Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından Taşova ilçesine bağlı Tatlıpınar köyünde düzenlenen “Bilim Kafe” etkinliğinde üreticileri tehdit eden kahverengi kokarca ele alındı.
Etkinlikte konuşan Ahmet Dursun, “Kahverengi Kokarca İstilası: Çiftçiler Ne Yapmalı?” başlıklı söyleşide zararlının tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Dursun, istilacı türün Türkiye’de hızla yayıldığını ve ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını belirtti.
300’den fazla bitki türünde zarar potansiyeli
Bilim insanlarına göre kahverengi kokarca, Çin, Japonya, Kore Yarımadası ve Tayvan kökenli bir tür. Türkiye’de ise ilk kez 2017 yılında görüldü.
Bugün zararlı böcek özellikle Karadeniz sahil kuşağında Artvin’den İstanbul’a kadar geniş bir alana yayılmış durumda. Ayrıca Çorum, Tokat, Bursa, Yalova, İzmir ve Adana’da da tespit edildi.
Dursun, zararlının 300’den fazla bitki türünde zarar potansiyeline sahip olduğunu belirterek özellikle şu ürünlerde ciddi kayıplara yol açtığını söyledi:
-
Fındık
-
Elma
-
Armut
-
Şeftali
-
Kiraz
-
Üzüm
-
Kivi
-
Mısır
-
Soya
-
Domates
-
Biber
Karadeniz Bölgesi’nde 2024 yılında fındık üretiminde yüzde 30-40 oranında zarar bildirildiği ifade edildi.
Samuray arısı biyolojik mücadelede önemli
Dursun, kahverengi kokarca ile mücadelede sadece kimyasal yöntemlerin yeterli olmadığını belirterek biyolojik mücadele yöntemlerinin önemine dikkat çekti.
Zararlının doğal düşmanlarından biri olan ve “samuray arısı” olarak bilinen Trissolcus japonicus türünün yumurtalara parazitlenerek popülasyonu baskıladığını belirten Dursun, biyolojik mücadelenin uzun vadede daha etkili sonuçlar vereceğini söyledi.
Ayrıca üreticilere Eylül–Mart döneminde kışlama alanlarına yönelik mekanik ve kimyasal mücadele yapılması, feromon ve yapışkan tuzakların kullanılması önerildi.

“2030’dan sonra etkisi azalacak”
Prof. Dr. Dursun, kahverengi kokarcanın popülasyonunun önümüzdeki yıllarda artmaya devam edeceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“2030’dan sonra etkisi kademeli olarak azalacak. O tarihten itibaren gündemden düşmeye başlayacak çünkü doğal bir denge oluşacak. Bu sayede verdiği zarar da bugünkü seviyelerde olmayacak.”
Dursun ayrıca samuray arılarının özellikle kızıl yonca tarlalarında beslendiğini belirterek bu bitkinin ekim alanlarının artırılmasının zararlıyla mücadelede önemli olduğunu ifade etti.

Program sonunda sülün dağıtıldı
Etkinlik sonunda köyde yaşayan vatandaşlara üniversite tarafından yetiştirilen sülünler damızlık olarak dağıtıldı.
Kolesterol oranı düşük, demir, çinko ve selenyum açısından zengin olan sülünün yeniden üretime kazandırılmasıyla bölgesel kalkınmaya katkı sağlanması hedefleniyor.




