Özel Haber / Berfin Türegün
ABD ile İran arasındaki gerilim giderek tırmanıyor Bölgede artan askeri faaliyetler, olası bir çatışma riskini gözler önüne seriyor. Dış Politika Analisti Aydın Sezer ise, ABD ile İran arasında yürütüldüğü iddia edilen müzakerelerin belirsizliklerle dolu olduğunu, tarafların açıklamaları arasındaki çelişkilerin sürecin net olarak anlaşılmasını zorlaştırdığını belirtti. Sezer, ABD’nin bölgedeki tahkimatının ve askeri hazırlıklarının müzakerelerden bağımsız olarak sürdüğüne dikkat çekerken, Körfez ülkelerinin bu savaşa girip girmeyeceğinin kritik olduğunu söyledi.
Türkiye’nin arada kaldığını, hem Körfez ile ortak bildiriye imza attığını hem de savaşa girilmemesi yönünde telkinde bulunduğunu ifade eden Aydın Sezer, İran’daki olası iç savaş veya rejim değişikliğinin Türkiye’yi ekonomik, güvenlik ve bölgesel açıdan ciddi şekilde etkileyeceğini vurguladı.
Müzakere sürecinde belirsizlik
Tarafların açıklamaları arasındaki çelişkilere dikkat çeken Dış Politika Analisti Aydın Sezer şu şekilde konuştu:
“İran'la yürütülen ya da yürütüldüğü iddia edilen müzakereler bağlamında büyük bir belirsizlik var. Tam olarak ne olup bittiği konusunda, Trump'ın açıklamalarıyla İran'dan yapılan resmi açıklamalar arasında büyük farklar var. Eğer Trump'ın söylediklerine itibar edecek olursak bir müzakere süreci yürüyor. Aracılar aracılığıyla önerilerin gidip geldiğine yönelik haberler açık kaynaklara düşüyor. Ancak İran tarafının bunu reddettiği ya da ABD'ye kendi şartlarını sunduğu da belirtiliyor. Bu nedenle sürecin ne olduğu net değil. İran'la ABD arasında açıklanan kanalların dışında farklı bir müzakere yürütülüyor olabilir. Savaştan önce de İran Dışişleri Bakanı'yla Steve Witkoff arasında temas vardı. ABD, aracıya ihtiyaç duymadan da İran'la temas kurma kapasitesine sahip.”
“Arabuluculuk değil, aracılık”
Bölgede adı geçen ülkelerin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sezer, “Kamuoyunda adı geçen Türkiye, Pakistan ve Mısır bildiğimiz anlamda arabulucu ülkeler değil. Çünkü arabuluculuk, taraflara gerektiğinde bir plan sunmayı da içerir. Burada ise taraflar sadece görüşlerini iletiyor. Bu nedenle buna arabuluculuk değil, aracılık denebilir. Taraflar üçüncü bir tarafa müzakere yetkisi vermedi.” şeklinde konuştu.
“Müzakereden çok askeri hazırlık öne çıkıyor”
Aydın Sezer, sahadaki gelişmelerin diplomatik süreçten bağımsız okunamayacağını belirterek şunları kaydetti:
“ABD'nin bölgeye yönelik tahkimatı devam ediyor. Bu da müzakere sürecinden ziyade daha büyük bir askeri hazırlığın parçası olarak görülebilir. Trump'ın enerji altyapısını vurmayacağına yönelik açıklamalarının manipülasyon amaçlı olduğu da tartışılıyor. Özellikle petrol ve altın fiyatları üzerinden bir etki yaratıldığı iddia ediliyor. Körfez ülkelerinin bu savaşa girip girmeyeceği kritik. Olası bir ateşkes ya da anlaşma, İran rejiminin devamı anlamına geleceği için Körfez açısından tehdit algısını artıracak. Bu da Körfez’in ABD’ye bağımlılığını daha da artıracak. Bölgedeki gerilimin devam etmesi ABD açısından ekonomik ve stratejik kazanç anlamına geliyor. İsrail ise İran’daki rejim değişikliğini öncelikli hedef olarak görüyor.”
“İran’da sonuç ne olursa olsun Türkiye bu süreçten etkilenecek”
Sezer, Türkiye’nin pozisyonu ve olası sonuçlara ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye arada bir yerde kaldı. Hem Körfez’le ortak bildiriye imza attı hem de savaşa girilmemesi yönünde telkinde bulunuyor. Bu savaş ortamı Türkiye’yi olumsuz etkiliyor. Enerji fiyatları artıyor, ticaret etkileniyor. Güvenlik riskleri turizmi de etkileyebilir. Türkiye ekonomisi zaten kırılgan bir durumda. İran’da olası bir iç savaş ya da rejim değişikliği Türkiye üzerinde ciddi etkiler yaratır. İç savaş durumunda Suriye benzeri bir tablo ortaya çıkabilir. Batı’yla uyumlu bir İran yönetimi ise Türkiye’nin bölgedeki önemini azaltabilir. Dolayısıyla İran’da sonuç ne olursa olsun Türkiye bu süreçten etkilenecek.”




