Özel Haber - Ebru Şahin
Türkiye’de dijital sanatların yükselen yıldızı animasyon hem bir hayal dünyası hem de büyük bir zorluk. Sektörün başarılı isimlerinden 3D Animatör Berkay Yıldırım, animasyonun ön üretiminden sona aşamasına kadar geçen zorlu süreci ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini Türk Havadis’e anlattı.
AİLEDEN GELEN İLHAM VE ÇİZGİ FİLM TUTKUSU
Animasyon dünyasına adım atış hikayesinin aileyle başladığını belirten Yıldırım, "Animasyonla tanışmam aktif olarak yönetmenlik yapan abim sayesinde oldu. Kendisi çok önemli projelerde yer almış bir isim ve bu mesleği seçmemde büyük rol oynadı. Küçüklükten beri olan çizgi film merakım beni bu profesyonel adıma itti" sözleriyle mesleğe başlama hikayesini paylaştı.
EN KEYİFLİ AN HAYAL GÜCÜNÜN CANLANDIĞI KISIM
Bir projenin en heyecan verici evresinin canlandırma (animating) aşaması olduğunu söyleyen Yıldırım, üretim sürecini şu sözlerle anlattı "Animasyon ön üretim, üretim ve son üretim olarak üç ana kısımdan oluşur. Benim en keyif aldığım nokta ise hayal gücümüzü yansıttığımız canlandırma bölümüdür. Senaryonun dışına çıkmadan kendi hayal dünyamı işe kattığım o an projenin ruh kazandığı yerdir" dedi.

"YAPAY ZEKA DUYGUYU VE MESAJI VEREMEZ"
Son dönemin en çok tartışılan konusu yapay zekaya da değinen Berkay Yıldırım, teknolojinin hızı artırsa da ruhu eksik bıraktığı görüşünde. Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zeka işleri çok hızlı çıkarmayı sağlıyor ancak sağlıklı işler ortaya çıkar mı tartışılır. Ben şahsen bunun sağlıksız bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Yapay zekanın manuel yapılan bir animasyonun verdiği duygu ve mesajı tam olarak verebileceğini düşünmüyorum.”
BİR ANİMASYON SAHNESİ NE KADAR SÜRÜYOR?
Bir animasyon sahnesinin hazırlanma süresinin sahnenin zorluk derecesine bağlı olduğunu söyleyen Yıldırım, özellikle aksiyon sahnelerinin daha uzun sürdüğünü ifade ederek, “Animasyon sahneleri benim gözümde kolay ve zor olarak ikiye ayrılıyor. Aksiyonlu veya karmaşık bir sahne varsa sahnenin uzunluğuna göre ciddi bir zaman alabiliyor. Diyalog sahneleri ise genellikle daha kısa sürede tamamlanabiliyor” dedi.

TÜRKİYE’DE ANİMASYONUN GELECEĞİ UMUT VERİYOR
Teknolojinin gelişmesiyle animasyon alanının hızla büyüdüğünü belirten Yıldırım, son yıllarda üniversitelerde açılan Çizgi Film ve Animasyon bölümlerinin artmasının sektörün geleceği açısından umut verici olduğunu söyledi. Türkiye’den çıkan animasyon projelerinin uluslararası alanda başarı yakalama potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Yıldırım, kalite seviyesinin yükselmesi ve dünyadaki güçlü stüdyoların çalışmalarından ilham alınmasıyla Türk animasyonlarının dünyada daha fazla yer bulabileceğini ifade etti.
“BU İŞİ ÖĞRENMEK İÇİN OKUL ŞART DEĞİL”
Animasyon eğitimi konusunda da görüşlerini paylaşan Yıldırım, bu mesleği öğrenmek için mutlaka üniversite okumanın şart olmadığını söyleyerek, “Okumanın şart olduğuna inanmıyorum. Kendimden pay biçersek bende bu bölümü okumadan bu mesleğe başladım. Araştırmacı ve meraklı bir insan öğrenme hevesi olan birçok insan bu sektör de kendini geliştirebilir. Bu işi yapan insanların yaptığı işleri kendine referans alarak adım adım başlayabilir ve sektörde çevre edinerek uygulamalı bir şekilde başlayabilir" dedi.




