Özel haber/Ebru Şahin
Fibromiyalji yaygın ağrı, yorgunluk ve uyku problemleriyle yaşam kalitesini düşüren, merkezi sinir sistemiyle ilişkili bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bu durum doğru yönetilmediğinde kronik bir yük haline gelebiliyor. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Uzman Fizyoterapist Furkan Heyik, hastalığın nedenlerinden tedavi sürecine kadar birçok kritik noktaya dikkat çekti.
Fibromiyalji klasik hastalıklardan neden farklı?
Fibromiyaljinin çoğu zaman yanlış sınıflandırıldığını belirten Heyik, hastalığın temel mekanizmasını şöyle açıklıyor,“Fibromiyalji aslında klasik bir kas-iskelet hastalığından ziyade, merkezi sinir sisteminin ağrıyı algılama biçimiyle ilgili bir durumdur. Yani hastalarda yaygın kas ağrısı vardır ama bu ağrıyı açıklayacak bir doku hasarı, yırtık ya da iltihap bulamayız. Bu yönüyle fıtık, tendinit gibi hastalıklardan ayrılır; çünkü onlarda fiziksel bir sorun nettir, fibromiyaljide ise sorun daha çok ağrı eşiğinin düşmesiyle ilgilidir.”

En yaygın şikayetler ağrı, yorgunluk ve uykusuzluk
Fibromiyalji hastalarının günlük yaşamını zorlaştıran belirtilerin oldukça geniş olduğunu söyleyen Heyik, “Bu hastalarda en sık gördüğümüz durum yaygın vücut ağrısı, kronik yorgunluk ve uyku bozukluğudur. Hastalar genelde “sabah dinlenmeden uyanıyorum” diye tarif eder. Bunun yanında konsantrasyon güçlüğü, baş ağrısı ve kaslarda sertlik de oldukça sık görülür. Özellikle boyun, sırt ve bel bölgesi en çok şikâyet edilen alanlar arasında yer alır” dedi.
Psikolojik mi fiziksel mi?
Hastalığın tek bir nedene bağlanamayacağını söyleyen Heyik sürecin aşamalı olduğunu ifade ederek,
“Aslında bu iki faktörü birbirinden ayırmak çok doğru değil çünkü fibromiyalji multifaktöriyel bir durumdur. Fiziksel olarak merkezi sinir sisteminde bir hassasiyet söz konusuyken, stres, anksiyete ve travmatik yaşam olayları da süreci ciddi şekilde etkileyebilir. Yani hem biyolojik hem de psikolojik faktörler iç içe geçmiş durumdadır tek bir sebebe indirgemek doğru olmaz” dedi.

Fizyoterapi tedavinin merkezinde
Tedavide en kritik başlıklardan biri ise düzenli fizyoterapi uygulamaları. Uzman Fizyoterapist Furkan Heyik fizyoterapinin öneminden bahsederek şöyle söyledi, “Fizyoterapi bu hastalıkta tedavinin en önemli parçalarından biridir. Özellikle düşük yoğunluklu egzersizler, germe çalışmaları, postür düzenleme ve nefes egzersizleriyle hastaların ağrı düzeyinde ve yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlıyoruz”
Egzersizde denge şart
Hastaların en çok zorlandığı konulardan biri olan hareket etme sürecinin dikkatli planlanması gerektiğini belirten Heyik, “Bu noktada hastayı zorlamak yerine süreci çok kontrollü başlatıyoruz. Genellikle kısa süreli ve düşük tempolu egzersizlerle başlayıp zamanla artırıyoruz. Hastanın o günkü durumuna göre programı esnetmek de önemli. Amaç hastayı yormak değil, hareket toleransını yavaş yavaş artırmak. Aksi halde aşırı yüklenme, ağrıyı daha da artırabiliyor” ifadelerini kullandı.
Günlük alışkanlıklar tedavinin anahtarı
Heyik tedavinin başarısı günlük alışkanlıklardan geçtiğini söyleyerek, “Bu hastalara mutlaka düzenli hareket etmelerini, uyku düzenine dikkat etmelerini ve stres yönetimini öğrenmelerini öneriyoruz. Kaçınmaları gereken en önemli şeyler ise uzun süre hareketsiz kalmak, bir anda aşırı egzersiz yapmak ve sürekli ağrıya odaklanarak günlük yaşamdan kopmak. Dengeyi korumak burada en kritik nokta” dedi.

Destekleyici yöntemler tek başına yeterli değil
Alternatif ve destekleyici tedavilerin tek başına yeterli olmadığını söyleyen Heyik, “Manuel terapi, Kuru iğneleme ve elektroterapi gibi yöntemler genellikle semptomları azaltmada etkilidir ancak tek başına kalıcı bir çözüm sağlamaz. Bu uygulamalar daha çok destekleyici tedavilerdir. Kalıcı iyileşme için mutlaka egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulanmaları gerekir” dedi.
Hastaların yaptığı en büyük hatalar
Tedavi sürecinde yapılan hatalara da değinen Heyik şu uyarılarda bulundu,
“En sık karşılaştığımız hatalardan biri hastaların sadece ilaçla çözüm araması ve aktif tedavi sürecine katılmamasıdır. Bunun yanında egzersizi düzensiz yapmak ya da tamamen bırakmak, internetten duyulan her yöntemi denemek ve sabırsız davranmak da süreci olumsuz etkiler. Bu hastalıkta en önemli şey sabır ve sürekliliktir.”
“Yönetilebilir bir hastalık”
Fibromiyaljinin doğru yaklaşımla kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Heyik, hasatlığı yaşayanlara umut veren bir mesajla sözlerini tamamladı.
“Fibromiyalji kronik bir durum olsa da yönetilebilir bir hastalıktır. Hastaların tamamen ağrısız bir hayat hedeflemek yerine ağrıyı kontrol altında tutarak aktif ve kaliteli bir yaşam sürmeye odaklanmaları gerekir. Doğru tedavi, düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu mümkün. En önemlisi de hastanın sürece aktif katılım göstermesidir.”





