Özel haber/Ebru Şahin

Türkiye’de spor hukuku alanında yaşanan sorunlar özellikle futbol üzerinden yoğunlaşırken kulüplerin yaptığı sözleşme hataları ve mevcut sistemin eksiklikleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Spor hukukçusu Anıl Dinçer Türk Havadis’e yaptığı değerlendirmede spor hukukunun tıkandığı alanlardan TFF ile FIFA arasındaki farklara dair açıklamalarda bulundu.

“Uyuşmazlıkların merkezi futbol”

Anıl Dinçer, Türkiye’de spor hukukunda yaşanan uyuşmazlıkların büyük bölümünün futboldan kaynaklandığından bahsederek şu ifadeleri kullandı:

Yeni Aile Hekimliği Yönetmeliğine tepki: Daha çok iş, daha az ücret
Yeni Aile Hekimliği Yönetmeliğine tepki: Daha çok iş, daha az ücret
İçeriği Görüntüle

"Spor hukuku Türkiye’de daha çok futbol hukuku diyebiliriz. Yani futbolla alakalı daha çok uyuşmazlıklar var. Basketbolda, voleybolda yok. Zaten bu branşlarda başarılı olunması da profesyonel yönetimin göstergesi. Uyuşmazlığın merkezi genelde futbol, ikinci sırada atletizm geliyor. Atletizmde de doping kaynaklı uyuşmazlıklar görülebiliyor. Türkiye’de spor hukukuyla ilgili uyuşmazlıkların yüzde sekseni doksanı futbolla alakalı diyebiliriz.

Medyada sıkça duyduğumuz transfer yasağı ve puan silme cezalarının temelinde de bu sözleşmesel problemler yatıyor. Genelde bu davalarda kulüpler haksız, yabancı futbolcular haklı bulunuyor. FIFA ve CAS nezdinde de dava sayısı en fazla olan ülkelerden biriyiz."

Anıl Dinçer 1

“Sözleşmelerde yapılan hatalar kulüpleri yakıyor”

Dinçer, kulüplerin en büyük hatayı sözleşme hazırlık sürecinde yaptığını söyledi. Dinçer, "Verginin kim tarafından ödeneceğinin net şekilde belirtilmemesi, ucu açık maddeler bulunması ve bonusların açık yazılmaması en büyük sorunlar arasında. Bu durum kulüplerin haklı oldukları noktada bile haksız duruma düşmesine neden olabiliyor ve ekstra ödemeler çıkabiliyor. Bunun dışında hukuki açıdan da hatalar var. Örneğin İsviçre hukukuna göre futbolcunun temel hak ve özgürlüklerine aykırı maddeler yazılamaz. Ancak bazı sözleşmelerde bu tarz maddeler yer alabiliyor. Bu da ileride yaşanacak uyuşmazlıklarda kulüpleri daha baştan dezavantajlı duruma düşürüyor." dedi.

“TFF’de uzmanlık artırılmalı”

Türkiye Futbol Federasyonu’nun disiplin ve tahkim kurullarının bağımsız yapıda olduğunu belirten Dinçer, asıl tartışmanın karar kalitesi ve uzmanlık düzeyi üzerinden yapılması gerektiğini ifade ederek, "Türkiye Futbol Federasyonu Disiplin ve Tahkim Kurulları özerk ve bağımsız yapılar. Ancak burada önemli olan sadece bağımsızlık değil, verilen kararların doğruluğu ve bu kararları veren kişilerin ne kadar uzman olduğu. FIFA ve CAS kararları bu anlamda daha güvenilir bulunuyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de bu kurumlarda spor hukuku alanında uzman kişilerin görev alması” şeklinde konuştu.

Spor Hukuku

“Yerli ve yabancı futbolcu arasında fark var”

TFF ile FIFA arasındaki uygulama farkları ile yerli ve yabancı futbolcular arasındaki hukuki farkları ele alan Anıl Dinçer, şu cümleleri sarf etti:

"Türkiye’deki uygulamalar ile FIFA kuralları arasında bazı önemli farklar bulunuyor. Örneğin yabancı futbolcu alacağı ödenmediğinde FIFA’ya gidip 15 gün içinde sözleşmesini feshedebilirken Türk futbolcu notere gitmek zorunda ve 30 gün bekliyor. Bu durum hem maliyet hem de süreç açısından dezavantaj yaratıyor. Ayrıca FIFA ve CAS İsviçre hukukuna tabi olduğu için futbolcunun temel haklarını daha güçlü koruyor. Türkiye’de ise bazı durumlarda futbolcular kadro dışı bırakılabiliyor veya lisansı çıkarılmayabiliyor. Bu da iki sistem arasında önemli bir fark oluşturuyor."

“Futbolcular haklarını alabiliyor”

Mevcut sistemde futbolcuların haklarını arayabildiğini belirten Dinçer, haksız fesih durumlarında futbolcuların sözleşmenin kalan süresine ilişkin tüm alacaklarını talep edebildiğini söyledi. Dinçer, şu ifadeleri kullandı:

Futbolcular haksız fesih durumunda ya da kendileri haklı nedenle sözleşmeyi feshettiklerinde haklarını arayabiliyor. Bu durumda sözleşmenin kalan süresine ilişkin tüm alacaklarını dava yoluyla tahsil edebiliyorlar. Bu açıdan bakıldığında sistemin bu kısmı işliyor ve futbolcular lehine sonuçlar çıkabiliyor.

Spor Hukuku 1

“Menajerlik sistemi gri alanda”

Türkiye’de menajerlik sisteminin henüz tam olarak oturmadığını belirten Dinçer, FIFA’nın getirdiği lisans sisteminin dava sürecinde olması nedeniyle belirsizliğin sürdüğünü belirterek, "Türkiye’de menajerlik sistemi tam olarak oturmuş değil. FIFA’nın getirdiği lisans sistemi şu an dava sürecinde ve askıda. Üst mahkemeden çıkacak karar bu sistemin devam edip etmeyeceğini belirleyecek. Bu durum Türkiye’deki sistemi de doğrudan etkileyecek. Şu an menajerlik alanında bir boşluk ve gri alan var. Bu alanın düzenlenmesi ve futbolcu ile kulüp haklarının bu çerçevede korunması gerekiyor” dedi.

“Hukuk baskıdan etkilenmemeli”

Dinçer’e göre spor hukukunda en kritik konulardan biri de kararların bağımsızlığı. Taraftar baskısı ya da medya etkisinin hukuki süreçlere yansımaması gerektiğini belirten Dinçer, şunları söyledi:

"Taraflara bakılmaksızın dosyaya bakılarak karar verilmesi yani esasa bakılarak karar verilmesi gerekiyor. Gerçeklikte bununla çelişen şeyler olabilir mi? Mutlaka olabilir, her ülkede olabilir. Ancak bunların olmaması gerekiyor çünkü hukuki güvence gereği adalet mekanizmasının sağlam olması gerekiyor ve bundan dolayı da bu kararları verenlerin hiçbir baskı altında, politik baskı da altında kalmadan karar vermeleri gerekiyor."

“Talimatlar güncellenmeli”

Türkiye’de spor hukukunda en acil değişmesi gereken düzenlemenin Profesyonel Futbolcu Talimatı olduğunu ifade eden Dinçer mevcut talimatların kapsam açısından yetersiz olduğunu dile getirdi. Dinçer,"Türkiye’de spor hukukunda en acil değiştirilmesi gereken düzenleme Profesyonel Futbolcu Talimatı. Yerli futbolcular yabancılara göre dezavantajlı durumda. FIFA talimatları çok daha kapsamlıyken Türkiye’deki talimatlar oldukça sınırlı. Bu nedenle düzenlenmesi ve güncellenmesi gerekiyor” dedi.

“Turnuvalar geri alınabilir”

Son dönemde gündeme gelen UEFA ile İtalya arasında altyapı ve stat konusunda yaşanan probleme dair değerlendirmede bulunan Dinçer, şu cümleleri sarf etti:

UEFA ve FIFA tarafından düzenlenen Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası ve Şampiyonlar Ligi gibi organizasyonlarda ev sahibi ülke belirlenmiş olsa bile verilen taahhütler yerine getirilmezse turnuva geri alınabilir. Örneğin İtalya bir turnuva düzenleyecekse ve yükümlülüklerini yerine getirmez, tesis veya organizasyon açısından sorunlar oluşacağı düşünülürse önce uyarı yapılır. Uyarılar dikkate alınmazsa organizasyon başka bir ülkeye verilebilir.

“Kulüpler için risk büyüyor”

Son dönemde artan puan silme ve transfer yasağı cezalarından bahseden Dinçer, bu durumun kulüplerin finansal sorunları ve sözleşme ihlallerinden kaynaklandığını ifade etti. Dinçer, "Türkiye’de son dönemde kulüplere verilen puan silme ve transfer yasağı cezaları artıyor ve bu durum sıkça medyada yer alıyor. Akhisarspor, Orduspor, Adana Demirspor ve Eskişehirspor gibi köklü kulüplerin bu sorunları yaşaması, Türk futbolunun marka değeri açısından olumsuz. Bu cezalar genellikle FIFA tarafından, ödenmeyen borçlar, finansal sıkıntılar ve sözleşme ihlalleri gibi nedenlerle veriliyor. Uyarı ve kınama yerine artık daha ağır yaptırımlar uygulanıyor; puan silme, transfer yasağı hatta küme düşürme cezaları gündeme geliyor. Bu kararlar, kulüplerin finansal ve yönetimsel sorunlarından kaynaklanıyor ve FIFA bu konuda taviz vermiyor" dedi.