CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’un paylaştığı istatistikler, 2025’te ülkede tüketilen antidepresan miktarının 71 milyon kutuyu geçtiğini ortaya koyuyor. Bu sayı, 2016’ya kıyasla yaklaşık %60’lık bir artışa işaret ediyor. Yalnızca son bir yılda 6 milyona yakın ek tüketim oldu ve bu ilaçların toplam maliyeti 6,5 milyar TL’yi buldu.
Bulut, tablonun kaynağına ilişkin “İnsanlar artık ay sonunu değil, yarınını düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu ve artan psikolojik yükün siyaseten görmezden gelindiğini ifade etti.
“TOPLUM YORGUN, KADINLAR DAHA DA YORGUN”
MetroPOLL’ün “Türkiye’nin Nabzı Aralık 2025” çalışması, ruh sağlığı trendlerini sayısal bir çerçeveye oturttu. Ankete göre toplumun %61’i günlük yaşamda yoğun tükenmişlik hissediyor. Kadınlarda bu oran %66’ya çıkarken, gençler ve işsizler de en riskli grup olarak öne çıkıyor.
Katılımcıların %55’i ülke gündemini takip etmenin kendilerini “bunaltıcı” hale geldiğini söylerken, haber akışının bilgi değil “stres kaynağı” olarak görüldüğü dikkat çekiyor.
YARDIM İHTİYACI BÜYÜK, ERİŞİM NEREDEYSE YOK
Araştırmanın en kritik bulgularından biri, destek ihtiyacı ile destek alımı arasındaki dev uçurum. Son bir yılda toplumun yaklaşık yarısı psikolojik desteğe ihtiyaç duymasına rağmen, psikologa veya psikiyatriste gitme oranı yalnızca %2’de kaldı. Büyük çoğunluk sorunlarını aile içinde bastırarak veya ilaçlarla idare ederek çözmeye çalışıyor.
GÜVEN KAYBI VE GENÇLERİN ÜLKE DIŞI HAYAL ARAYIŞI
Toplumsal güven konusunda da alarm veren sonuçlar var. Seçmenlerin %45’i “hiçbir yere güvenmediğini” söylüyor. Devlet, kurumlar ve toplumsal bağlara dair güvenin erimesi, gençlerde aidiyet duygusunu daha da zayıflatıyor.
18–34 yaş grubunda “Fırsat olsa başka bir ülkede yaşamak isterim” diyenlerin oranı ilk kez bu kadar yükseldi ve artık marjinal değil ana akım bir eğilim olarak değerlendiriliyor.
KİŞİSEL SORUN DEĞİL, KAMUSAL BİR KRİZ
Veriler bir arada okunduğunda, Türkiye’nin yavaş ilerleyen ancak geniş kitleleri etkileyen bir ruh sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğu görülüyor. Artan antidepresan tüketimi, tükenmişlik duygusu, güven kaybı ve profesyonel desteğe düşük erişim; ekonomik ve sosyal sorunların psikolojik boyutunu görünür kılıyor.
Bu tablo, sağlık politikalarından sosyal destek ağlarına, eğitimden medya iklimine kadar geniş bir alanda stratejik ve bütüncül çözümleri zorunlu hale getiriyor.




