İletişim sektöründe uzun zamandır kimse iyi düşünene ödül vermiyor. Daha hızlı çalışana veriyor.

Mesele daha iyi haber yapmak değil artık. Daha fazla içerik üretmek. Daha görünür olmak. Daha hızlı gündeme girmek. Dijital medya düzeni yıllardır aynı şeyi ödüllendiriyor: Akışı yavaşlatmamak. Şimdi ise sektör, kendi kurduğu düzenin sonuçlarıyla karşı karşıya.

Yapay zekâ tam da sektörün istediği gibi çalışıyor. Yorulmuyor. Sürekli içerik üretiyor. İtiraz etmiyor. Hak talep etmiyor. Sistemin hızını düşürmüyor. Bir haber metni hazırlıyor, görsel oluşturuyor, video kurguluyor, sosyal medya içeriği yazıyor. Bir zamanlar ekip işi sayılan süreçler artık birkaç komutla yürütülebiliyor.

Ortadaki panik, bu yüzden teknoloji paniği değil aslında. İlk kez sektörün yıllardır değerli gördüğü şeylerin insan olmadan da yapılabiliyor olması. Haber giderek kamusal sorumluluk alanı olmaktan çıkıp içerik akışının parçasına dönüşüyor. Ne söylendiğinden çok ne kadar dolaşıma girdiği önem kazanıyor. Böyle bir düzende sorgulamak yavaşlatıcı görülüyor. Etik tartışmalar zaman kaybı sayılıyor. Düşünmek ise sistemin ritmini bozan gereksiz bir yük gibi değerlendiriliyor.

Yapay zekâ tam da bu yüzden sektör için kusursuz bir model hâline geliyor. Ama burada başka bir sorun ortaya çıkıyor.

İletişim dediğimiz şey yalnızca içerik üretmek mi? Bir gazeteciyi, gazeteci yapan şey sadece haber yazabilmesi mi? Aynı şekilde bir iletişimciyi değerli yapan şey teknik becerileri mi? Asıl mesele, neyin neden üretildiğini anlayabilmekte.

Bugün yapay zekâ haber oluşturabiliyor. Ama o haberin kimi görünmez hale getirdiğini anlayamıyor. Görsel üretebiliyor ama hangi önyargıyı yeniden dolaşıma soktuğunu fark edemiyor. İçerik planlayabiliyor ama toplumsal sonuçlarını hesaplayamıyor. Nedeni? Algoritmanın olan verisi, olmayan sorumluluğu.

İletişim fakülteleri açısından mesele daha da kritik. Eğer kendisini sektöre çalışanyetiştirmeye dönüştürürse, öğrettikleri birçok teknik beceri zaten birkaç yıl sonra otomasyon sistemleri tarafından yapılabilir hale gelecek. O zaman geriye şu soru kalacak: Üniversite düşünce mi üretiyor, yoksa sektörün hızına insan mı yetiştiriyor?

Gerçek şu: Yapay zekâ iletişim alanındaki krizi başlatmadı. Sadece gerçeği açığa çıkardı. Eğer bir iletişimciyi değerli yapan şey yalnızca hızlı içerik üretmekse, insanın makine karşısında kaybetmesi kaçınılmazdı zaten.

Belki de asıl sorun, iletişim alanının uzun zamandır düşünceden çok, üretim hızına teslim olması.