ÖZEL HABER:GAMZE MİNE GÜMÜŞ
Savunma analisti Kozan Selçuk Erkan, Türkiye’nin savunma stratejisinin yalnızca saldırı füzelerine dayalı bir yapı üzerine kurulmadığını söyledi. Türkiye’nin İran gibi yalnızca saldırı kapasitesine odaklanan bir model izlemediğini belirten Erkan, hava savunma füzelerinden milli savaş uçağı geliştirmeye kadar geniş bir savunma mimarisi üzerinde çalışıldığını ifade etti.
Erkan’a göre modern savaşlarda bir ülkenin gücü yalnızca vurma kapasitesiyle değil, aynı zamanda düşman hava unsurlarını durdurabilecek savunma kabiliyetiyle ölçülüyor.
F-35 Mİ KAAN MI?
KAAN’ın “ete kemiğe bürünmeye başlamasıyla” birlikte F-35 programına dönüş tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini belirten Erkan, Türkiye’nin F-35 projesine ciddi bir yatırım yaptığını hatırlattı.
Türkiye için üretilen bazı uçakların halen ABD’de bulunduğunu ifade eden Erkan, Türkiye’nin bu uçakları almasının mümkün olması halinde değerlendirilebileceğini, ancak uzun vadede asıl önceliğin milli savaş uçağı KAAN’ın geliştirilmesi olması gerektiğini dile getirdi.
DRONE VE BALİSTİK FÜZE TEHDİDİ
Son dönemde savaş alanlarında drone ve balistik füze kullanımının ciddi biçimde arttığını belirten Erkan, kamikaze dronların belirli savunma sistemleriyle durdurulabildiğini ancak yoğun şekilde kullanıldıklarında ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
Balistik füzelerin ise hâlâ en zor engellenen tehditlerden biri olduğunu vurgulayan Erkan, bu füzeleri durdurmaya yönelik sistemlerin hem maliyetli hem de üretim açısından zorlayıcı olduğunu ifade etti.
SİPER VE HİSAR SİSTEMLERİ
Türkiye’nin geliştirdiği SİPER ve HİSAR hava savunma sistemlerinin önemli bir ilerleme olduğunu belirten Erkan, bu sistemlerin henüz tam anlamıyla balistik füze savunması yapabilecek seviyede olmadığını ifade etti.
Bu alanda NATO sistemlerine belirli ölçüde bağımlılık bulunduğunu dile getiren Erkan, anti-balistik kabiliyet kazanılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
TÜRK DONANMASINDA MODERNİZASYON
Türk donanmasının modernizasyon sürecini de değerlendiren Erkan, sürecin doğru ve hızlı ilerlediğini belirtti. Özellikle yerli üretim oranının yüksekliğine dikkat çeken Erkan, Türkiye’nin savunma alanında daha bağımsız bir konuma doğru ilerlediğini ifade etti.
İstif sınıfı fırkateynler ve planlanan hava savunma muhriplerinin önemli bir eksikliği kapatacağını belirten Erkan, ilerleyen süreçte uçak gemisi ve milli denizaltı projeleriyle birlikte Türkiye’nin deniz gücünün daha da güçleneceğini söyledi.
İNSANSIZ SİSTEMLERDE TÜRKİYE’NİN KONUMU
Savunma sanayiinde insansız sistemlerin öneminin giderek arttığını belirten Erkan, Türkiye’nin bu alanda önemli bir konuma ulaştığını ifade etti. Deniz alanında küçük insansız araçlara yönelmenin farklı bir konsept ortaya koyduğunu belirten Erkan, hava platformlarında ise ANKA-3 ve KIZILELMA sistemlerinin envantere girmesiyle Türkiye’nin dikkat çekici bir eşiği aşacağını söyledi.
“SAVUNMADA TÜM SİSTEMLERİN GÜÇLENMESİ GEREKİYOR”
Kozan Selçuk Erkan, savunma teknolojilerinde tek bir sistemin belirleyici olmayacağını vurgulayarak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
Türkiye’nin geliştirmekte olduğu hava savunma ve füze sistemlerini mümkün olan en kısa sürede yüksek adetlerde envantere alması ve bunları ihraç edebilecek bir kapasiteye ulaşması gerekiyor. Bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı bir dönemde, savunma mimarisinin bütün bileşenlerinin birlikte geliştirilmesi ve etkin şekilde kullanılması Türkiye’nin güvenliği açısından kritik önem taşıyor.




