Özel Haber / Berfin Türegün
Ankara’da çölyak hastaları ve glutensiz beslenmek zorunda olan bireyler, hem ekonomik hem de sosyal alanda önemli güçlükler yaşıyor. Özellikle düşük gelirli aileler için bu durum daha da ağırlaşırken, ürün fiyatlarından denetim eksikliğine kadar birçok sorun gündemdeki yerini koruyor. Türk Havadis’e konuşan Çölyak Derneği Başkanı Şebnem Ercebeci Çınar ise, glutensiz ürünlerin fiyatlarının yüksekliğinin ve denetim eksikliğinin hastaları hem maddi hem de psikolojik olarak zorladığını belirtti. Çapraz bulaşma riskinin ciddi bir sağlık sorunu oluşturduğunu vurgulayan Çınar, glutensiz beslenmenin bir tercih değil, hayati bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

“Düşük gelirli aileler için durum daha da ağır”
Çölyak hastalarının yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çeken dernek başkanı, özellikle dar gelirli ailelerin büyük sıkıntı yaşadığını belirterek, “Özellikle düşük gelirli ailelerde beslenme açısından ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Glutensiz beslenmek zorunda olan bireyler için bu durum çok daha zorlayıcı. Ben de bir çölyak hastasıyım ve aynı zamanda Ankara’da 2004 yılında kurulan ilk çölyak derneğinin başkanıyım. Bu sorunları birebir yaşıyorum.” dedi.
“Glutensiz ürünler fahiş fiyatlarla satılıyor”
Glutensiz ürünlerin erişilebilir olmasına rağmen fiyatlarının yüksekliğine vurgu yapan Dernek Başkanı Ercebeci Çınar, maliyetlerin hastaları zorladığını dile getirerek, “Ürün çeşitliliği eskisine göre arttı. Türkiye’de de glutensiz ürün üretimi oldukça yaygınlaştı. Ancak glutensiz ürün denildiğinde çoğunlukla mısır ve pirinçten yapılan ürünler karşımıza çıkıyor. Türkiye zaten mısır ve pirinç üretimi yapan bir ülke olmasına rağmen, bu ürünlerin bile fahiş fiyatlarla satıldığını görüyoruz. Bu durum bizi hem maddi hem de psikolojik olarak olumsuz etkiliyor. Herkes uygun fiyatlara bisküvi, makarna gibi ürünleri alabilirken biz aynı ürünleri dört beş katı fiyatla almak zorunda kalıyoruz. Bu da en büyük engellerimizden biri.” ifadelerini kullandı.
“Glutensiz beslenme bir trend değil”
Toplumdaki yanlış algılara dikkat çeken Çınar, glutensiz beslenmenin bir tercih olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
Dernek olarak en çok karşılaştığımız sorunlardan biri de toplumda çölyak hastalığının yeterince bilinmemesi. Glutensiz beslenmenin bir tercih ya da trend olduğu düşünülüyor. Oysa çölyak hastaları için glutensiz beslenme bir zorunluluk. Nasıl ki kalp, tansiyon ya da şeker hastalarının ilaçları varsa, bizim de ilacımız glutensiz diyettir.
“Çapraz bulaşma hayati risk oluşturuyor”
Glutensiz üretimde denetim ve hijyenin önemine dikkat çeken Şebnem Ercebeci Çınar, özellikle çapraz bulaşma riskine ilişkin uyarılarda bulunarak şöyle konuştu:
“Son yıllarda Ankara’da glutensiz mekan sayısı artmaya başladı. Ancak bu noktada ‘çapraz bulaşma’ çok önemli bir sorun. Glutensiz ürün üreten bir işletmede kullanılan tüm ekipmanların ayrı olması gerekiyor. Aynı bıçakla hem glutenli hem glutensiz ürün kesilmesi bile bizim için risk oluşturuyor. Biz bunu anlatmak için şöyle bir benzetme yapıyoruz: Bir lokma glutenli ürün tüketmek, her gün bir damla çamaşır suyu içmekle eş değerdir. Bu yüzden her ‘glutensiz’ ibaresine güvenemiyoruz, işletmeleri sorguluyor ve denetliyoruz. Bir de fiyatlar hala çok yüksek. Normal bir restoranda bir kişi bin lira harcarken, biz aynı yemek için iki katını ödeyebiliyoruz.”
“Okullar ve hastanelerde glutensiz ürünler yetersiz”
Kamu kurumlarındaki eksikliklere de değinen Çınar, özellikle eğitim ve sağlık alanında ciddi açıklar bulunduğunu vurgulayarak, “En büyük sorunlardan biri de okullar ve üniversiteler. Okul kantinlerinde glutensiz ürün neredeyse yok. Üniversitelerde bazı seçenekler olsa da yeterli değil. Hastanelerde de durum benzer; glutensiz hizmet veren yerler var ancak yaygın değil. Bu konuda bazı yasal düzenlemeler yapıldı, marketlerde glutensiz ürün bulundurulması zorunlu hale getirildi. Ancak denetim mekanizması yetersiz. Bir ürün glutensiz diye satıldığında ve bize zarar verdiğinde başvurabileceğimiz net bir merci bulunmuyor.” şeklinde konuştu.
“Denetim eksikliği en büyük sorunlardan biri”
Denetim mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çeken Dernek Başkanı, çölyak hastalarının kendi imkanlarıyla çözüm üretmeye çalıştığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
Bu nedenle çölyaklılar olarak adeta kendi denetimimizi kendimiz yapıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu konuda alınmış birçok karar var ancak çoğu uygulamada karşılık bulmuyor. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda daha aktif olması gerekiyor. Okullarda özel beslenme ihtiyacı olan çocuklara yönelik daha kapsayıcı uygulamalar yapılmalı. Ne yazık ki bazı öğretmenler çapraz bulaşmayı bulaşıcı hastalık sanıp çocukları ayırabiliyor, bazıları ise duyarlı davranıp tüm sınıfa glutensiz ürünler dağıtabiliyor.





