Özel Haber-Dilara Dilşah Canikli

1926 Bakü Türkoloji Kongresi’nden günümüze uzanan süreçte Türk dünyasında dil birliği ve ortak kimlik arayışı hala en kritik meselelerden biri. Günümüzde bu alanda çalışmalar sürerken, ortak dil, alfabe ve kültür bilincinin küçük yaşlardan itibaren çocuklara aktarılması ve eğitim sistemine entegre edilmesi ihtiyacı da öne çıkıyor.

Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Gün, Türk Havadis’e yaptığı değerlendirmede, bu sürecin tarihsel arka planını ve bugün gelinen noktayı değerlendirerek, Türk dünyasında ortak dil ve bilinç inşasının stratejik önemine dikkat çekti.

İLK TEMELLER 1926’DA ATILDI

1926’da gerçekleştirilen I. Bakü Türkoloji Kongresi’nin Türk tarihi için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Gün, esasında bugün konuşmaya başladığımız “ortak dil, ortak alfabe, ortak eğitim sistemi” hususlarının ilk temellerinin burada atıldığını kaydetti.

Gün, Kongre hakkında “Bu kongre bizim açımızdan tarihi bir önem taşıyor. Çünkü bildiğimiz kadarıyla Türk tarihinde ilk defa Türk dünyasından birçok Türkolog ve Türk halkları bir araya gelerek özellikle dil meselesini 'birlikte nasıl düşünebiliriz, nasıl iletişim kurabiliriz, nasıl ortak bir dünya kurabiliriz' meselesine kafa yormaya başladılar” ifadesini kullandı.

YÜZ YIL SONRA ANKARA’DA YAPILAN KONGRE ŞU MESAJI VERMEK İSTİYOR…

Kongrenin gerçekleştirilmesinin ardından sekseni aşkın Türkoloğun katledildiğini belirten Gün, “1926’dan tam yüz yıl sonra Ankara'da Türk Ocağı’nda yapılan kongre, o dönem Rusyası’nın oynadığı oyunlara verilen çok anlamlı bir cevap. Bu kongreyle şu ifade ediliyor; ‘Biz bu oyunu görüyoruz ve yüz yıl sonrasında çok daha bilinçli bir şekilde Türk halkları, Türkologları, bilim adamları olarak bir araya geliyoruz ve hep birlikte Gaspralı’nın ifade ettiği gibi dilde, fikirde, işte birlik ilkesiyle hareket etmek istiyoruz’.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr

“TÜRKİYE'DE VE TÜRK DÜNYASININ DİĞER ÖNEMLİ MERKEZLERİNDE TOPLANTILARA İHTİYACIMIZ VAR”

Gün; ortak dil ve alfabe bilincinin Türkiye ve Türk dünyasının diğer bölgelerinde yaşayan çocuklara nasıl aktarılabileceği ve bu tarz konuların okullardaki eğitime entegre edilmesi için ne tür eğitim reformları gerçekleştirilebileceği sorusuna da açıklık getirdi.

Bu konu üzerinde çalışmalar yapıldığını kaydeden Gün, öncelikle bir program dahilinde konunun ele alınması gerektiğini ve birlikte hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gün, şu ifadeleri kullandı:

Otomotivde fay hattı kırıldı: Korkular rafta, rekabet kapıda!
Otomotivde fay hattı kırıldı: Korkular rafta, rekabet kapıda!
İçeriği Görüntüle

“Hem Milli Eğitim Bakanlığı'nda hem Kültür Bakanlığı çerçevesinde bazı ön çalışmalar yapılıyor. Bunlardan haberdarız fakat bunların daha da geliştirilmesi, belki sadece Türk çocuklarına Türk dünyasının ne olduğu, Türk dünyasının birliğinin özellikle dil birliğinin neden önemli olduğunu nasıl ifade edebileceğimiz özel çalıştaylara, kongrelere hem Türkiye'de hem Türk dünyasının diğer önemli merkezlerinde toplantılara, gerekirse çalıştaylara ve bilimsel araştırma sonuçlarına ihtiyaçlarımız var. Sırf bu konunun ele alınması için ortak bir çalışma çerçevesinde bir çatı kurum oluşturulabilir. Bununla ilgili de çeşitli çalışmalar var. Bu hususta beraber kafa yormalıyız. Bunu sadece Türkiye değil bana kalırsa eş zamanlı olarak bütün Türk dünyasında eş zamanlı yürütebileceğimiz bir projeye dönüştürmek çok daha sağlıklı olur. Çünkü birbirimizden yeterince haberdar olmadığımızı düşünüyorum.”

ORTA ASYA DEĞİL, “TÜRKİSTAN”

Ders kitaplarında yer alan “Orta Asya” tanımlamalarını örnek veren Gün, bu ifadelerin Ruslardan kalan bilinçli propaganda tuzakları olduğunu ve maalesef kullanımlarının hala devam ettiğini belirtti. Gün, “Orta Asya” kavramının yerine “Türkistan” kavramının kullanılması gerektiğini vurguladı.

Türkistan Harita

ÇALIŞMALAR DEVLET YÖNETİMLERİ TARAFIDAN GÜÇLENDİRİLMELİ

Hep birlikte ortak akılla istişare kültürüyle hareket etme bilincini geliştirmemiz gerektiğini vurgulayan Gün, şunları söyledi:

“Bunu biz yapabiliriz. Başkası değil. Ancak biz buna kafa yorar bununla ilgili bir dert edinir ve gereğini yaparsak gerisi gelecektir. Çalışmaların tüm Türk dünyasında eş zamanlı olmasının yararlı olabileceğini düşünüyorum. Güzel adımlar var. Kazakistan'da, Özbekistan'da Kırgızistan'da. Bunların meyve vereceğine inanıyorum. Çalışmaların devlet yönetimleri tarafından da biraz daha güçlendirilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.”

RUSYA, ORTAK BİR KÖKTEN GELDİĞİMİZ GERÇEĞİNİ GİZLEMEYE ÇALIŞTI

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe öğretmenliği bölümünden 1998 yılında mezun olduğunu ve o dönemlerde de üniversitelerde Türk dünyasının farklı bölgelerinden soydaşlarımızın eğitim görmeye geldiğini kaydeden Gün, Rusların izlediği ayrıştırma politikalarına birebir şahit olduğunu ve inceleme imkanı bulduğunu kaydetti. Gün, düşüncelerini şu ifadelerle paylaştı:

O zamanlarda da Türk dünyasından değerli kardeşlerimiz üniversitelerimize okumaya gelirlerdi. Ruslar onları öyle bir politikayla yetiştirilmiş ki mesela Kırgızlara ‘Asıl Türk sizsiniz, diğerleri Türk değil’ denilmiş. Kazaklara aynı şey. Özbeklere aynı şey… İlk baktığınızda onlar adına iyilik gibi görünüyor ama burada da yine sinsi bir politikanın öne çıktığını görüyorsunuz. Maksat ne? Birleşmeyi ya da ortak bir kökten geldiğimiz gerçeğini gizlemek ve insanları aldatmak. İşte bu oyunlara gelinmemesi için kendi ortak kavramlarımızı, değerlerimizi güçlendirmeli ve ortak bir dil çerçevesinde toplanmalıyız.

AYNI SİLAHLA BERABER HAREKET ETMELİYİZ

Ortak bir dil etrafında toplanmanın Türk dünyasını bir araya getireceğini vurgulayan Gün, Rusların da bunu bildiği için dillerimizi parçalamaya bizi bölmeye gayret ettiklerini kaydetti. Gün, “Biz de aynı silahla tersinden hareket ederek beraber hareket etme bilincine ulaşmalıyız diye düşünüyorum” dedi.