Özel Haber-Dilara Dilşah Kaya
Ergenekon Destanı Türk kültüründe ‘yeniden doğuş, özgürlük ve birlik’ düşüncesini simgeleyen; bozkurdun yol gösterici bir unsur olarak kabul edildiği mitolojik bir milli destandır. Türk milletinin zor koşullar karşısında yılmadan varlığını sürdürme ve yeniden güç kazanma idealini yansıtan bu destan, günümüzde de Türk dünyasında derin ve güçlü bir karşılığa sahiptir.
Türk kültürüne, mitlerine ve destanlarına olan ilginin giderek artması, bu anlatıların daha iyi anlaşılmasına yönelik bir öğrenme ihtiyacını da beraberinde getirmekte. Farklı ve karmaşık anlatım özellikleri barındıran bu destanların görsel olarak hayata geçirilmesi ise hem kalıcılığı artırmakta hem de kültürel aktarım açısından önemli bir rol oynamaktadır.
Bu konuda yaptığı özgün çalışmalarıyla dikkat çeken Ergenekon Destanı çizgi roman serisinin yazar ve çizeri Emre Erdur, Türk Havadis’e eserlerinin ortaya çıkış sürecine ve yolculuğuna dair bir röportaj verdi.
DESTAN HAKKINDA CİDDİ BİLİNMEZLİKLER VAR
Ergenekon Destanı’nın genelde bilinen ama aslında oldukça yüzeysel şekilde aktarılan bir destan olduğunu belirten Emre Erdur, klasik anlatısını herkesin bildiğini ancak detaylara, tarihsel arka plana ve derinliğine inildiğinde ciddi bilinmezliklerin mevcut olduğunu vurguladı. Bu çalışmaları yaparken kendi çıkış noktasından ise “Benim çıkış noktam, bu destanın altında yatan tarihsel gerçekleri araştırmak ve onları doğru bir zeminde yeniden ele almaktı.” cümlesiyle bahsetti.
ERGENEKON ÜZERİNDEKİ "TERÖR" ALGISINI YIKMAK İSTEDİ
Özellikle geçmiş yıllarda “Ergenekon” adının vatandaşlar arasında bir terör söylemi gibi algılanması hakkındaki algı operasyonlarını kabul edilemez bulan Erdur, bu kavramın doğru şekilde incelenmesi gerektiğini kaydetti. Erdur, “Yapılması gereken şey, bu kültürel mirası doğru şekilde incelemek, araştırmak ve gelecek nesillere sağlam bir eser bırakmaktı.” ifadesini kullandı. Çizgi roman formatının bu anlatı için çok uygun bir form olduğunu belirten Erdur, sürecini şu ifadelerle anlattı:
“Elbette roman olarak da yazılabilirdi; ancak görselliğin gücüyle desteklenen, nitelikli bir çizgi roman hem daha dikkat çekici hem de daha hızlı şekilde klasikleşebilen bir eser olabiliyor. Sürece yoğun tarihsel araştırmalarla başladım. Ergenekon Destanı’nın hangi döneme denk geldiğini, o dönemde Orta Asya coğrafyasında nasıl bir siyasi yapı bulunduğunu araştırdım. Bu veriler netleştiğinde, tarihsel olay zinciri de kendiliğinden yerine oturmaya başladı.”

“EN SAĞLAM GÖRSEL KAYNAKLAR KAZAKİSTAN ULUSAL MÜZESİ’NDE”
En zorlayıcı kısmın ise görsel kaynaklar olduğunu belirten Erdur, çalışma sürecinde kullandığı kaynaklarına da değindi. Yazar-çizer, en sağlam kaynaklarının Kazakistan Ulusal Müzesi'nde bulunduğunu belirterek, “Amacım, görsel olarak da doğru ve tutarlı bir iş ortaya koymaktı. Bu nedenle dönemin giyim-kuşamını, mekânlarını ve yaşam biçimini detaylı şekilde araştırdım. En sağlam görsel kaynakları Kazakistan Ulusal Müzesi’nde buldum. Orada birkaç gün geçirdim, eserleri inceledim ve notlar aldım. Ayrıca Çin tarihindeki Han Hanedanlığı’nın başlangıç dönemi de bize önemli ipuçları sunuyordu. Özetle, projenin ve hikâyenin sağlam bir tarihsel zemin üzerine inşa edilmesi sürecin en zor ama aynı zamanda en kıymetli kısmıydı.” ifadelerini kullandı.
ESER, KÜLTÜREL AKTARIMI VE SANATSAL YORUMU BİR ARADA SUNUYOR
Hayata geçirdiği projesini hem bir kültürel aktarım hem de sanatsal bir yorum olarak değerlendiren Erdur, “Bir eseri üreten kişinin yorumu ve imzası her zaman önemlidir; eser, nihayetinde sanatçısıyla birlikte anılır. Bunun bir kültürel miras aktarımı olması ise ayrıca onur verici bir durum. Ancak bunlar sadece niyetle ya da söylenerek oluşmuyor. Zaman içinde eser kendi yerini buluyor; kalıcılığını ve değerini de zaman belirliyor” dedi.

“ÖZELLİKLE RENKLİ, KONSEPT ART TADINDA SAHNELER ÜRETMEYİ TERCİH ETTİM”
Daha önce hiç canlı gözle görülmemiş, fotoğrafı dahi çekilmemiş bir anlatıyı başkasına aktarmak ve zihinde somutlaştırmak oldukça zorlu bir süreçtir. Erdur’un eserinde mitolojik unsurları ele alış biçimi ile karakter ve mekan tasarımlarında ortaya koyduğu estetik yaklaşım ise bu zorluğun başarıyla aşıldığını göstermektedir. Sanatçı, yaratım sürecini ve çizimlerini şekillendirirken başvurduğu kaynakları şu sözlerle ifade etti:
“Her çizerin ve sanatçının kendine özgü bir estetik dili vardır. Bu yaklaşım bazı izleyicileri çeker, bazılarını ise itebilir; bu son derece doğal. Ben özellikle renkli, konsept art tadında sahneler üretmeyi tercih ettim. Bunu yaparken çizgi romanın anlatım ritminden ve akışından kopmamaya özen gösterdim. Sonuçta hem görsel zenginliği güçlü hem de keyifle okunabilen bir çizgi roman ortaya çıktı. Kaynaklar konusunda; müze araştırmalarım, incelediğim akademik çalışmalar ve okuduğum kitaplar temel dayanaklarım oldu. Hiçbir işte tek ve hazır bir kaynak yoktur. Farklı eserleri inceler, hepsinden notlar alır ve kendi süzgecinizden geçirirsiniz. Biz tarihçi değiliz; tarihçiler araştırır, belgeler, çevirir ve mümkün olduğunca yorumsuz aktarır. Biz ise onların ortaya koyduğu verilerden yola çıkarak, bu bilgileri senaryolaştırır ve görsel bir anlatıya dönüştürürüz.”
“OKUYUCULAR, KENDİ KÜLTÜRLERİNE AİT NİTELİKLİ BİR ESER OLDUĞUNU FARK ETTİKLERİNDE İLGİLERİNİ AÇIKÇA GÖSTERDİLER”
Çalışmalarının tahmin ettiğinden fazla ilgi gördüğünü aktaran Erdur, toplumun her kesiminden samimi geri dönüşler aldığını belirtti. Erdur bu husus hakkında “Okuyucular, bunun kendi kültürlerine ait, emek verilmiş ve nitelikli bir eser olduğunu fark ettiklerinde ilgilerini açıkça gösterdiler. Bu ilgi ve destek için herkese içtenlikle teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.
ESERLERİNE TARİHSEL BİR ÇİZGİYİ TAKİP EDEREK DEVAM EDECEK
Türk mitolojisinden farklı destan ve anlatıları çizgi roman haline getirme planı olduğunu belirten Erdur, eserlerinde tarihsel bir çizgiyi takip etmek istediğini aktardı. “Ergenekon ile başlayan süreci bir hat üzerinde devam ettirirsek, Kürşad isyanı bu çizginin önemli duraklarından biri. Bunun yanında Türk efsanelerinden Oçibala, Oğuz Kağan Destanı, Dede Korkut anlatıları ve bilinen–bilinmeyen birçok destanın farklı yönlerini ele almak istiyorum.” ifadesiyle gelecekte üzerine çalışmayı hedeflediği konulardan bahsetti. Erdur, özgün ve başarılı işlerin ortaya çıkabilmesi için yeterli zaman, emek ve üretim kaynağı gerektiğini vurguladı.





