MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 22 Ekim 2024’ten bu yana Terörsüz Türkiye başlığı altında yürütülen sürecin en görünür aktörü.
Siyasi tansiyon ve söylemsel yük tamamen MHP’nin omuzlarında.
Aradan geçen bir buçuk yıla rağmen sürecin neden başlatıldığı, hangi hedeflere yaslandığı ve hangi stratejik gerekçelerle sürdürüldüğü belirsiz.
Ortadaki temel sorun açık. Devlet Bahçeli konuşuyor. Ancak konuşmalar bir çerçeveye, bir mantık dizgesine ve rasyonel bir gerekçelendirmeye bağlanmıyor.
* * *
Son haftalarda terör örgütü SDG ile Şam yönetimi arasında yaşanan çatışmalar ve ardından gelen zorunlu uzlaşma zemini, Bahçeli’nin kendisini meşrulaştırmaya çalıştığı jeopolitik argümanları tartışmaya açtı.
Bölgesel gelişmeler MHP liderinin çizdiği tabloyla zıt gitti. Sürecin arka planına dair soru işaretleri daha da büyüdü.
Burada altı çizilmesi gereken nokta Bahçeli’nin konjonktür değişimine rağmen tam saha prese devam etmesi.
* * *
18 Mayıs 1997’deki kongreden itibaren siyasi kariyerini neredeyse bütünüyle terör örgütü PKK karşıtlığı üzerine inşa etmiş bir liderden söz ediyoruz.
Böyle bir siyasi geçmişin ardından elebaşı Öcalan için umut hakkından bahsedilmesi, komisyon önerisinin gündeme getirilmesi ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasının istenmesi kamuoyunu düşündürüyor.
Mesele Devlet Bey olunca Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları doğrultusunda hareket edildiği izlenimi hakim. Bizce de buna bir şüphe yok. Ancak bu sözlerin neden söylendiğine, hangi jeopolitik ya da iç siyasi hesaplara dayandığına dair tutarlı bir anlatı ortaya konmalı.
Pragmatik tutumuyla bilinen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olayları ‘uzaktan izlemesi’ ayrıca garip. Mevcut belirsizlik seçimlerde Cumhur İttifakı’nı zora sokacak.
* * *
Bir siyasetçinin pozisyon değiştirmesi başlı başına bir sorun değil. Siyaset değişen koşullara göre yeni okumalar yapmayı gerektirir.
Ancak kuruluşundan beri kırmızı çizgileri sebebiyle merkez parti olamamış (dolayısıyla şartlara göre oy getirisi için söylem değiştirme ihtiyacı duymamış) MHP’nin böyle bir adıma yönelmesi iyi analiz edilmeli.
Böylesine köklü bir söylem dönüşümü özellikle de toplumun hassasiyetlerinin merkezinde yer alan bir konuda gerçekleşiyorsa, açıklama yapılmak zorunda.
Gelinen noktada artık ne söylendiği kadar neden söylendiği de önemli.
Gerekli aydınlatma yapılmazsa Terörsüz Türkiye cevapsız sorularla çevrili siyasi bir muammaya dönüşecek.
9 Şubat 1969’ta Alparslan Türkeş liderliğinde kurulan MHP’nin kurumsal kimliği, kırgın veya kızgın da olsa hala pek çok Türk milliyetçisini doğrudan temsil ediyor.
Bu kimliğe verilecek olası bir zarardan dönüş zor olacaktır.