Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Orta Doğu’da artan gerilim ve Türkiye’nin savunma stratejisine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgedeki çatışmaların yalnızca taraf ülkelerle sınırlı kalmadığını belirten Güler, Türkiye’nin güvenliğini etkileyebilecek tüm risklere karşı hazırlıkların sürdüğünü ifade etti.

ORTADOĞU’DAKİ GERİLİM TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLİYOR?

Bakan Güler, ABD-İran-İsrail hattında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik dengelerini etkileyebilecek çok boyutlu riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu risklerin yalnızca askeri tehditlerle sınırlı olmadığını belirten Güler, hava ve füze saldırıları, enerji arz güvenliği, deniz ticaret yolları ve siber tehditler gibi farklı alanlarda kırılganlık oluşturabileceğini söyledi.

Türkiye’nin gelişmeleri yakından takip ettiğini vurgulayan Güler, devletin ilgili kurumlarıyla birlikte tüm olası senaryolara karşı planlama ve hazırlıkların sürdürüldüğünü ifade etti.

GÖÇ VE GÜVENLİK RİSKLERİ YAKINDAN İZLENİYOR

Bakan Güler, bölgedeki istikrarsızlığın yalnızca askeri değil, aynı zamanda insani ve güvenlik boyutları olduğunu belirtti. Özellikle düzensiz göç hareketlerinin ve uluslararası kaçakçılık faaliyetlerinin artma ihtimaline dikkat çekti.Terör örgütlerinin ise bölgede oluşabilecek otorite boşluklarından faydalanmaya çalışabileceğini belirten Güler, Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmelerin bu riskleri açık biçimde gösterdiğini ifade etti.

İSRAİL İLE DOĞRUDAN ÇATIŞMA RİSKİ DÜŞÜK

Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askeri bir çatışma ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Güler, böyle bir riskin şu aşamada düşük görüldüğünü söyledi.

Bölgede artan gerilimlerin iki ülke ilişkilerini etkilediğini belirten Güler, özellikle Suriye’nin geleceği, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları gibi başlıkların gerilim yaratan faktörler arasında bulunduğunu ifade etti.Bununla birlikte sahada yanlış anlaşılmaları ve olası kazaları önlemek amacıyla ilgili kurumlar arasında koordinasyon mekanizmalarının gerektiğinde devreye alınabildiğini belirtti.

TÜRKİYE’NİN YURT DIŞINDAKİ ASKERİ VARLIĞI

Türkiye’nin farklı ülkelerde askeri varlık bulundurmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler, bu durumun yayılmacı bir politika değil, güvenlik ve istikrar hedefli bir yaklaşım olduğunu söyledi.

Yurt dışındaki askeri unsurların ortak eğitim faaliyetleri, kapasite geliştirme ve caydırıcılığın artırılması gibi amaçlara hizmet ettiğini belirten Güler, bu faaliyetlerin aynı zamanda krizlerin kaynağında yönetilmesine katkı sağladığını ifade etti.

SURİYE’DEKİ ASKERİ VARLIK GÜVENLİK ŞARTLARINA BAĞLI

Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığa ilişkin soruları da yanıtlayan Güler, Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerinin sabit bir takvime bağlı olmadığını söyledi.

Türkiye’nin temel yaklaşımının Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyan, merkezi otoritesi güçlü ve kapsayıcı bir siyasi yapının oluşmasını desteklemek olduğunu belirtti. Ayrıca terör tehdidinin ortadan kaldırılması için sahada terörden arındırılmış bir Suriye’nin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

F-16 SÜRECİ VE KAAN PROJESİ

Türkiye’nin hava gücü planlamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler, F-16 tedarik sürecinin belirli bir aşamaya ulaştığını ifade etti.

Bununla birlikte Türkiye’nin stratejik önceliğinin yerli ve milli projeler olduğunu vurgulayan Güler, KAAN savaş uçağı projesinin Türkiye’nin savunma vizyonunun temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.Eurofighter Typhoon tedarikine yönelik temasların da sürdüğünü belirten Güler, Türkiye’nin hava gücünü çok katmanlı bir planlama ile güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti.

Malatya'ya Patriot sistemi konuşlandırıldı: Hava savunması güçlendiriliyor
Malatya'ya Patriot sistemi konuşlandırıldı: Hava savunması güçlendiriliyor
İçeriği Görüntüle

ÇELİK KUBBE PROJESİ

Türkiye’nin hava savunma mimarisine ilişkin konuşan Güler, “Çelik Kubbe” sisteminin Türk hava sahasını koruyacak çok katmanlı bir savunma şemsiyesi olarak tasarlandığını belirtti.

Projede geliştirme çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Güler, sistemin teslimat takviminin 2026–2029 yılları arasında planlandığını açıkladı.

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER POLİTİKASI

Türkiye’nin nükleer silah sahibi olup olmayacağına ilişkin tartışmalara da değinen Güler, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalara bağlı bir politika izlediğini vurguladı.Türkiye’nin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) ve Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması (CTBT) çerçevesinde yükümlülüklerini sürdürdüğünü belirten Güler, savunma planlamasının güçlü konvansiyonel kabiliyetler ve ileri teknoloji yatırımları temelinde şekillendirildiğini ifade etti.Bakan Güler, Türkiye’nin güvenliğini sağlamada temel yaklaşımın güçlü savunma kapasitesi ve etkin caydırıcılık olduğunu vurguladı.

Kaynak: Milli Savunma Bakanlığı