Her yıl 15 Şubat, dünya genelinde Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü olarak anılıyor. 2001’den bu yana tıp takviminde yer alan bu özel gün; 94 ülkede, Uluslararası Pediatrik Onkoloji Derneği öncülüğünde düzenleniyor. İlk organizasyonun 2002 yılında Lüksemburg’da yapılması planlanmış, daha sonra tarih 15 Şubat olarak belirlenmişti.

Bu günün temel amacı; çocukluk çağı kanserine dikkat çekmek, hastalıkla mücadele eden çocuklara ve ailelerine destek olmak ve her çocuğun eşit sağlık hakkına sahip olduğunu vurgulamak. Mesaj net: Milliyet, ekonomik durum ya da sosyal statü fark etmeksizin her çocuk; erken ve doğru teşhise, etkili tedaviye, hayat kurtarıcı ilaçlara ve psikososyal desteğe erişebilmelidir.

RAKAMLAR ENDİŞE VERİCİ

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde 20 yaş altı 400 binden fazla çocuk ve gence kanser tanısı konuluyor. Yaklaşık 100 bin çocuk ise yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, erken teşhisin tedavide belirleyici rol oynadığını vurguluyor. Hastalık ilk iki evrede saptandığında başarı oranı oldukça yüksekken, vakaların önemli bir kısmı ileri evrelerde tespit ediliyor.

Çocukluk çağı kanserleri, tüm malign tümörlerin yalnızca yüzde 1–1,5’ini oluşturuyor ancak yetişkin kanserlerinden farklı özellikler taşıyor. En sık görülen türler arasında lösemi, beyin tümörleri, lenfomalar, nöroblastom ve nefroblastom yer alıyor. Modern tedavi yöntemleri sayesinde pediatrik onkolojide iyileşme oranları her geçen yıl artıyor.

EN SIK GÖRÜLEN TÜR: LÖSEMİ

Türkiye’de çocukluk çağı kanserleri, tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 1–1,5’ini oluşturuyor. Her yıl ortalama 2 bin 500 ila 3 bin 500 çocuğa kanser tanısı konulduğu tahmin ediliyor. En sık görülen türler arasında lösemi, beyin tümörleri ve lenfomalar yer alıyor.

Bağımlılıkta psikolojik engel: "Bırakmanın yolu düşünce değişimi"
Bağımlılıkta psikolojik engel: "Bırakmanın yolu düşünce değişimi"
İçeriği Görüntüle

L Ö S E M İ2

Son yıllarda kemoterapi, cerrahi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedavilerdeki gelişmeler sayesinde çocukluk çağı kanserlerinde sağkalım oranları önemli ölçüde artmıştır. Örneğin akut lösemide beş yıllık sağkalım oranı yüzde 80’in üzerindedir. Çocukluk çağı kanserleri çoğunlukla önlenebilir değildir ve rutin tarama programları bulunmaz. Bu nedenle erken tanı, uzun süren veya alışılmadık belirtilerin fark edilmesi ve zamanında sağlık kuruluşuna başvurulmasıyla mümkündür.

BELİRTİLER NELER?

Çocukluk çağı kanserlerinde belirtiler çoğu zaman başka ve daha sık görülen hastalıklarla karışabilir. Ancak bazı bulguların uzun sürmesi ya da giderek artması durumunda dikkatli olunmalıdır.

L Ö S E M İ

Deride solukluk, sürekli halsizlik ve çabuk yorulma kansızlık belirtisi olabilir. Sık ve ağır geçirilen, uzun süren enfeksiyonlar; nedeni bilinmeyen morluklar, burun veya diş eti kanamaları ve kanamanın zor durması önemli uyarı işaretleridir. İştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, karında ya da göğüs duvarında şişlik ve ağrısız lenf bezi büyümeleri de dikkate alınmalıdır. Özellikle geceleri artan kemik ve eklem ağrıları, kusmanın eşlik ettiği şiddetli baş ağrıları, ani görme değişiklikleri ve göz bebeğinde beyaz yansıma gibi belirtiler varlığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ARASINDA FARK VAR

Gelişmiş ülkelerde tanı ve tedavi olanaklarının yaygınlığı sayesinde kanserli çocukların yaklaşık dörtte üçü iyileşebiliyor. Ancak düşük ve orta gelirli ülkelerde bu oran ciddi biçimde düşüyor. Bu tablo, sağlık altyapısının ve erken tanı imkanlarının hayati önemini bir kez daha ortaya koyuyor.