Özel Haber / İlkay Gürler
Türkiye’de son yıllarda etkisini giderek artıran kuraklık ve azalan su kaynakları, su yönetimi ve iklim politikalarına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Türkiye’nin yarı kurak bir iklim kuşağında yer aldığını hatırlatarak, özellikle son 25 yılda kuraklığın hem görülme sıklığında hem de şiddetinde dikkat çekici bir artış yaşandığını vurguladı. İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte bu tablonun daha da ağırlaştığını belirten Yıldız, gerekli önlemler alınmadığı takdirde Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasındaki konumunun daha da kritik bir noktaya taşınabileceği uyarısında bulundu.
İklim değişikliğinin kuraklığa etkisi dikkat çekiyor
Türkiye yarı kurak bir iklim kuşağında yer alan bir ülke olduğunu hatırlatan Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, “Son 25 yılda bu kuraklıkların hem sıklığında hem de şiddetinde ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarımız iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında gösteriliyor. Bu nedenle son yıllarda artan kuraklıklarda iklim değişikliğinin etkisini açıkça söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
“Su fakiri ülke olma riskimiz artıyor”
Yıldız, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını vurgulayarak “Uluslararası kriterlere göre kişi başına düşen su miktarı azaldıkça su fakiri ülkeler sınıfına yaklaşırız. Nüfusumuz arttıkça biz de bu sınıra doğru ilerliyoruz” şeklinde konuştu.
2040 yılına ilişkin öngörülere de değinen Yıldız, “Bazı nehir havzalarımızda su bütçesi açığı yaşanacağı ilgili kurumların çalışmalarında yer alıyor. Önlem alınmazsa yakın gelecekte bölgesel su sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliriz” uyarısında bulundu.

“İçme suyu arzı ve enerji üretimi riske girebilir”
Kuraklığın zincirleme etkiler doğurabileceğine dikkat çeken Yıldız, “Gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki 5 yıl içinde art arda yaşanacak bölgesel kuraklıklar, önce bazı bölgelerde içme suyu arz güvenliğini riske sokar. Hidroelektrik enerji üretimimiz düşer. Bu hidrolojik kuraklık tarımsal kuraklığa dönüşürse üretimde ve ürün kalitesinde ciddi kayıplar yaşanır” ifadelerini kullandı.

Çözüm: Entegre ve katılımcı su yönetimi
Türkiye’nin kuraklığa karşı direncinin artırılması için havza ölçeğinde entegre su yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Ekonomik, ekolojik ve sosyal olarak sürdürülebilir bir su yönetimi için radikal bir düşünce devrimi şart” çağrısı yaptı. Bu kapsamda suyun daha verimli kullanılması, kullanıcıların yönetime aktif katılımı ve sorumluluk üstlenmesinin kritik olduğunu belirtti.
Baraj doluluk oranları tabloyu ortaya koyuyor
Büyükşehirlerdeki baraj doluluk oranları da su kaynaklarındaki mevcut durumu gözler önüne seriyor. İstanbul’da doluluk oranı yüzde 53,12 seviyesinde ölçülürken, Ankara’da bu oran yüzde 29,37 olarak ölçüldü. İzmir’de ise barajların genel doluluk oranı yüzde 65,81 olarak kaydedildi. Özellikle Ankara’daki düşük seviyeler, başkentte su arz güvenliği açısından risk oluşturabilecek bir tabloya işaret ediyor.




