Dilara Dilşah Kaya / Türk Havadis

Türkiye, Doğu Akdeniz’de artan güvenlik riskleri ve bölgede oluşabilecek yabancı askeri yığınaklara karşı caydırıcılığı artırmak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) F-16 savaş uçakları konuşlandırdı. 9 Mart’ta Ada’ya inen Türk askerleri, Yunan ve Rum tarafında şaşkınlık ve tepki yarattı. Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, kararın arka planını ve stratejik amacını Türk Havadis’e değerlendirdi.

Prof. Dr. Şahin, Türkiye’nin KKTC’ye 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının arkasında yatan temel stratejik nedenlerin bölgedeki değişen güç dengeleri ve artan güvenlik riskleri çerçevesinde değerlendirileceğini belirtti.

TÜRKİYE’DEN GKRY’YE CEVAP NİTELİĞİNDE ADIM

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), bölgedeki füze tehdidini gerekçe göstererek Avrupa Birliği, Yunanistan, Fransa ve İngiltere gibi ülkeleri bölgeye davet ettiğine dikkat çeken Şahin, bu davetin adadaki güç dengesinin bozulması ve bir Avrupa Birliği güvenlik kuşağı oluşturularak de facto bir durum yaratılması tehdidini doğurduğuna dikkat çekti.

Şahin, Türkiye’nin attığı adım hakkında “Türkiye’nin hamlesi, güneydeki bu askeri yığınak ve güç artışını dengelemeye yönelik bir manevra ve mütekabiliyet esasına dayalı bir cevaptır” ifadesini kullandı.

Kktc F16

TÜRKİYE’NİN ADA’DAKİ VARLIĞI SINIRLANMAYA ÇALIŞILIYOR

İsrail, Yunanistan, GKRY ve Hindistan gibi ülkeler arasında Türkiye’ye karşı bir eksen oluşturulması hususunu ele alan Şahin, “Kıbrıs adasının savunmasında bu ülkelerin inisiyatif üstlenerek Türkiye’nin garantörlük haklarını aşındırmayı ve adadaki askerî varlığını sınırlamayı hedeflediği bir atmosferin oluştuğu göz ardı edilmemelidir” cümleleriyle uyarıda bulundu.

“KKTC HAVA SAHASININ KORUNMASINDA CAYDIRICILIĞIN EN ÜST SEVİYEYE ÇIKARILMASI HEDEFLENİYOR”

Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de tırmanan gerilim ve İsrail-İran arasındaki çatışmaların KKTC hava sahası için de riskler oluşturduğuna dikkat çeken uzman “F-16’ların konuşlandırılmasıyla KKTC hava sahasının korunmasında caydırıcılığın en üst seviyeye çıkarılması ve olası füze veya İHA saldırılarına karşı güvenliğin sağlanması hedeflenmektedir” değerlendirmesini yaptı.

GKRY ADA’DA “AVRUPA BİRLİĞİ GÜVENLİK KUŞAĞI” OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR

Bunlara ek olarak Şahin; Türkiye’nin GKRY’nin güvenlik bahanelerini bir fırsata çevirerek adada bir “Avrupa Birliği güvenlik kuşağı” oluşturmaya çalışmasından ve adadaki mevcut güç dengesini bozmaya yönelik de facto durumlar yaratma çabasından endişe duyduğunu kaydetti. “Dolayısıyla Ankara’nın F-16 konuşlandırma hamlesi, bu tür kabul edilemez üstünlük sağlama girişimlerini önlemeye matuf stratejik bir adımdır” dedi.

Ab Güvenli̇k-2

TÜRKİYE’NİN KONUŞLANMA KARARI STRATEJİK BİR ADIMDI

Bölgedeki krizler sona erse bile GKRY’ye destek için gelen yabancı askeri unsurların (gemi, asker, uçak) adada kalıcı hale gelme riski bulunduğuna dikkat çeken Şahin, Türkiye’nin F-16 hamlesiyle dış güçlerin adadaki varlığının kalıcılaşmasına ve bölgenin kontrolsüz bir silahlanma alanına dönüşmesine karşı bir önleyici savunma ortaya koymak istediğine dikkat çekti.

Yeni trafik düzenlemesi: Milyonluk stok esnafın elinde kaldı
Yeni trafik düzenlemesi: Milyonluk stok esnafın elinde kaldı
İçeriği Görüntüle

“TÜRKİYE MAVİ VATAN’DAKİ HAKLARININ GASP EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEK”

Doğu Akdeniz’in hidrokarbon yatakları nedeniyle büyük bir stratejik öneme sahip olduğunu hatırlatan Şahin, Türkiye’nin Mavi Vatan’ın gasp edilmesine izin vermeyeceğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, kaotik ortamdan yararlanılarak Mavi Vatan ve enerji haklarının gasp edilmesine, bölgede Türkiye ve KKTC aleyhine bir oldubittiye izin vermeyeceğini bu yolla göstermektedir.”

Mavi̇ Vatan-1

TÜRKİYE KIBRIS TÜRK HALKININ HER ZAMAN YANINDA

Uzman, bu adımın başta Yunanistan, Fransa, İsrail ve Hindistan gibi bölgede ittifak kuran ülkelere yönelik “Ben buradayım” mesajı niteliğinde olduğunu vurguladı. Aynı zamanda kararın Kıbrıs Türk halkına Türkiye’nin her zaman yanlarında olduğu konusunda güven veren psikolojik bir destek olarak değerlendirildiğini kaydetti.

Şahin, özetle Türkiye’nin garantörlük hakları çerçevesinde kademeli bir planlamanın parçası olarak bu adımı attığını, hem bölgedeki stratejik dengeleri korumayı hem de KKTC’nin güvenliğini tahkim etmeyi amaçladığını kaydetti.