Peki çözüm?
Antivirüs var; farkındalık. Gaz pedalına bastığın anı yakalayıp durabilmek. “Şu an öz benliğim ne diyor?” diye sormak. Çocukken ki saf gözle empati yaparak kendimize bakabilmek. İçimizdeki canavar ne kadar güçlü olursa olsun, onu terbiye eden bir sürücü de var: Vicdan, merhamet, tevazu. Direksiyonu ona verdiğimizde durabiliyoruz. Yayayı görüp yavaşlıyoruz. Başkasının başarısını alkışlıyoruz. Özür dileyebiliyoruz. Çevremizdekileri fark edip selam verebiliyoruz. Kısacası, at gözlüklerimizi çıkarabiliyoruz.
Gözler hala kalbimizin aynasıdır. Ama yetişkinlerde buğulanmış. Silmek bizim elimizde. Canavarı öldürmek değil, tanıyıp dizginlemek… Zafer orada başlar. Çünkü içimizdeki o canavar biz var oldukça öldürülemez; sevgiyle, bilinçle, vicdanla evcilleştirilebilir.
Ve belki o zaman, tekrar çocuk gözleriyle bakabiliriz dünyaya. Nurunu kaybetmemiş, virüssüz, temiz bir kalple.
İşte o zaman temiz gözlerle görebileceğimiz gerçekler hemen fark edilecektir;
- Emeklilerin azıcık maaşla geçim derdi çektiği, açlık sınırının altında ezildiği bir yaşam tarzında yokluğun ve yoksulluğun ne demek olduğunu görebiliriz.
- Astsubayların yıllardır beklediği görev-makam tazminatı ve emekli maaşındaki düşük maaş bağlama oranı adaletsizliğinin hala giderilmediğini, aynı görevi yapan farklı statüler arasındaki arasında ki maaş uçurumunun vicdanları sızlattığını görebiliriz.
- Uzman çavuşların kadro güvencesi, statü belirsizliği ve emeklilik hakları için haykırdığını, en riskli görevleri üstlenip en ağır yükü taşıdıkları halde “sözleşmeli” ibaresi ile bırakıldığını görebiliriz.
- Memurların Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nda yıllardır süren statü mağduriyetlerini, eğitimlerine uygun kadro ve haklardan mahrumiyetlerinin devam ettiğini görebiliriz.
- Terörle mücadelede yaralanıp gazi sayılmayan, madalya ve hakları verilmeyen kahraman güvenlik güçlerinin haklı beklentilerini ve isteklerini görebiliriz.
- Askeri hastanelerin yeniden açılması talebinin, Türk ordusu ve ülke savunması için ne kadar önemli ve stratejik olduğunu görebiliriz.
- İşsiz gençlerin sayısı milyonları aşarken, gençlerin ve eğitimli bireylerin işsizlik oranının yüksek oranlara uluşmasının ülkemiz geleceğine dair oluşturduğu karamsarlığın, toplumun yarınlarını nasıl tehdit ettiğini görebiliriz.
Bu gerçekler bize içimizdeki canavarın ortaya koyduğu acı sonuçları göstermektedir. Toplum olarak empatiyi, adaleti, merhameti kaybettiğimizde, en çok ihtiyacı olanlar ile en çok mağdur olanlar unutuluyor ve görmezden geliniyor; onlar ki emek verenler (emekliler), vatan için canını ortaya koyanlar, yıllarca vazifeyi ailesinden önde tutup kan ve ter akıtanlar ve özellikle geleceğimiz olan gençler.
Oysa çocuk gözüyle bakarsak… Hepsi “Biz”den biri, toplumumuzun değerli bir grubu ve kıymetli bir ferdi. Hepsi hak ediyor. Hepsi bekliyor.
İçimizdeki canavarı evcilleştirdiğimizde, belki o gözlerdeki nur geri döner. Ve o nurda, sadece kendimizi değil, birbirimizi de görebiliriz. Adaletle, merhametle, tevazuyla yoğrulmuş bir toplumda.
Zafer, işte o bakışta başlar.
Bakışlara dikkat!