Özel Haber / İlkay Gürler
Eskişehir’in Odunpazarı Cam Sanatları Merkezi’nde sanat, ateş ve sabır bir araya geliyor. Cam sanatçısı Dilara Sağır, yaklaşık 8 yıldır camla ilgilendiğini ve son 4 yıldır atölyede aktif üretim yaptığını söyledi. Sanatçı, camın bin 200 derece fırınlarda şekillendiğini, renklerin metal oksitlerle elde edildiğini ve bu işin hem el ustalığı hem de fiziksel dayanıklılık gerektirdiğini vurguladı.
Cam sanatında el ustalığı ve sabır öne çıkıyor
Cam şekillendirme sürecinin, “pipo” adı verilen uzun metal çubuklara erimiş camın sarılmasıyla başladığını anlatan Dilara Sağır, “Cam bal kıvamına geldiğinde renklendiriliyor ve şekil veriliyor. Bu süreç tamamen el pratiğine ve kontrolüne dayanıyor” dedi. Üretim süresinin ise yapılan işe göre değiştiğini aktaran Sağır, bazı küçük parçaların birkaç dakika içinde tamamlanabildiğini, detaylı ve büyük çalışmaların ise 6-7 saate kadar uzayabildiğini söyledi.

“Cam için en ideal sıcaklık bin 200 derece”
Atölyede kullanılan fırınların yaklaşık bin 200 dereceye ulaştığını belirten sanatçı, bu sıcaklığın cam için ideal olduğunu vurguladı. Daha yüksek ısının kontrolü zorlaştırdığını, daha düşük ısının ise camı sertleştirerek şekillendirmeyi güçleştirdiğini ifade eden Sağır, üretim boyunca camın sürekli yeniden ısıtılarak işlendiğini dile getirdi.

Camda renklerin sırrı: Metal oksitler
Camda renk elde etmenin de başlı başına bir süreç olduğunu belirten Sağır, kullanılan malzemelerin aslında yine cam olduğunu ifade etti. Sağır “Öğütülmüş camı toz ya da granül halde kullanıyoruz. Renkler metal oksitlerle elde ediliyor. Bakır oksit mavi, demir oksit yeşil veriyor. Sülfürü fazla kullandığımızda siyah, az kullandığımızda sarı ortaya çıkıyor. Kırmızı ve pembe tonlarında ise saf altın kullanıldığı için bu renkler diğerlerine göre daha maliyetli” diye konuştu.

“Yanıklar da bu işin bir parçası”
Camla çalışmanın fiziksel olarak oldukça zorlayıcı olduğuna dikkat çeken cam sanatçısı, yüksek ısı nedeniyle koruyucu ekipman kullanımının sınırlı olduğunu söyledi. Sağır “Eldiven kullanamıyoruz çünkü dokunma hissini kaybetmememiz gerekiyor. Zamanla cilt bu ısıya alışıyor ama yanıklar da bu işin bir parçası” ifadelerini kullandı. Kullanılan özel çelik malzemelerin ısıyı iletmemesi sayesinde ise çalışma güvenliğinin artırıldığını da dile getirdi.

Odunpazarı cam zanaatının kalbi
Öte yandan köklü bir geçmişe sahip olan cam sanatı, Türkiye’de üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde “Cam ve Seramik” ya da “Cam Tasarımı” bölümleri aracılığıyla akademik olarak da sürdürülüyor. Ancak yoğun emek, yüksek dikkat ve fiziksel dayanıklılık gerektirmesi nedeniyle bu alan, diğer sanat dallarına kıyasla daha sınırlı sayıda öğrenci tarafından tercih ediliyor.
Buna karşın son yıllarda özellikle deneyim atölyeleri ve turistik merkezlerde cam sanatına ilgi artıyor. Odunpazarı gibi kültür bölgelerinde kurulan atölyeler, hem sanat üretimini sürdürüyor hem de ziyaretçilere bu zanaatı yakından tanıma fırsatı sunuyor.




