Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bilimsel deneylerden aktarılan sessizlik ve beyin bağlantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Küçükusta, fareler üzerinde yürütülen bir deneyde hayvanların her gün iki saat boyunca tamamen sessiz bir ortamda tutulduğunu ve bu süreç sonunda hafıza merkezi olan hipokampusta yeni nöron oluşumunun gözlendiğini söyledi.
Söz konusu deneyde müzik, beyaz gürültü ya da doğal seslerin kullanılmadığını vurgulayan Küçükusta, “Evet, müzik sessizlik değildir” diyerek asıl etkinin saf sessizlikten kaynaklandığını ifade etti.
KALICI ETKİ SESSİZLİKTE
Prof. Dr. Küçükusta’nın aktardığı bilgilere göre, bir hafta süren deney sonunda sessizliğe maruz kalan farelerde görülen beyin gelişimi, müzik veya dış seslerle karşılaştırıldığında daha kalıcı bir etki yarattı. Hipokampusta gerçekleşen bu süreç, bilim dünyasında “nörogenez” olarak bilinen yeni hücre üretimiyle ilişkilendiriliyor.
Araştırmacılar bu tür bulguların stres, dikkat dağınıklığı ve bilişsel performans gibi alanlarla ilişkili olduğunu değerlendirirken, Küçükusta da modern dünyanın sürekli gürültü ve tüketici uyaranlara maruz kaldığına dikkat çekti.
“İNSAN BEYNİNDE DE BENZER MEKANİZMALAR İŞLEYEBİLİR”
Küçükusta, insan beyninin de benzer tepkiler gösterebileceğini belirterek, “Dünyanın sessizleştiği anlar, beyin sağlığı için sanılandan çok daha fazla fayda sağlıyor olabilir” yorumunda bulundu.
Uzmanlara göre kısa süreli bile olsa sessiz ortamlarda geçirilen zamanın hafızayı güçlendirebileceği, zihinsel toparlanmayı destekleyebileceği ve duygusal regülasyona katkı sağlayabileceği düşünülüyor.
Sessizliğin sinir sistemi üzerindeki etkileri, son yıllarda sinirbilim araştırmalarının odak başlıklarından biri haline gelmiş durumda.




