Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan’ın köşesinde duyurduğu olay, dijital dünyada ve basın camiasında geniş yankı uyandırdı.

Soruşturma zinciri nasıl başladı?

Edinilen bilgilere göre süreç, 2025 yılında emniyet birimlerine gönderilen bir e-posta ile başladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu ihbar üzerine Şule Aydın hakkında bir soruşturma dosyası açtı.

Soruşturmanın seyri şu şekilde ilerledi:

Nisan 2026: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir talimat yazısı gönderdi.

Malatya güne sarsıntıyla başladı: 5.6 büyüklüğünde deprem oldu!
Malatya güne sarsıntıyla başladı: 5.6 büyüklüğünde deprem oldu!
İçeriği Görüntüle

Savcılık Talimatı: Yazıda, söz konusu e-posta "belge" kabul edilerek, Aydın’ın suça konu bir paylaşım yapıp yapmadığının tespiti ve "şüpheli" sıfatıyla ifadesinin alınması istendi.

Emniyet İfadesi: İstanbul'daki savcılığın talimatıyla harekete geçen Emniyet güçleri, gazeteciyi savunma yapmaya çağırdı. Şule Aydın, avukatı Gamze Pamuk ile birlikte karakola giderek ifadesini verdi.


"Tımarhane" programı ve istihbarat örgütleri ihbarda!

Kendisini "Ahmet Türkeş" olarak tanıtan ihbarcının iddiaları ise hayal gücünü zorlayan cinsten. E-postada, Şule Aydın’ın sosyal medya hesapları ve YouTube üzerinde hazırladığı popüler “Tımarhane” programı doğrudan hedef alındı.

İhbar metninde yer alan iddialar özetle şöyle:

Aydın'ın paylaşımlarında devlet kurumlarını, Cumhurbaşkanını, yargıyı ve emniyeti hedef alan "provokatif" ifadeler kullandığı öne sürüldü. YouTube serisinin "suç örgütü faaliyeti" kapsamında değerlendirilmesi ve hakkında "karapara aklama" soruşturması açılması talep edildi.

"Ajan Faaliyetleri" başlığı altında; Aydın’ın CIA, MOSSAD, MI6, DGSE, BND gibi yabancı istihbarat servislerinin yanı sıra PKK, FETÖ ve DHKP-C gibi örgütlerle "temas halinde olabileceği" iddia edilerek, hesaplarının MİT ve Emniyet tarafından koordineli şekilde incelenmesi istendi.


Avukat Gamze Pamuk: "Ortada somut tek bir delil yok"

Şule Aydın’ın avukatı Gamze Pamuk, müvekkiline yönelik suçlamaların tamamen soyut ve kamuoyu önünde bir "kriminalize etme" çabası olduğunu vurguladı. Pamuk, yaptığı açıklamada hukuki durumu şu sözlerle özetledi:

İhbar metninde müvekkil hakkında son derece ağır ithamlarda bulunulduğu ve yabancı istihbarat servislerinin isimleri sıralanarak bir algı yaratılmaya çalışıldığı görülmektedir. Ancak ceza hukukunda önemli olan suçlayıcı sıfatların ağırlığı değil, somut delille desteklenip desteklenmediğidir. Ortada ne maddi bir delil, ne teknik bir tespit ne de suç teşkil eden somut bir eylem vardır. Bu ihbar, ceza muhakemesi açısından 'suç şüphesini somutlaştırabilen' bir niteliğe sahip değildir.

"Her sabah bir hayal dünyasıyla hesaplaşmak"

Söz konusu soruşturmanın bir ceza davasına dönüşüp dönüşmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Gazeteci Barış Pehlivan ise yaşanan bu trajikomik durumu, "Bu ülkede gazetecilik yapmak, her sabah kimliği şüpheli birinin hayal dünyasıyla adliyede hesaplaşmayı göze almak demek" sözleriyle eleştirdi.