Beslenme ve kalp-damar sağlığına ilişkin tartışmalar yeni bilimsel verilerle yeniden alevlendi. Konjuge Linoleik Asit (CLA) adı verilen ve özellikle tereyağı, süt ürünleri ile kuzu ve sığır etinde doğal olarak bulunan yağ asidine dair yayımlanan araştırmalar, damar sertliği sürecinde izomer türüne bağlı farklı etkiler görülebileceğini gösterdi.
Bilimsel literatürde yer alan veriler, hayvansal yağların tek başına risk başlığı altında değerlendirilmesinin yeterli olmadığını, içerdiği bileşenlerin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
BİLİMSEL VERİ TABANINDAKİ DENEY SONUÇLARI DİKKAT ÇEKTİ
National Library of Medicine bünyesindeki PubMed kayıtlarında yer alan ateroskleroz odaklı deneysel bir çalışmada, CLA’nın farklı moleküler türlerinin damar içi plak oluşumuna farklı tepki verdiği bildirildi.
Araştırmada:
- Bazı CLA izomerlerinin plak gelişimini yavaşlattığı
- Bazı izomer türlerinin ise aynı koruyucu etkiyi göstermediği
- Etkinin iltihap, lipid metabolizması ve hücresel damar yanıtı üzerinden geliştiği
raporlandı.
Bilim insanları bu nedenle CLA için tek yönlü bir etki tanımı yapılmaması gerektiğini belirtiyor.
İNSAN VERİLERİNDE RİSKLE TERS ORANTI SİNYALİ
Gözlemsel insan çalışmalarında ise yağ dokusunda CLA oranı daha yüksek olan bireylerde kalp krizi riskinin daha düşük görüldüğüne dair istatistiksel bulgular yer aldı. Ancak uzmanlar bu verilerin doğrudan koruyuculuk kanıtı anlamına gelmediğini, kontrollü klinik çalışmaların hâlâ gerekli olduğunu vurguluyor.
EN ÇOK HANGİ GIDALARDA BULUNUYOR?
Bilimsel ölçümlere göre CLA en yoğun olarak:
- Tereyağında
- Tam yağlı süt ürünlerinde
- Kuzu ve sığır etinde
- Özellikle otla beslenen hayvan kaynaklı ürünlerde
bulunuyor.
Uzman değerlendirmelerinde, tartışmanın yalnızca “hayvansal mı bitkisel mi” ekseninde değil; işlenme düzeyi düşük, dengeli ve ölçülü yağ tüketimi çerçevesinde ele alınması gerektiği ifade ediliyor.




