Özel Haber / Berfin Türegün

İsrail-İran savaşıyla tırmanan gerilimin ardından Hürmüz Boğazı’nda risklerin arttığına dikkat çeken Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Mühdan Sağlam, gelişmelerin küresel enerji piyasalarında ciddi bir belirsizlik yarattığını Türk Havadis’e değerlendirdi.

Resmi bir kapanma kararı bulunmamasına rağmen artan güvenlik riski ve sigorta şirketlerinin teminat vermemesi nedeniyle geçişlerin fiilen durma noktasına geldiğini ifade eden Sağlam, günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği hattaki aksamaların arz kaygısını büyüttüğünü vurguladı. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye’ye milyarlarca dolarlık ek ithalat yükü getirdiğini kaydeden Sağlam, bunun cari açık, kur ve enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin doğalgazda Körfez’e bağımlı olmadığını ancak spot piyasa fiyatlamaları nedeniyle küresel artışlardan etkilendiğini dile getiren Sağlam, krizin süresinin enerji güvenliği politikalarının seyrini belirleyeceğine dikkat çekti.

“HÜRMÜZ BOĞAZI FİİLEN KAPANDI”

Mühdan Sağlam, Hürmüz Boğaz’ındaki mevcut tabloyu şu sözlerle anlattı:

“Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Sigorta şirketleri bölgeye garanti vermiyor çünkü bir saldırı riski bulunuyor. İran bu kapıyı resmen kapatamaz ancak güvensizlik iklimi, çatışma riski ve tankerlerin hedef alınma kaygısı boğazın fiilen kapalı olduğu anlamına geliyor. Tanker firmaları Hürmüz’den geçecek petrol için gemi sağlayamayacaklarını açıklıyor. Bu nedenle fiili bir kapanmadan söz edilebilir.”

“PİYASA BELİRSİZLİĞİ FİYATLIYOR”

Küresel arz riskine dikkat çeken Sağlam, “Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyordu. Küresel tüketimin neredeyse beşte biri bu arterden sağlanıyordu. Bunun büyük ölçüde durması arz sıkıntısı kaygısını artırıyor. İran’ın Katar ve Suudi Arabistan’ın üretim tesislerini hedef alabileceğine yönelik riskler de fiyatları yukarı taşıyor. Piyasa şu anda belirsizliği fiyatlıyor ve bu nedenle sert sıçramalar yaşanıyor.” dedi.

Tüketici Birliği yeni düzenlemeden memnun: Vatandaşın yararına olacak
Tüketici Birliği yeni düzenlemeden memnun: Vatandaşın yararına olacak
İçeriği Görüntüle

“AKARYAKITTA ZAM BASKISI SÜREBİLİR”

Petrol fiyatlarındaki artışın iç piyasaya etkisine değinen Sağlam, “Petrol fiyatlarındaki yükseliş akaryakıt fiyatlarına da yansıyor. Motorin ve benzindeki artışta sadece ham petrol değil, işlenmiş ürüne olan talep artışı da etkili. Irak’ın Basra Körfezi’ndeki bazı üretim sahalarında üretim askıya alındı. Kerkük-Ceyhan hattı açık olsa da tanker bulunamaması üretimi sınırlıyor. Bu baskı sürdükçe zamların devam etmesi beklenebilir.” şeklinde konuştu.

10 DOLARLIK ARTIŞ 2,3 MİLYAR DOLAR EK YÜK

Fiyat artışlarının makroekonomik etkilerine işaret eden Mühdan Sağlam, Türkiye’ye maliyetine dikkat çekerek, “Petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık artış, Türkiye’nin ithalat faturasında yaklaşık 2,3 milyar dolarlık ek yük anlamına geliyor. Yan ürünler de dahil edildiğinde cari açık üzerindeki etkinin 7-8 milyar dolara ulaşabileceği belirtiliyor. Bu durum kur ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Merkez Bankası’nın rezervleri kritik önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

“GAZDA DOĞRUDAN KESİNTİ BEKLENMEZ”

Doğalgaz arzına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlam, Türkiye açısından doğrudan bir kesinti beklenmediğini dile getirerek şunları söyledi:

İran’ın Türkiye’ye doğrudan gaz akışını kesmesi beklenmez. Ancak iç tüketimde sorun yaşanması ya da boru hattının hedef alınması halinde kesinti ihtimali oluşabilir. İran geçen yıl Türkiye’ye 7 milyar metreküp gaz sağladı. Türkiye’nin depolarında yeterli gaz bulunuyor ve tüketimin Mart itibarıyla düşecek olması ani bir kesintinin yönetilmesini kolaylaştırabilir. Doğalgaz tarafında Türkiye’nin Körfez’e bağımlılığı yok denecek kadar az. Petrol ise Kerkük-Yumurtalık hattı üzerinden geliyor. Ancak Türkiye yıllık 12-13 milyar metreküplük gazı spot piyasadan alıyor ve fiyatlar TTF üzerinden belirlendiği için küresel artışlar faturaya yansıyor. LNG kargolarına erişimde artan rekabet de maliyetleri yükseltebilir. Türkiye, Rusya’dan yıllık yaklaşık 30 milyar metreküp gaz alabiliyor ve gerektiğinde ABD ve Rusya’dan LNG ile dengeleme imkanına sahip.

“ENERJİ POLİTİKALARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

Krizin uzaması halinde enerji stratejisinin yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Mühdan Sağlam, “Uzmanlara göre kriz uzarsa enerji güvenliği politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekecek. Spot piyasaya bağımlılığın azaltılması, yenilenebilir ve nükleer enerji yatırımlarının hızlandırılması gündeme gelebilir. Krizin süresi, Türkiye’nin alternatif hazırlıklarını belirleyecek.” diye konuştu.