Özel Haber/ İlkay Gürler
Teknoloji ve dijital iletişimin günlük yaşamda giderek daha fazla yer edinmesi, dil kullanımını da doğrudan etkilemeye devam ediyor. Sosyal medya, dijital oyunlar ve kısa mesajlaşma biçimleri özellikle gençlerin kullandığı dili şekillendirirken, Türkçenin doğru ve bilinçli kullanımı konusunda yeni tartışmaları da gündeme getirdi. Konuyla ilgili Türk Havadis’e değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğretim Üyesi Gül Yılmaz Çal ise, Türkçenin korunmasının yalnızca kurumların çalışmalarıyla değil, bireylerin dili özenli ve bilinçli kullanmasıyla mümkün olduğunu belirtti. Çal, bu konuda özellikle okuma alışkanlığının ve dil eğitiminin önemli olduğuna dikkat çekti.
“Dilin korunması bilinçli kullanımla mümkün"
Dr. Öğretim Üyesi Gül Yılmaz Çal, Türkçenin en önemli sorunlarından birinin dilin yeterince etkili biçimde öğretilememesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İlköğretimden üniversiteye kadar Türk dili ve grameri dersleri verilmesine rağmen birçok kişi Türkçeyi doğru ve bilinçli biçimde kullanmayı tam olarak öğrenemiyor. Bu durum hem konuşma hem de yazı dilinde yanlış sözcük kullanımı, özne–yüklem uyumsuzluğu, anlatım bozuklukları ve yazım hataları gibi sorunlara yol açabiliyor. Bir dilin gelişmesi ve korunması, yalnızca kurumların çalışmalarıyla değil, o dili konuşan bireylerin bilinçli ve özenli kullanımıyla mümkün.”
Alıntı sözcüklerin kullanımında denge önemli
Alıntı sözcük kullanımının hem tehdit hem de doğal bir süreç olabileceğini söyleyen Gül Yılmaz Çal, “Eğer dilinizde karşılığı bulunan bir sözcük yerine yalnızca kulağa hoş geldiği için ya da çevrenizdekilere yabancı dil bildiğinizi göstermek amacıyla alıntı bir sözcük kullanıyorsanız, bu durum dil açısından bir tehdit oluşturabilir” dedi. Ancak başka ülkelerden gelen kavramlar için dilde karşılık bulunmadığında o sözcüklerin dile girmesinin doğal olduğunu belirten Çal, diller arasında sözcük alışverişinin tarih boyunca var olduğunu ve Türkçenin de başka dillere pek çok kelime kazandırdığını söyledi.
Sosyal medya ve oyun dili Türkçeyi etkiliyor
Gençlerin Türkçe kullanımına ilişkin kaygılarını da dile getiren Çal, “Günümüzde yeni neslin yeterince okumadığını, hatta çok az yazdığını görüyoruz. Bu durum gençlerin düşüncelerini ifade etme becerilerini olumsuz etkiliyor” dedi. Gençlerin sosyal medya ve dijital oyun ortamlarında kendilerine özgü bir dil kullandığını belirten Çal, bu dilin çoğu zaman bir tür jargon niteliği taşıdığını söyledi. Günlük konuşmalarda anlamı tam karşılamayan bazı kalıp ifadelerin yaygınlaştığını da vurgulayan Çal, “Örneğin ‘aynen’ kelimesi çoğu zaman yalnızca konuşmadaki boşluğu dolduruyor. Benzer şekilde ‘vibe almak’ gibi ifadeler Türkçede karşılığı olan sözlerin yerine kullanılabiliyor” şeklinde konuştu.

“Dijital iletişim sözcük dağarcığını daraltıyor”
Dijital iletişimin gençlerin sözcük dağarcığını da etkilediğini belirten Çal, “Dijitalleşmeyle birlikte gençlerin kullandığı kelime sayısı giderek daraldı. Sosyal medyada kullanılan kısa ifadeler ve emojiler iletişimi hızlandırsa da dilin anlatım gücünü daraltabiliyor. Oysa insan ne kadar çok sözcük bilirse düşüncelerini o kadar zengin ifade edebilir” dedi.
“Medya, kullanılan dili şekillendiriyor”
Medyada kullanılan dilin de toplum üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Gül Yılmaz Çal, “Televizyon, radyo, gazete ve özellikle sosyal medya aracılığıyla kullanılan dil çok geniş kitlelere ulaşıyor. Bu nedenle Türkçenin bu mecralarda doğru ve özenli kullanılması büyük önem taşıyor” dedi.
Haber başlıklarında abartılı ifadelerin kullanılmasının ve cümlelerde anlatım bozukluklarının yer almasının yaygın hatalar arasında bulunduğunu ifade eden Çal, bazı yabancı kelimelerin platformların yapısından kaynaklı olarak dile girebildiğini ancak Türkçe karşılıklarının her zaman aynı ölçüde benimsenmediğini söyledi. “Örneğin ‘selfie’ için önerilen ‘özçekim’ bir dönem yaygınlaştırılmaya çalışıldı ama kullanımda yabancı biçim daha baskın kaldı” dedi.
“Dil bilinci kimliği koruyor”
Türkçenin doğru ve etkili kullanılabilmesi için toplumda güçlü bir dil bilincinin oluşması gerektiğini vurgulayan Çal, “Çoğu zaman vatan toprağı millet olmanın en önemli unsuru olarak görülür. Ancak vatan kadar önemli bir diğer unsur da dildir. Türkler tarih boyunca farklı coğrafyalara göç etti ama dilimiz kimliğimizi koruyan en güçlü bağlardan biri oldu” dedi. Gençlere dili kurallarına uygun kullanmanın öğretilmesi ve okuma alışkanlığının geliştirilmesi gerektiğini belirten Çal, “İnsan ne kadar çok okur ve ne kadar çok kelimeyle karşılaşırsa düşünce dünyası o kadar zenginleşir ve dili daha doğru, etkili kullanabilir” ifadelerini kullandı.




