bu aydan itibaren kış salataları yerine sofralarda çeşit çeşit yeşillik salataları görmeye hazırlıklı olalım.

Taze soğan ve sarımsak da mart ayında çıkmaya başlar. İçeriğindeki allisin maddesi sayesinde doğal bir antibiyotik görevi görürler. Ayrıca içeriğindeki sülfürlü bileşikler sayesinde de güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etki gösterirler. Demiştim ya beden için bahar temizliği başlıyor diye, işte bu ikili temizlik görevlilerinin şefleri gibi, bir orkestra yönetir gibi bedeninizi mevsim geçişinde korur, bağışıklığınızı güçlendirir ve yaza hazırlar.

Tabi bu savaşçıları tek başına bırakmamak gerekir, her cepheye yetişemezler. Enginar, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar ve karahindiba ile vücudumuzun ‘metabolik fabrikası’ olan karaciğeri de koruma altına almalıyız. Brokoli, lahana, turp, kereviz, şalgam gibi turpgiller diye sınıflandırdığımız sebzelerin içinde bulunan kükürtlü bileşikler (glukozinolatlar) karaciğerin detoksifikasyon süreçlerinde görev alan enzimlerin çalışmasında ve aktifleşmesinde görev alırlar.

Brokoli ve brüksel lahanasına haksızlık etmek istemem ama özellikle enginar, karaciğerimizin en yakın dostudur.

Doğa bize yeni mevsimle birlikte sadece yeni meyve sebzeler sunmaz, bedenimizi arındırmak ve kendini yenilemesine yardımcı olacak araçlar da sunar. Yeşilin, turuncunun ve morun ahenk içinde olduğu tap taze tezgahlar sunar.

Mart ayı turunçgillerin de son parlak dönemidir. Portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler hala tezgahlarda yerini korur. C vitamininden zengin bu meyveler aynı zamanda demir emilimini artırmanın da yardımcı elemanlarıdır. Kışın çok yaşanan üşüme hissi ve yorgunluk çoğu zaman boşalmış demir depolarının sonucudur. Cemre havaya düşmüş, artık üşümem demeyin, demir kaynakları tüketirken yanına da mutlaka bir C vitamini kaynağı ekleyin. Turunçgillerin zamanı geçse bile biber, roka, kuşkonmaz, maydanoz gibi besinleri bol bol kullanın.

Kışın son izleri ile, yazın ilk izleri aynı tezgahta yan yana bu ay. Tıpkı doğanın dönüşümü gibi.

Bedeninizin de bu uyanışa eşlik etmesine izin verin. Bu hafta mutfağınıza taze sarımsağı, bir iki tane enginarı ve bir avuç çağlayı konuk edin. Kendinize geç kalmayın.