Özel haber/Ebru Şahin
Ortadoğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler küresel piyasaları sarsarken Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri de giderek belirginleşiyor. Ekonomist Levent Işık, Türk Havadis’e yaptığı değerlendirmede kurdaki yükselişin nedenlerinden yıl sonu beklentilerine dair açıklamalarda bulundu.
Petrol şoku kuru etkiledi
Levent Işık yükselişin temel nedeninin enerji arzındaki daralma olduğunu belirterek şunları söyledi:
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırı başlatmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Bu boğaz dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde yirmisinin geçtiği bir koridor kapanınca petrol arzı anında sıkıştı ve Brent fiyatı 73 dolardan 118 dolara fırladı. Türkiye her yıl 55-60 milyar dolarlık enerji ithal eden bir ülke petrol bu kadar pahalanınca ithalat faturası şişti, döviz talebi arttı ve TL satış baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Bu artış yapısal mı, geçici mi?
TL’deki değer kaybının sadece savaş kaynaklı olmadığını vurgulayan Işık, sürecin yapısal olduğunu belirterek “TL zaten savaştan önce de değer kaybediyordu. TCMB’nin faiz indirimleri kronik cari açık ve yüksek enflasyon TL üzerinde süregelen bir baskı oluşturuyordu. Savaş bu var olan eğilimi hızlandıran bir katalizör oldu. Tek başına yarattığı bir hareket değil tabi, zaten gidilmekte olan yönü sertleştiren bir ivme kazandırıcı." ifadesini kullandı.
Işık, "Asıl sorun şu ki Hürmüz meselesi diplomatik masada çözüme kavuşmadan petrol fiyatları kalıcı olarak düşmeyecek. Petrol düşmeyince Türkiye’nin ithalat faturası hafiflemeyecek, hafiflemeyince de cari açık üzerindeki baskı devam edecek. Bu döngü kırılmadıkça jeopolitik bileşen kura yapışık kalıyor. Geçici bir dalgalanma olarak değil, yapısal bir dış koşul olarak fiyatlanıyor” dedi.

Küresel etki ağır basıyor
Işık, mevcut tabloda belirleyici olanın iç dinamiklerden çok küresel gelişmeler olduğunu kaydetti. Değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:
Şu an tartışmasız küresel dinamikler belirleyici. Petrol fiyatı dolar endeksinin seyri ve Hürmüz riski kuru şekillendiren ana güçler. Türkiye bu tabloda çift taraflı yaralı. Hem enerji ithalatçısı olduğu için petrol pahalılaşmasından hem de gelişen piyasa olduğu için küresel risk kaçışından doğrudan etkileniyor. Diğer gelişen ülkelerin aksine Türkiye bu krizin tam ortasına coğrafi ve ekonomik olarak çok daha yakın duruyor.
3-6 ayda yön yukarı
Önümüzdeki döneme ilişkin senaryoları değerlendiren Işık, kurun seyrinin tamamen jeopolitik gelişmelere bağlı olduğunu kaydetti. Işık, “Ateşkes çökerse petrol 110 doların üzerine çıkar ve kur 47-48 TL bandını test edebilir. Ateşkes sürerse 45-47 TL aralığında dalgalanma görürüz. Kalıcı çözüm gelirse baskı azalır ama şu an bu en zayıf ihtimal” dedi.

Yıl sonu tahmini: 50 TL üzeri ihtimal masada
Işık, yıl sonu beklentilerine dair ise şu değerlendirmeyi yaptı:
Savaş öncesinde kurumların konsensüsü 50-52,5 TL bandıydı. Dünya Bankası daha görüşmeler bitmeden Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini 3,7’den 2,8’e çekti. Bu revizyon kura da ek yukarı baskı anlamına geliyor. Ateşkes tutarsa ve petrol 90 dolar civarına oturursa yıl sonu için 50-53 TL makul bir bant olarak öne çıkıyor. Ama savaş yeniden alevlenir ve Hürmüz uzun süre kapalı kalırsa bu tahminlerin tamamı geçersiz kalır. 55 TL ve üzeri seviyelerin konuşulması an meselesi olabilir. Şu an herhangi bir rakam söylemek sahadaki günlük haber akışından daha güvenilir değil. Piyasa önümüzdeki birkaç günde Hürmüz ve savaş cephesinden gelecek haberlerle hareket edecek. Fitch’in görünüm değiştirmesi de hoş olmadı.
Fed etkisi: ABD bile dolaylı vuruyor
ABD Merkez Bankası’nın politikalarının da doları güçlendirdiğini belirten Işık,“Savaşın tetiklediği yüksek petrol fiyatları Amerikan enflasyonunu da besledi ve Fed’in faiz indirme planlarını alt üst etti. Fed faiz indiremediği sürece dolar küresel ölçekte güçlü kalmaya devam ediyor. Dolar güçlü kaldıkça gelişen piyasa paraları TL dahil zayıflıyor. Yani savaşın ABD’deki enflasyon etkisi bile Türkiye’nin kuruna dolaylı yoldan vuruyor" dedi.
Kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Döviz birikimi olanlar ve turizm sektörünün avantajlı olduğunu kaydeden Işık; enerji, sanayi ve ithalata bağımlı tüm sektörlerin maliyet baskısı altında olduğunu vurguladı. Ekonomist, sabit gelirli vatandaşın en büyük kaybeden olduğuna dikkat çekti.

Vatandaşa uyarı: “Panik en büyük hata”
Işık, yatırım yapmak isteyen vatandaşlara da panik yatırımı yapılmaması konusunda uyarılarda bulundu. “Dolar yükseliyor alayım ya da düşecek satayım refleksi bu dönemde en çok zarar ettiren davranış. Volatilite çok yüksek. İzlemek ve acele etmemek daha sağlıklı” dedi.
Kritik eşik: 45 TL
Kurda teknik seviyelere dikkat çeken Işık, 45 TL'nin hem psikolojik hem teknik eşik olduğunu kaydetti. Aşılması halinde 47-48 TL bandına hızlı bir hareket görülebileceğini vurguladı.
Şu an dolar almak mantıklı mı?
Son olarak şu an dolara yatırım yapmanın mantıklı olup olmadığını değerlendiren Işık, şu ifadeleri kullandı:
“Orta ve uzun vadede dolar, enflasyona karşı korunma aracı olmaya devam ediyor. Ancak kısa vadede zamanlama çok zor. Bu seviyeden alım kararı dikkatli verilmeli. Volatilite son derece yüksek. Ateşkes haberlerine göre kur pazartesiden itibaren hem yukarı hem aşağı sert hareket edebilir. Yani zamanlamayı iyi yapmak önemli ve şu an bunu doğru yapmak çok zor."





