Özel haber/Ebru Şahin
Okul ortamlarında yaşanan şiddet olayları toplumun en büyük endişe kaynaklarından biri haline geldi. Son dönemde 15-16 yaş grubundaki gençlerin karıştığı vahim olaylar meselenin kökenine inilmesini zorunlu kılıyor. Uzman Psikolojik Danışman Fatma Gül Çelebi şiddetin sadece bireysel bir öfke sorunu olmadığını, aileden başlayıp dijital dünyaya uzanan bütüncül bir yapının sonucu olduğunu belirtti.
"Eğitim okulda değil, ailede başlar"
Şiddetin temelinin aile ortamında atıldığını ifade eden Çelebi, "Toplumumuzda eğitimin okulda başladığı gibi yanlış bir algı var. Oysa eğitim ailede başlar. Ev içinde fiziksel veya duygusal şiddete tanık olan, annesinin aşağılandığını gören veya sevginin şiddetle eşdeğer olduğunu öğrenen bir çocuğun sağlıklı bir birey olması beklenemez. Anne ve baba çocuğun ilk rol modelidir. Bir çocuk en çok gördüğünü öğrenir ve zamanla ona dönüşür” dedi.
"Şiddet içerikli dijital dünyanın etkisi göz ardı edilemez"
Dijital platformların şiddeti "cool" ve ulaşılabilir gösterdiğine dikkat çeken Uzman Çelebi, şu ifadeleri kullandı:
Çocuğa sevgiyle şiddet arasındaki farkın açık, tutarlı ve sağlıklı bir şekilde aktarılması son derece önemli bir nokta. Günümüzde dijital içeriklerin etkisi de asla göz ardı edilmemeli. Özellikle şiddet içerikli sahnelerin bağlamından koparılarak sosyal medyada yayılması, büyük bir tehlike arz ediyor. Örneğin; Kurtlar Vadisi gibi yapımlardan alınan sahnelerin arkasına konulan müziklerle, çocuk ve gençler mafyatik yaşama özendiriliyor. 15-16 yaşındaki çocukların şiddete meyilli hale gelmesinin arkasında, bu içeriklerin nasıl pazarlanıp 'havalı' gösterildiğini görmek gerekiyor. PUBG tarzı oyunların yoğunluğu, arkalarına eklenen müziklerle sanki çok 'cool' bir ortam varmış gibi lanse ediliyor. Sağlıksız rol modeller ve medyanın etkisi bir araya geldiğinde, çocuk için şiddet bir iletişim dili haline dönüşüyor.

“Ergenlikte öfke yönetimi zorlaşıyor”
Ergenlik döneminde öfke kontrolünün neden zorlaştığını anlatan Çelebi, bu sürecin hem yetiştirme tarzı hem de çevresel faktörlerle doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. “Ergenlik, bireyin yaşamındaki en yoğun duygusal değişimlerin yaşandığı dönemlerden biri. Eğer çocuk duygularını ifade etmeyi öğrenememişse, sınırları net değilse ve ev içinde sağlıklı bir iletişim yoksa, öfkesini yönetmekte ciddi zorluk yaşayabiliyor” ifadesini kullandı.
Öfkenin doğal bir duygu olduğunu ancak önemli olanın bu duygunun nasıl yönetildiği olduğunu vurgulayan Çelebi gerekli durumlarda uzman desteğinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Psikolojik destek tabusu kırılmalı”
Ailelerin bu konuda daha bilinçli hale gelmesi için çalışmalar yapılmasının gerektiğini söyleyen Çelebi, “Bu noktada ailelere ve eğitimcilere büyük görev düşüyor. Okul içerisinde velileri sık aralıklarla en kötü ayda bir toplayıp, aile-çocuk ilişkisi ve nasıl davranılması gerektiği üzerine iki saatlik eğitim oturumları düzenlemeliyiz. Toplum olarak destek almaya, psikolojik danışmanlık almayı bir 'delilik' olarak görmeye maalesef meyilliyiz. Oysa bu bakış açısını değiştirip, şiddetle mücadele için daha bilinçli ve erişilebilir eğitim modellerini merkeze almamız gerekiyor” dedi.

"Patlama değil, biriken bir süreç"
Şiddet davranışlarının anlık bir cinnet hali olmadığını, buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyen Çelebi, "Altında bastırılmış öfke, dışlanma, zorbalık ve karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar yatıyor. Çocuk sorunlarını ifade edecek sağlıklı yollar bulamadığında bu birikim patlamaya dönüşüyor. Birçok olayda çocuğun aslında 'ben iyi değilim, kendimi kötü hissediyorum' şeklinde sessiz bir çağrıda bulunduğunu görüyoruz. Sinyalleri erkenden yakalamak, önleyici bir sistem kurmak zorundayız" şeklinde konuştu.
Okul ortamında yaşanan zorbalık, dışlanma ve baskının şiddet davranışlarını tetikleyebileceğini belirten Çelebi, özellikle anlaşılmama ve sürekli eleştirilme durumlarının çocuklarda öfke birikimine yol açtığını söyledi. Uzman, “Bu duygular fark edilmezse zamanla içe atılan bir öfke, hatta intikam duygusuna dönüşebilir. Kendini yok sayılmış hisseden bir çocuk sesini duyurmanın yolunu şiddetle arayabilir” dedi.
Güven duygusu zedeleniyor
Okul ortamında yaşanan bu tür şiddet olaylarının en büyük psikolojik etkisinin “güven duygusunun zedelenmesi” olduğunu belirten Çelebi, öğrenciler açısından okulun güvenli alan algısının yıkıldığını bunun da kaygı bozukluğu ve sürekli tetikte olma haline yol açtığını ifade etti.
Aileler için ise çocuklarını okula gönderirken güvende olup olmadığını sorgulamanın endişe yarattığını ve bu durumun aile içi iletişimi zedelediğini vurguladı. Öğretmenler açısından bakıldığında ise hem öğrencilerin sorumluluğunu taşımak hem de benzer olayların tekrar yaşanma ihtimalinin yarattığı baskının, eğitimcilerde ciddi tükenmişlik ve stres oluşturduğunu dile getirdi.

Çözüm önerisi: Bütüncül bir yaklaşım
Okullardaki psikolojik destek mekanizmalarının mevcut haliyle yetersiz kaldığını vurgulayan Çelebi, çözüm yolunun ne olduğunu şöyle özetledi:
"Bin öğrencili bir okula sadece bir veya iki uzman koymak yeterli değil. Her sınıf için, öğrencileri tek tek dinleyebilecek, riskleri erkenden tespit edebilecek bir sistem kurulmalı. Okullar sadece akademik başarıya değil, çocuğun psikolojik iyi oluşuna odaklanmalıdır. Şiddetle mücadele sadece bireysel değil; aile, eğitim sistemi, medya ve dijital platformları kapsayan, daha bütüncül ve önleyici bir yapıyla mümkündür”
“Çocuklar yaşadıklarını davranışlarıyla anlatır”
Ailelere tavsiyelerde bulunan Çelebi, çocukların sorun yaşadıklarında başvurması gereken yerlerin öğretmenler, okul yönetimi ve gerektiğinde resmi kurumlar olduğunu belirterek, dijital içeriklerin etkisiyle bazı çocukların bu yollar yerine kendi adaletini sağlamaya yöneldiğini ve bunun şiddet riskini artırdığını söyledi.
Ebeveyn denetiminin güçlendirilmesi, dijital içeriklerin sınırlandırılması ve doğru rol model sunulmasının önemini anlatan Çelebi, çocukların yaşadıkları zorlanmaları çoğu zaman davranışlarıyla gösterdiğini söyleyerek, “Çocuklar aslında yaşadıkları zorlanmaları davranışlarıyla anlatır. Bu sinyalleri erken fark etmek ve ciddiye almak, olası riskleri önlemede en kritik adımdır” dedi.





