Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda yakaladığı ivmenin temelleri, aslında uzun yıllara dayanan bir dönüşüm sürecine dayanıyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yer alan “Geçmişten Günümüze Kara Kuvvetleri” panosunda, yerli ve milli sistemlerin yıllara yayılan gelişimi dikkat çekiyor.Bu süreç, 1980’li yıllarda başlayan yerli üretim hamlelerinin bugün yüksek teknolojiye ulaşan bir savunma ekosistemine dönüştüğünü ortaya koyuyor.

1980’lerde başlayan yerli üretim süreci

Türkiye’nin savunma alanında yerlileşme süreci, özellikle Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan ambargolarla hız kazandı. Bu dönemde yerli telsiz ve muhabere sistemlerinin geliştirilmesi, dışa bağımlılığı azaltma yolunda atılan ilk adımlar arasında yer aldı.

1990’lı yıllarda ise elektronik harp sistemlerinin envantere girmesiyle birlikte teknolojik kapasite daha da genişledi.

İHA’lara karşı yeni dönem: ASELSAN EJDERHA sistemini tanıttı
İHA’lara karşı yeni dönem: ASELSAN EJDERHA sistemini tanıttı
İçeriği Görüntüle

2000’li yıllarda sistem entegrasyonu öne çıktı

2004 yılında devreye alınan Ateş Destek Otomasyon Sistemi (ADOP), hedef tespit ve ateş destek unsurlarını entegre ederek modern savaş konseptine uygun bir yapı sundu.

Aynı yıl envantere giren Fırtına obüsü ise yüksek atış kabiliyetiyle kara birliklerinin vurucu gücünü artırdı.2007 itibarıyla yerli üretim insansız hava araçlarının (İHA) envantere girmesi, keşif ve gözetleme kabiliyetlerinde önemli bir sıçrama sağladı.

İHA ve helikopterlerle yeni dönem

2014 yılında geliştirilen Atak helikopteri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin taarruz gücünü yerli imkanlarla karşılamaya başladı.

2015 yılında envantere giren Bayraktar TB2 ise keşif, gözetleme ve hedefleme kabiliyetleriyle sahada önemli bir rol üstlendi.Bu gelişmeler, insansız sistemlerin savaş alanındaki etkisini artıran kritik adımlar olarak öne çıktı.

Sınır güvenliği ve modern silah sistemleri

2016 yılında sınır fiziki güvenlik sistemleri kapsamında modüler duvarlar, termal kameralar ve radar sistemleriyle sınır hattı güçlendirildi.Aynı dönemde Korkut ve Kasırga gibi modern silah sistemlerinin envantere alınması, kara birliklerinin savunma ve saldırı kapasitesini artırdı.

Yerli tüfek ve füze sistemleriyle güçlenen ordu

2017 yılında MPT-76 piyade tüfeğinin envantere girmesiyle birlikte, bireysel silah sistemlerinde de yerlileşme sağlandı.2017-2018 yıllarında OMTAS ve UMTAS tanksavar füze sistemlerinin kullanıma alınması, kara birliklerine yüksek hassasiyetli vurucu güç kazandırdı.

Savunmada uzun soluklu dönüşüm

Kara Kuvvetleri envanterine giren bu sistemler, Türkiye’nin savunma alanında adım adım ilerlediğini ortaya koyuyor. Telsiz sistemlerinden insansız hava araçlarına, obüslerden füze sistemlerine uzanan bu süreç, yerli üretimin stratejik önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.Türkiye’nin savunma sanayiindeki bu uzun soluklu dönüşümü, bugün gelinen noktada daha bağımsız ve güçlü bir askeri kapasitenin temelini oluşturuyor.