Eczacılık fakülteleri alarm veriyor: Eğitim kalitesi endişeleri gündemde
Eczacılık fakülteleri alarm veriyor: Eğitim kalitesi endişeleri gündemde
İçeriği Görüntüle

Özel Haber: İlkay Gürler

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in üniversiteye başlama yaşının 15’e düşürülebileceğine yönelik açıklamaları eğitim gündeminde tartışma yarattı. Tekin, okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesiyle birlikte 12 yıllık zorunlu eğitimin süresinin kısaltılıp kısaltılamayacağının da değerlendirildiğini açıklamıştı. Konuya ilişkin Türk Havadis’e değerlendirmelerde bulunan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez ise önerinin eğitim sisteminin temel sorunlarını çözmekten uzak olduğunu ifade etti. Gülez,” Eğitim sisteminin gerçek ihtiyacı hızlandırılmış bir eğitim modeli değil nitelikli, eşitlikçi ve özgür bir eğitim düzenidir.” dedi.

“EĞİTİM POLİTİKALARI NİTELİKLİ VE ÖZGÜR BİREYLER YETİŞTİRMELİ”

Evrim Gülez, eğitimin yalnızca yaşla ilgili bir mesele olmadığını vurgulayarak, “Eğitim, bireyin zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimini bütünlüklü biçimde destekleyen uzun soluklu bir süreçtir. 15 yaşındaki bir öğrencinin henüz orta ergenlik döneminde olduğu düşünüldüğünde, üniversite eğitiminin gerektirdiği akademik derinlik, eleştirel düşünme ve toplumsal sorumluluk bilinci açısından bu yaşın erken olduğu açıktır. Eğitim politikaları gençleri erken yaşta iş piyasasına sürmenin değil, onların nitelikli ve özgür bireyler olarak yetişmesini sağlamanın aracı olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“GENÇLERİN ÇOK YÖNLÜ GELİŞİMİ RİSK ALTINDA”

Üniversite eğitiminin yalnızca mesleğe hazırlık anlamına gelmediğini belirten Gülez, bu sürecin aynı zamanda bireyin düşünsel olarak olgunlaşmasını, bilimsel yöntemle tanışmasını ve farklı fikirlerle karşılaşmasını sağladığını söyledi. Gülez, “Eğitim basamaklarını hızlandırarak gençleri daha erken yaşta üniversiteye yönlendirmek, eğitimin niteliğini artırmaz, tersine gençlerin çok yönlü gelişimini sınırlayabilir.” dedi. Evrim Gülez, dünyanın birçok ülkesinde üniversiteye giriş yaşının genellikle 17–19 aralığında olduğunu da hatırlattı.

Üniversite Sınıf

“DİPLOMALI İŞSİZLİK” VURGUSU

Türkiye’de genç işsizliğinin yüksek olduğuna da dikkat çeken Eğitim Sen Genel Sekreteri Gülez, üniversiteye başlama yaşının düşürülmesinin “diplomalı işsizlik” sorununu daha da büyütebileceğini söyledi. Gülez, “Yeterli istihdam yaratılmadan, ekonomik yapı nitelikli iş alanları üretmeden gençleri daha erken yaşta üniversite mezunu haline getirmek, işgücü piyasasında rekabeti artırarak gençlerin güvencesiz koşullara itilmesine yol açabilir.” dedi.

KAMUSAL, BİLİMSEL VE LAİK EĞİTİM ÇAĞRISI

Gülez, eğitimde asıl tartışılması gereken konuları şu şekilde anlattı:

“Türkiye’de eğitim alanında öncelik verilmesi gereken temel meseleler, eğitimin kamusal niteliğinin güçlendirilmesi, bilimsel ve laik eğitim anlayışının esas alınması, tüm çocukların eşit koşullarda eğitim hakkına erişmesinin güvence altına alınmasıdır. Bunun yanında temel eğitimde niteliğin yükseltilmesi, okullar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi, öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve üniversitelerin gerçek anlamda özerk ve özgür kurumlar haline getirilmesi gerekmektedir.”