Türk Havadis / İlkay Gürler
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi (MGÜ) Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Bestecilik Bölümü’nün kapatılmasına yönelik karar, akademi ve sanat çevrelerinde tartışma yarattı. Üniversite senatosunun 5 Mart 2026 tarihli kararıyla alınan kapatma kararı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından değerlendirme aşamasında bulunuyor. Ancak kapatma kararı için gösterilen gerekçelerin edinilen veriler kapsamında gerçeği yansıtmadığı, bölümün hem öğrenci sayısı hem de doluluk oranları açısından öne çıktığı görüldü. Süreç, YÖK nezdinde devam ederken mevcut öğrencilerin eğitim ve mezuniyet süreçlerine ilişkin ciddi belirsizlikler bulunuyor.
Veriler gerekçeyle çelişiyor
Türk Havadis’in edindiği bilgilere göre, bölümün sahip olduğu nicel ve nitel veriler, kapatma kararına gerekçe olarak sunulan “kamu kaynaklarının verimli kullanılmadığı” ve “talebin düşük olduğu” iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Edinilen bilgilere göre, 22 lisans öğrencisiyle Türkiye’de en fazla öğrenciye sahip bestecilik bölümlerinden biri olan bölümün, 2025 yılı itibarıyla da en yüksek doluluk oranına ulaşan programlar arasında yer aldığı görüldü.
Karar henüz kesinleşmedi, belirsizlik sürüyor
Karar sürecine ilişkin de dikkat çeken iddialar gündeme geldi. Edinilen bilgilere göre, fakülte kurulu ve komisyon süreçlerinde alınan bazı itirazların üst kurullara iletilmediği ve karar sürecinin şeffaf yürütülmediği öne sürüldü.
Sürecin henüz kesinleşmediği öğrenilirken, kararın YÖK’te değerlendirme aşamasında olduğu ve iptal başvurularına henüz bir yanıt verilmediği ifade edildi.

Türk müziği temelli özgün eğitim modeli
Bölümün dikkat çeken bir diğer yönü ise Türkiye’de benzeri bulunmayan eğitim yaklaşımı. MGÜ Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Bestecilik Bölümü’nde 4 dönem zorunlu Türk müziği derslerinin yanı sıra çok sayıda seçmeli Türk müziği dersi de müfredatta yer alıyor. Bu yönüyle bölüm, yalnızca Batı müziği temelli bir bestecilik eğitimi sunmakla kalmayıp, Türk müziği birikimini merkeze alan özgün bir model ortaya koyuyor. Türkiye’deki diğer bestecilik bölümlerinden ayrışan bu yapı, yerli müzik mirasının akademik düzeyde korunması, geliştirilmesi ve yeni kuşak besteciler aracılığıyla geleceğe aktarılması açısından önemli bir rol üstleniyor. Bu nedenle bölümün, “yerli ve milli” bir bestecilik eğitimi anlayışını temsil ettiği biliniyor.


