Küresel havacılık sektörü, jeopolitik gerilimler ve dalgalı seyreden enerji maliyetlerinin gölgesinde zorlu bir yılı geride bırakırken, Türk Hava Yolları esnek yönetim stratejisiyle rakiplerinden ayrışmayı sürdürüyor. IATA Zirvesi’nde havacılık liderlerine hitap eden THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, şirketin finansal röntgenini çekerken, ezber bozacak yeni projelerini de ilk kez kamuoyuyla paylaştı.

İşte dev havayolu şirketinin küresel arenadaki yeni yol haritası ve öne çıkan başlıklar:

Kıtalararası aktarmasız dönem: 17 saatlik kesintisiz uçuşlar geliyor

THY, 2027 yılının son çeyreği itibarıyla havacılık tarihinin en uzun rotalarından bazılarını devreye almaya hazırlanıyor. Filoya katılacak özel konfigürasyonlu ultra uzun menzilli Airbus A350-1000 uçaklarıyla birlikte, İstanbul’dan dünyanın diğer ucuna aktarmasız uçuşlar başlayacak.

Prof. Dr. Murat Şeker, tam 17 saat boyunca kesintisiz havada kalabilecek bu uçaklarla hedeflenen yeni destinasyonları şu sözlerle müjdeledi:

2027 sonu itibarıyla Sidney, Melbourne, Buenos Aires, Santiago ve Lima gibi dünyanın en uzak noktalarına İstanbul'dan doğrudan, konforlu ve aktarmasız uçuşlarımızı başlatıyoruz.

"Tüpraş ve SOCAR güvencesiyle yakıt riski taşımıyoruz"

Küresel enerji piyasalarındaki belirsizliklerin jet yakıtı fiyatlarına yansımasını değerlendiren Şeker, Türkiye'nin altyapı gücü sayesinde fiziki bir tedarik krizi öngörmediklerini belirtti. İç pazarda Tüpraş ve SOCAR gibi iki dev rafineri aktörünün varlığının THY için büyük bir güvence olduğunu aktaran Şeker, jeopolitik avantajlar sayesinde Kuzey Irak ve Afrika bölgelerinden de deniz yoluyla kesintisiz yakıt tedariki sağlandığını ifade etti.

Geçmiş dönemlerde Asya pazarında ton başına 2.000 dolara kadar çıkan jet yakıtı maliyetlerini, THY'nin akıllı tedarik yönetimiyle maksimum 1.600-1.800 dolar bandında göğüslediğini hatırlatan Şeker, mevcut fiyatların 1.200-1.300 dolar seviyesinde dengelenerek Avrupa ortalamasıyla paralel seyrettiğini ekledi.

Rekabet kızışıyor: Kriz döneminde kazanılan yolcular kalıcı olacak

Körfez Bölgesi'ndeki jeopolitik gerilimler nedeniyle rakip havayolu firmalarının uçuş yapamadığı 2-3 aylık kritik süreçte THY, stratejik hatları başarıyla yönetti. Güney Asya, Uzak Doğu, Amerika ve Maldivler/Seyşeller gibi popüler destinasyonlarda pazar payını ciddi oranda artıran şirket, önemli bir başarıya imza attı.

Katar, Emirates ve Etihad gibi dev Körfez taşıyıcılarının hızla eski kapasitelerinin yüzde 85-90'ına ulaşarak pazara döndüğünü belirten Şeker, şunları kaydetti:

Bu kriz döneminde ilk kez THY kalitesiyle tanışan 20 ila 30 hat üzerinde kalıcı bir yolcu sadakati oluşturuldu.

Şirketin öncelikli hedefi, bu yeni ve nitelikli yolcu segmentini uzun vadede de elinde tutmak.

Dev filo hamlesi: 420 uçaklık siparişte kompozisyon değişiyor

Şirketin "2033 Büyüme Vizyonu" doğrultusunda Airbus ve Boeing ile yürütülen dev filo genişletme hamlesinde sipariş hacmi 420 uçağa yaklaştı. Bu paket içinde yer alan 100 adetlik Boeing siparişine yönelik müzakerelerin ise kararlılıkla sürdüğü bildirildi.

Ancak THY, geleceğin havacılık dünyasında sadece uçak ve koltuk sayısıyla büyümenin kar marjlarını daralttığının farkında. İstanbul Havalimanı’nın küresel aktarma merkezi (hub) gücüne ve Türkiye’nin turizm potansiyeline sonuna kadar güvendiklerini belirten Şeker, yeni stratejiyi yüksek katma değerli yan hizmetlerle tahkim edeceklerini şu sözlerle açıkladı:

NATO’da tarihi adım: Çekya, Türkiye’den KHAN balistik füzesi tedarik etti
NATO’da tarihi adım: Çekya, Türkiye’den KHAN balistik füzesi tedarik etti
İçeriği Görüntüle

Turkish Holidays: Özelleştirilmiş tatil paketleri genişletilecek.

TKPAY & Dijital Cüzdan: Sadakat programları ve finansal teknolojiler (FinTech) ön plana çıkacak.

Widect: Kargo dünyasında "kapıdan kapıya" teslimat yapan bu iştirakle lojistikte liderlik hedeflenecek.

Air Europa Ortaklığı: Küresel ekosistemi güçlendiren stratejik işbirlikleri artarak devam edecek.

2026 "Makul büyüme" yılı, 2027 ise sıçrama dönemi olacak

Maliyet baskılarını minimize etmek adına temkinli bir strateji izlediklerini belirten Prof. Dr. Murat Şeker, 2026 faaliyet dönemini başlangıçta hedeflenen yüzde 7-8'lik beklentinin altında, yüzde 1-2 civarında sınırlı bir kapasite artışıyla, yani "makul bir büyümeyle" kapatmayı öngördüklerini paylaştı. Şeker, finansal disiplinden taviz vermeden geçilecek bu dengelenme yılının ardından, 2027 yılı için beklentilerinin ve büyüme projeksiyonlarının çok daha agresif ve güçlü olduğunun altını çizdi.