Ben, bir astsubayım.

Dağların en sarp zirvelerinde rüzgârın keskin hançeriyle çarpışmış, çöllerin kavurucu kum fırtınalarında ayak izlerini silinmez kılmış, denizlerin azgın dalgalarında gemiyi dimdik tutmuş bir yiğidim. Göğsümde madalyalar değil, her sabah şafak vakti göreve başlayıp gece boyu devam eden ve her günün tekrarında daha hızlı atan yüreğim var; o yürek ki, vatan sevgisiyle dolup taşar, her atışında "Bu topraklar benim!" diye haykırır.

Bu satırları, şerefle taşıdığım üniformamın ruhum üzerinde bıraktığı etki, alnımdan yıllarca sel gibi akıttığım terlerin yüreğimde bıraktığı izler ve emekli olana kadar bırakmadığım namusum olan silahımı taşıyan çelikleşmiş ellerimle yazıyorum. Çünkü astsubay olmak, sadece bir meslek değil; bir varoluş biçimi, bir ruh hali, ömür boyu süren kutsal bir anttır.

Astsubay, en donanımlı savaşçıdır; gerçek ve adsız kahramandır; şehittir, gazidir; komutandır, rehberdir, kardeştir, vatandır.

Astsubay, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sarsılmaz omurgasıdır. Hiyerarşik yapılar arasında köprü kuran, emir-komuta zincirinin en hayati halkasıdır. Kara Kuvvetleri'nde zorlu arazi koşullarında ön safta, Deniz Kuvvetleri'nde engin maviliklerde gemilerin kalbi, Hava Kuvvetleri'nde gökyüzünün hâkimi pilotların ve teknisyenlerin en güvenilir ortağıdır. Jandarma'da köy köy, dağ bayır Anadolu'nun huzurunu sağlayan, Sahil Güvenlik'te mavi vatanın sınırlarını koruyan yiğittir. Her iklimde, her coğrafyada, her şartta görev başındadır: Karlı kışlarda donma pahasına vatan nöbeti tutar, yakıcı yazlarda kan ter içinde eğitim verir, fırtınalı gecelerde hep uykusuz kalır. Onlar, dağların yırtıcı kartalıdır; çöllerin kükreyen aslanıdır; denizlerin amansız kasırgasıdır. Yenilmez armadanın kaptanı, ülke savunmasının en sağlam sigortası, vatan toprağının ebedi tapusudur. Kızıl Elma idealinin yaşayan ruhu, al bayrağın rengini aldığı kutsal kandır; vatan uğruna seve seve verilen candır. Özgürce aldığımız her nefesin, huzurla uyuduğumuz her gecenin gizli mimarı, sessiz koruyucusudur.

Tarih sayfaları, astsubayların başarı izleriyle doludur. Mete Han’dan başlayıp, Kürşad ile devam eden kahramanlıkları, Sultan Alparslan yanında değer bulmuş, Fatih Sultan Mehmet ile taçlanmıştır. Tarih yolculuğuna çıkıldığında tüm Türk Devletlerinin ordu yapılanmasında en önemli unsur olmakla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun "küçük zabit"lerinden, Cumhuriyet'in kuruluşunda Mustafa Kemal Atatürk'ün yanında çarpışan kahramanlara; oradan bugünün profesyonel, yüksek teknolojiyle donanmış astsubaylarına uzanan şanlı bir zincirdir bu.

Onlar, Çanakkale'de siperlerde düşmana aman vermeyen, Kurtuluş Savaşı'nda tüm cephelerde savaşan, Kore'de bayrağımızı dalgalandıran, Kıbrıs Barış Harekâtı'nda zafere ulaştıran, terörle mücadelede tarih yazan efsanelerdir.

Eğitimleri zorlu süreçlerle doludur. Astsubay Meslek Yüksekokulları'nda iki yıllık yoğun ön lisans eğitimi alırlar; ardından sınıf okullarında, ihtisas branşlarında derinleşirler. Eğitimin sonunda işletme yönetiminden mekatroniğe, elektronikten bilgi güvenliğine, inşaat teknolojisinden hava savunma sistemlerine kadar geniş bir yelpazede uzmanlaşırlar.

Modern savaşın gerektirdiği her alanda ustadırlar: Drone teknolojilerinden siber savunmaya, tanksavar silahlarından denizaltı sistemlerine kadar. Onlar, işinin ehli başöğretmendir; askeri disiplini aşılayan eğitmendir. Yılların birikimiyle yoğrulmuş tecrübesiyle, genç erlere rehber, subaylara destek, komutanlara en güvenilir danışman ve aynı zamanda ekibine komutandır. Askeri personelin her zaman abisi, kardeşi, babası, sırdaşıdır; zor anlarda moral veren, başarıda alkışlayan fedakâr ruhtur.

Yazının devamı yarın turkhavadis.com'da...