Dilara Dilşah Kaya / Türk Havadis

Bakü merkezli Kafkas Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFSAM) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Nazim Cafersoy ile yaptığımız mülakatın ikinci kısmında, Güney Azerbaycan Türklerinin ana dilde eğitim, siyasi temsil ve farklı birçok konuda yaşadığı sorunlara değindik.

ANA DİLDE EĞİTİM KONUSU, PEZEŞKİYAN TARAFINDAN DA GÜNDEME GETİRİLDİ

Güney Azerbaycan Türklerinin İran'daki genel durumuyla ilgili değerlendirmesini aktaran Cafersoy, ülkede kültürel haklar konusunda özellikle Türklere karşı ciddi sıkıntıların olduğunun herkes tarafından kabul edilen bir unsur olduğunu vurguladı. Cafersoy, “Bu bilinen unsur sadece muhalif unsurların, yerel halkın veya uluslararası kamuoyunun kabul ettiği bir şey değil. Hatta şu anda Cumhurbaşkanı olan Mesud Pezeşkiyan da seçim propagandası sürecinde, İran'da 15. maddenin işletilmesi, Türklerin ana dilinde eğitim alması yönünde bir açılım yapılması gerektiğini de birkaç defa açıkladı. Bu ona Güney Azerbaycan’da ciddi prestij kazandıran unsurlardan bir tanesiydi” dedi.

P E Z E Ş K İ Y A N

“TOPLUMSAL HUZURSUZLUK PEZEŞKİYAN TARAFINDAN DA KABUL EDİLDİ”

Pezeşkiyan’ın zaman zaman bunu aşmak için birçok kez Türkçe konuşmalar yaptığını kaydeden Cafersoy, “Bu da aslında o toplumsal huzursuzluğun devletin en önemli kişilerinden biri olan Cumhurbaşkanı düzeyinde bile kabul edildiğini ve bunun aşılması yönünde cılız da olsa bir çaba ortaya koymaya çalışıldığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. Ancak uzman, seçimlerden sonra bu konunun seçimlerle sınırlı kaldığını, sonrasında Pezeşkiyan'ın bu konuda fiili durumu değiştirecek bir hamle gerçekleştirmediğini vurguladı. Bu bağlamda Cafersoy, ana dilinde eğitimle ilgili sıkıntıların ağırlaşarak devam edecek gibi durduğunu kaydetti.

“GÜNEY AZERBAYCANLILARIN SIKINTILARININ İRAN SİYASETİNDE TEMSİL EDİLMEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Güney Azerbaycan’ın İran’da temsil edilmesi konusunda ise şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi temsil konusuna baktığımız zaman, İran'da zaten siyasi temsil meselesi yeterince sıkıntılı ve problemli. Bunda özellikle Türklerle ilişkili, Güney Azerbaycanlılarla ilişkili konusunda da ciddi sıkıntılar var. Bu konularda zaman zaman sistemin izin verdiği ölçüde veya kontrollü olarak mesajlar gelse de genel olarak Güney Azerbaycanlıların sıkıntılarını, özellikle politik veya kültürel sıkıntılarını ortaya koyan açıklamalar veya yaklaşımların İran siyasetinde pek eksen bulmadığını veya temsil edilmediğini görebiliyoruz.”

BÖLGEDE CİDDİ EKONOMİK AYRIMCILIK MEVCUT

Bir başka önemli konunun ise konomik konular olduğunu kaydeden Cafersoy, İran’ın ekonomik geride kalmış bölgeleri arasında Güney Azerbaycan’ın özel bir yer tuttuğunu belirtti. Uzman, “Bu bölgeye yönelik ciddi bir ekonomik ayrımcılığın olduğu, negatif ayrımcılığın olduğu, bu bölgeye yatırımların azaldığı, zaman zaman İran'ın çeşitli projelerinin bu bölgedeki ekolojik durumu dramatik hale getirdiğini, Urmiye Gölü başta olmak üzere bölgenin ekolojik dengesini çok kötü şekilde bozduğunu biliyoruz. Urmiye Gölü’nün kurumak üzere olduğu ya da kuruduğu konusu, çok ciddi şekilde müzakere edilen konulardan bir tanesi” dedi.

U R M İ Y E

“SİYASİ ANLAMDA CİDDİ SIKINTILAR VAR”

Genel anlamda, bölgede kültürel, politik ve ekonomik anlamda ciddi sıkıntılar yaşandığının altını çizen Cafersoy, İran’da muhaliflerin çok olduğuna ve sistemin sert şekilde cezalandırdığına değindi. Değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Yeni trafik düzenlemesi: Milyonluk stok esnafın elinde kaldı
Yeni trafik düzenlemesi: Milyonluk stok esnafın elinde kaldı
İçeriği Görüntüle

“Siyasi anlamdaki olaylardan bir tanesi de şu, İran'daki sisteme en fazla muhalif olan cephe içerisinde Türklerin özel bir yeri var ve İran sistemi bu muhalifleri çok sert şekilde cezalandırıyor, hapse atıyor. Çoğu zaman bunlardan bazılarını asıyor. Hatta bazı milletvekillerini hem milletvekili olduğu dönemde bazen de milletvekillikten ayrıldıktan sonra ciddi şekilde sıkıştırıyor. Yurt dışındaki muhaliflere yönelik baskı, bazen suikast politikaları gerçekleştiriyor. Özetle siyasi anlamda da kültürel anlamda olduğu gibi ciddi zorlukların, sıkıntıların olduğunu biliyoruz.”

SIKINTILAR ÇEŞİTLİ PLATFORMLARDA DİLE GETİRİLİYOR

Cafersoy, bütün bu baskılara ve sıkıntılara rağmen Güney Azerbaycan Türklerinin çeşitli platformalar üzerinden kendi siyasi, kültürel, ekolojik kaygılarını, endişelerini, sıkıntılarını dile getirdiğini aktardı. İran’daki Güney Azerbaycan takımı olan Traktör’ün maçlarına dikkar çeken uzman, “Mesela Traktör takımının maçlarında bu olay sık sık gündeme gelmeye başlıyor. Güney Azerbaycan sık sık gündemde yer alıyor, zaten sosyal medya üzerinden de bunlar görülüyor” dedi.

T R A C T O R2

TRAKTÖR TRİBÜNLERİ BAKÜ-TEBRİZ ANKARA ORTAKLIĞINI DUYURUYOR

Keza Türk milliyetçiliğinin, Türkiye ve Azerbaycan ile dayanışmanın maçlarda ciddi bir şekilde vurgulandığını kaydeden Cafersoy, maçlarda yapılan tezahüratlar üzerinden durumu açıkladı. Şu ifadeleri kullandı:

“Traktör’ün maçlarında zaman zaman Atatürk'ün ‘Ne mutlu Türk'üm diyene’ vecizesinin slogan şeklinde devreye girdiğini görüyoruz. Veya sloganlarda ‘Bakü Tebriz Ankara. Biz hara, Farslar hara’ ifadesi ile Bakü, Tebriz ve Ankara'nın ortaklığının vurgulandığını görebiliyoruz. Keza ‘Güney Azerbaycan İran değildir’ şeklinde zaman zaman söylemler olduğunu, pankartların açıldığını görüyoruz. Bozkurt işaretinin de maçlarda çok aktif kullanıldığını görmekteyiz. Azerbaycan ve Türkiye bayraklarından da çok aktif istifade ediliyor. Ayrıca sözde Ermeni soykırımı konusunda Türkiye ile dayanışmanın ifade edildiğini sık sık görmekteyiz. Karabağ konusunda olsun, başka konularda olsun Azerbaycan'la dayanışmanın vurgulandığını görüyoruz. Bütün bunlar da siyasi hareketin gidişatıyla ilgili önemli bir süreci işaret ediyor.”

T R A C T O R3