Özel Haber / Dilara Dilşah Canikli

Sosyal medya platformlarında “İttihatçı mezar taşı” olarak paylaşılan bir mezar taşına ait görüntü gündem olmuştu. Yapılan bu paylaşımlar üzerine Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi, genç tarihçi Muhammet Erdi Gökyar, mezar taşının bulunduğu alana giderek araştırmalar gerçekleştirdi. Gökyar, elde ettiği bulguları ve izlediği araştırma sürecini Türk Havadis ile paylaştı.

TEBEŞİRLEME YÖNTEMİ İLE TAŞIN KİMLİĞİ ORTAYA ÇIKARILDI

Aslında çalışmalarına 19 Aralık 2025 tarihinde başladığını belirten Gökyar, asıl amacının taşı yerinde görmek ve bu taşın gerçekten İttihatçı bir isme ait olup olmadığını tespit etmek olduğunu kaydetti. Süreç hakkında şu ifadeleri kullandı:

Benim de editörlüğünü yaptığım Kültür Envanteri adlı sitenin iletişim grubunda Ahmet Yurtbakan’ın gruba attığı bir fotoğraf üzerine çalışmalarım daha da derinleşti. Taşın tespiti için kendisiyle konuştuk ve taşın İstanbul Üsküdar’da yer alan Nakkaştepe Mezarlığı’nda bulunduğunu aktardı. Ancak sadece yer konusunda bilgisi olduğu için taşın transkribesini yapmamış. Bu vesileyle kendisinin de rehberlik sağlamasıyla beraber 25 Ocak 2026 tarihinde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yer alan Nakkaştepe Mezarlığı’nda konumunu bulduk. Ardından taşı tebeşirleyerek taşın kimliğini ortaya çıkarma sürecini başlattım.

Baş Taşının Ilk Hali

MEZAR ALİ NAZMİ BEY’E AİT

Taş hakkında transkribeyi yaptıktan sonra ayak taşında görülen kalpak ile süngü sembolünün açıklığa kavuşması için Dr. Burhan Erhan Çavdaroğlu’ndan destek aldığını kaydeden Gökyar, bu sayede daha net bir teşhis koyabildiğini aktardı.

Mezar taşının Ali Nazmi Bey’e ait olduğunu tespit eden Gökyar, bu şahıs hakkında detaylı bilgilere ulaşamadığını ancak taşın verdiği bilgiler doğrultusunda İhtiyat Zâbitân Mektebi'nin bir talebesi olup İzmirli olduğunu belirtti. Gökyar; Ali Nazmi Bey’in Balkan Savaşları’na katılamadan, savaştan çok kısa bir süre önce belirsiz bir kazanın sonucunda genç yaşında vefat ettiğini not düştü.

KALPAK, SÜNGÜ VE DEFTER

Tarihçi, Ali Nazmi Bey’e ait mezarın II. Meşrutiyet sonrası Osmanlı dönemi mezar mimarisinin (1908-1914) askeri sembolizmle olan güçlü bağını tipolojik ve sanatsal açıdan somutlaştırdığını vurguladı.

Gökyar; baş taşında herhangi bir süsleme unsuru bulunmayan mezarın ayak taşında Ali Nazmi Bey’in Harbiye Mektebi’nde okumasından dolayı sembolü olan ve üzerinde hilal görülen kalpak, altında tuğ ile süslenmiş bir 1903 Mauser Osmanlı süngüsü, hemen altında kitap-defter şekilli bir form ve en sonda ise dayanıklılık ve ölümsüzlük anlamına gelen meşe palamudu kullanıldığını kaydetti.

Mezar Taşı Ittihatçı

MEZAR TAŞINDA SEMBOLİZENİN EN İYİ HALİ GÖRÜLÜYOR

Kitap-defter şekilli formda sağ taraf Hicri, sol taraf Rumi Takvim ile Ali Nazmi Bey’in vefat tarihini verdiğini aktaran Gökyar, “Sembolizenin en iyi halinin görüldüğü bu mezarda gençlik, öğrencilik, yedek subaylık kavramları ve hayat iyi bir şekilde işlenmiştir. O yıllarda yedek subayların da Harp Okulu’nda eğitim aldığı detayı atlanmamalıdır. Kalpağın aynı formunu bazı polis öğrencilerinde de görmek mümkündür” ifadeleriyle sembollere açıklık getirdi.

Gökyar, kitabenin çevirisini ise şöyle yaptı:

"İhtiyat Zâbitân Mektebi'nin 327-328 senesi tahsiliyesi talebesinden İzmirli Ali Nazmi Efendi ibn-i Şevket Efendi. Gençliğin hayat ve ümid vaad eden, tatlı dakikalarını yaşayamayan necib ruhlu Nazmi, meş’um bir (kaza) nın kurbanı oldu. Zavallı validesiyle öksüz hemşiresini, onu bütün hubb-u silkiyle seven asker kardaşlarını samimi ve ebedi teessürler içinde bıraktı. ‘Ey zâ'ir! Senden bir Fatihâ isti'tâf eden şu gençten onu esirgeme!’

Kitap formunda yazılı tarihler: Hicri: 27 Cemaziyelevvel 1330, Rumi: 1 Mayıs 1328. (Miladi: 14 Mayıs 1912’e denk gelmektedir.)"

Tapuda avukat zorunluluğu: Karatepe 'yetki çelişkisi'ne değindi
Tapuda avukat zorunluluğu: Karatepe 'yetki çelişkisi'ne değindi
İçeriği Görüntüle

Mezar Taşı Incelerken

TAŞTAKİ SEMBOLLER YANLIŞ ANLAŞILMAYA YOL AÇTI

Gökyar, mezar taşının “İttihatçı mezarı” şeklinde yanlış anlaşılmasının sebeplerini ise şu ifadelerle açıkladı:

Taş hiçbir şekilde okunmamış, sadece ayak taşının fotoğrafı internette yaygınlaşmış ve baş taşına dair hiçbir veri ortaya konulmamıştır. İttihatçıların üç kutsalı olarak da bilinen Kur’an, kılıç ve kalpağın görüntüsü, takipçileri İttihatçı bir taş olarak anlamalarına yetmiştir. Bu sayede taş yanlış yayılmıştır.

“İTTİHATÇILARIN MEZARLARINDA ORTAK BİR SEMBOLİZE YOKTUR”

İttihatçı olarak özel bir mezar tiplojisi bulunmadığını kaydeden tarihçi, normalde her mezar taşı grubun bir tipolojisi olduğunu kaydetti. Gökyar, “Örneğin Yeniçeri mezar taşlarında uzmanlaşan Tarihçi H. Necdet İşli, yeniçeri taşlarında bile farklılıkların olabileceğini ifade etmiştir. Börklü mezar taşları olsun kuka olsun serdengeçti olsun bunlar bir kavramdır aslında. Ama İttihatçı olanların mezarlarına bakıldığı zaman ortak bir şahide, sembolize ya da farklı bir detay yoktur. Tamamen yanlış etiketlemenin bir sonucudur” dedi.

Ittihat Ve Terakki

“İÇERİK ÜRETİCİLERİ ETKİLEŞİM İÇİN YANLIŞ BİLGİLER YAYIYOR”

Gökyar, İttihatçılarla ilgili bu tarz yanlış atıfların sık sık yapıldığını bunun sebebinin ise bu gruba ait kamuoyunda çok fazla iddia bulunduğunu ve içerik üreticilerinin etkileşim amacıyla yanlış bilgiler yaydığını vurguladı.

Ittihatçı Mezar Taşı Paylaşımları XGökyar, şu kelimeleri kullandı:

“İttihatçılar ile ilgili kamuoyunda çok fazla iddia var. Kendi yapılarının gizliliği de bunda bir etkendir. Bilgilerin teyidini yaptıktan sonra bilinen doğruların ortaya konulmasının yerinde olacağı kanaatindeyim. Bir de sosyal medyaya son zamanlarda içerik üretenler de etkileşim almak için yalan yanlış bilgiler yayıyorlar. Bunun da bir sonucudur.”