Özel Haber / Dilara Dilşah Canikli
Mendeli’den Telafer’e uzanan “Birleşik Türkmeneli” idealinin somut ifadesi olarak 24 Nisan 1995’te Erbil’de kurulan Irak Türkmen Cephesi, aradan geçen 31 yılda Irak’taki Türkmen varlığının hem siyasi temsilcisi hem de kültürel hafızası olmayı sürdürüyor. Savaşlar, işgaller, göçler ve kimlik mücadelesiyle şekillenen bu süreçte Cephe, Türkmen toplumunun birlik arayışının en güçlü adreslerinden biri olarak öne çıktı. Bu 31 yıllık serüveni ve Irak Türkmenlerinin bugün hâlâ karşı karşıya olduğu zorlukları Gazeteci Reşat Salihi, Türk Havadis’e değerlendirdi.
“TÜRKİYE’DE KAZANILAN BAĞIMSIZLIK IRAK TÜRKLERİ İÇİN İLHAM KAYNAĞI OLDU”
Irak Türkmenlerinin mücadelesinin 1919 senesinde Millî Mücadele’nin başlamasıyla alevlendiğini kaydeden Gazeteci Salihi, milli mücadelenin Türkiye’de zaferle taçlandırılmış olsa da Irak cephesi açısından sona ermediğini aksine farklı bir boyutta devam ettiğini kaydetti. Salihi, “Türkiye’de kazanılan bağımsızlık, Irak Türkmenleri için bir ilham kaynağı olmuş; ancak onların mücadelesi, içinde bulundukları coğrafyanın şartları gereği uzun soluklu ve çok katmanlı bir süreç hâline gelmiştir” şeklinde konuştu.
Irak Türkmenlerinin millî mücadelelerini farklı dönemlerde askerî direnişler, kültürel varlığın korunmasına yönelik çalışmalar, sokak hareketleri, gizli teşkilatlanmalar ve nihayetinde siyasi mücadeleler ile sürdürdüklerini vurgulayan Salihi, bu sürecin bir bakıma “var olma mücadelesinin farklı sahalarda verilen tezahürleri” olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.,
MÜCADELE İÇİN TARİHİ DÖNÜM NOKTASI: IRAK TÜRKMEN CEPHESİ
Siyasi mücadelenin son ve en kurumsal aşamasında ise çeşitli zaman dilimlerinde kurulan tüm siyasi ve kültürel oluşumların ortak bir hedef etrafında birleştiğini ve 24 Nisan 1995 tarihinde Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) kurulmasına zemin hazırladığını belirten Salihi, “Bu gelişme, dağınık hâlde yürütülen mücadelenin tek bir çatı altında toplanması açısından tarihi bir dönüm noktasıdır. Böylece Irak Türkmenlerinin millî mücadelesinde; kültürel, askerî ve gizli teşkilatlanmaların ağırlığı yerini siyasi mücadeleye bırakmış, Irak Türkmenleri hak arayışlarını daha görünür ve meşru bir zeminde sürdürmeye başlamışlardır” ifadeleriyle ITC’nin kuruluş sürecini özetledi.

EN BÜYÜK SORUNLARIN BAŞINDA SİYASİ TEMSİL GELİYOR
Irak Türkmenlerinin yaşadığı sorunların mücadelenin başladığı süreçten bu yana devam ettiğini kaydeden gazeteci, bu sorunların başında hiç şüphesiz siyasi temsil kabiliyetinin geldiğini vurguladı. Salihi, konuyla ilgili olarak “Irak Türkmen Cephesi gibi önemli ve köklü bir siyasi yapımız bulunmasına rağmen, Irak’ın çok etnikli yapısı ve özellikle Türklere karşı zaman zaman uygulanan yok sayma politikaları, bu temsil gücünü sınırlı kılmaktadır” ifadesini kullandı.
Meseleyi demografik açıdan inceleyen Salihi, bu durumda tablonun daha çarpıcı olduğunu belirtti. Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından kurulan Irak Krallığı döneminde başlayan Araplaştırma politikalarının Baas rejimiyle birlikte sistematik bir hâl aldığını kaydeden gazeteci, “1991 Körfez Savaşı sonrasında ise Barzani ve Talabani öncülüğünde yürütülen Kürtleştirme politikaları, Irak Türkmenlerinin yaşadığı bölgelerde demografik yapıyı ciddi şekilde etkilemiştir. Bu politikalar, sadece nüfus dağılımını değil, aynı zamanda toplumsal dengeleri de derinden sarsmıştır” şeklinde konuştu.
“TÜRKÇE BUGÜN IRAK’TA EN YAYGIN ÜÇÜNCÜ DİL KONUMUNDA”
Bu süreçte Irak Türkmenlerinin yoğun bir göç dalgasıyla karşı karşıya kaldığını belirten Salihi, hem savaşların yarattığı güvenlik sorunları hem de ekonomik ve sosyal baskılar nedeniyle ciddi bir beyin göçü yaşandığına dikkat çekti. Aynı zamanda iç göç hareketlerinin demografik yapının değişmesine neden olduğunu ifade eden Salihi, “Yapılan nüfus sayımları incelendiğinde, Irak Türkmenlerinin nüfus oranında önceki dönemlere kıyasla belirgin bir düşüş olduğu açıkça görülmektedir” dedi.
Ayrıca ana dil meselesinin de bu mücadelenin en hassas başlıklarından biri olduğunu vurgulayan Salihi, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün 31. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Irak Türkmen Cephesi’nin kurultayında, Irak Türkmenlerinin resmî yazışma ve eğitim dili olarak İstanbul Türkçesi kabul edilmiştir. Bu karar, kültürel kimliğin korunması açısından son derece önemlidir. Tüm baskılara, asimilasyon politikalarına ve değiştirilen demografik yapıya rağmen Türkçe, bugün hâlâ Irak’ta en yaygın üçüncü dil konumundadır. Üstelik Irak Türkmenlerinin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde resmî dil olma özelliğini korumaya devam etmektedir. Bu durum, tüm zorluklara rağmen kimliğin diri tutulduğunun somut bir göstergesidir.”
2003 SONRASI DÖNEM VE YAŞANAN SIKINTILAR
Saddam Hüseyin rejiminin çöküşünün Irak Türkmenleri için başlangıçta umut olarak görülse de, TBMM’de Mart 2003 Tezkeresi’nin kabul edilmemesinin önemli bir kırılma yarattığının ifade eden Salihi; Türkiye’nin sürece doğrudan müdahil olmamasıyla Irak Türkmenlerinin milis güçler, Peşmerge ve ABD ordusunun hâkim olduğu ortamda yalnız kaldı ve ciddi güvenlik ile siyasi belirsizliklerle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Salihi, 2003 sonrası dönemde ise Irak Türkmenleri için hem fırsatların hem de tehditlerin ortaya çıktığını ifade etti. Siyasi temsil hakkı ve ifade özgürlüğü gibi bazı hakların önceki döneme kıyasla daha meşru ve erişilebilir hâle geldiğini ancak o dönemde el konulan Türk vatandaşlarına ait arazilerin büyük bir kısmının hâlâ iade edilmediğinin altını çizdi. Yaşanan mezhep çatışmaları, terör ve zorunlu göçlerin ise toplumsal yapıyı zayıflatarak Irak Türkmenlerinin siyasi etkinliğini sınırladığını kaydetti.
“TEMSİL KABİLİYETİMİZDE CİDDİ EKSİKLİKLER BULUNMAKTA”
Bugünkü siyasi durumun Saddam dönemiyle kıyaslandığında daha olumlu bir tablo sunsa da hâlâ istenilen seviyeden uzakta olunduğunu kaydeden Salihi, “Zaman zaman yaşanan olumlu gelişmeler umut verici olsa da genel anlamda temsil kabiliyetimizde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Irak siyasetinde etkin ve belirleyici bir konuma sahip olunamaması, bu sorunun en açık göstergelerinden biridir” ifadesini kullandı.
KERKÜK VALİLİĞİ TÜRKMENLERDE: GÜÇLÜ BİR MORAL KAYNAĞI
Yakın zamanda Kerkük Valiliği’nin ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa’ya verilmesinde değinen Salihi, şu ifadeleri kullandı:
“Kerkük Valiliği’nin 86 yıl aradan sonra bir Türk’e verilmesi, sembolik olduğu kadar stratejik açıdan da büyük bir anlam taşımaktadır. Bu görevin, Irak Türkmen Cephesi’nin başkanı Mehmet Seman Ağa’ya verilmesi, Türkmen toplumu için güçlü bir moral kaynağı olmuştur. Bu gelişme, Irak Türkmenlerinin kendi şehirlerinde yeniden söz sahibi olabileceğine dair inancı pekiştirmiştir. ‘Evet, bizler de bu şehrin asli unsurlarından biriyiz ve söz sahibiyiz’ düşüncesi, bu atamayla birlikte daha güçlü bir şekilde hissedilmiştir.”

“DİLİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ VE TARİHİMİZ ORTAKTIR; KADERİMİZ DE BU ORTAKLIĞIN BİR PARÇASIDIR”
“Türk dünyasına nasıl bir mesaj göndermek istersiniz?” sorusuna ise Salihi, “Türk dünyasına vermek istediğimiz mesaj, ortak bir vicdan ve dayanışma çağrısıdır. Dış Türkler olarak ifade edilen ve Irak Türkmenlerini de kapsayan tüm Türk topluluklarının haklarının korunması ve savunulması, sadece bölgesel değil, aynı zamanda tarihî ve kültürel bir sorumluluktur” ifadesini kullandı.
Irak Türkmenlerinin yaşadığı sıkıntıların, ana vatanın yaşadığı sıkıntılar kadar önemli görülmesi gerektiğine dikkat çeken Salihi, “Çünkü dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz ortaktır; kaderimiz de bu ortaklığın bir parçasıdır” dedi.
“IRAK TÜRKMENLERİ DE BU BÜYÜK BÜTÜNÜN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLARAK VARLIĞINI SÜRDÜRMEYE KARARLIDIR”
En büyük temennilerinden birinin, dış Türklerin Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde gözlemci üye statüsünde temsil edilmesi olduğunu vurgulayan gazeteci, söz konusu temsilin sadece siyasi bir kazanım değil aynı zamanda kültürel bağların güçlenmesi, ortak hareket kabiliyetinin artması ve Türk dünyası bilincinin daha da pekişmesi anlamına geleceğine dikkat çekti.
Salihi, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Unutulmamalıdır ki, bir milletin sınırları yalnızca haritalarla çizilmez; o milletin dili, kültürü ve hafızası nerede yaşıyorsa, orası da o milletin bir parçasıdır. Irak Türkmenleri de bu büyük bütünün ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürmeye kararlıdır.”




