Özel Haber / Berfin Türegün

Türkiye’de son yıllarda hızla artan eczacılık fakülteleri ve kontenjanlar, eğitim kalitesi ve mesleğin geleceği açısından tartışmaları beraberinde getirdi. Verilere göre, Türkiye’de 129’u devlet, 79’u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversite bulunuyor. Bunların 22’sinde vakıf üniversitelerine bağlı eczacılık fakültesi yer alıyor. Bu tablo, yaklaşık her dört vakıf üniversitesinden birinde eczacılık fakültesi bulunduğunu ortaya koyuyor. Ancak meslek temsilcileri, fakülte sayısındaki artışın akademik kadro, laboratuvar altyapısı ve akreditasyon gibi temel kriterlerle aynı hızda gelişmediğini belirtiyor.

Türkiye’de eğitim veren devlet üniversiteleri arasında tam akreditasyona sahip eczacılık fakültesi sayısının sınırlı olması da tartışmayı derinleştiriyor. Türk Havadis’e konuşan Eczacı Nezih Bayındır ise konunun yalnızca eğitim değil aynı zamanda halk sağlığı meselesi olduğuna dikkat çekerek, “Eczacılık mesleği vakıf üniversitelerinin kar-zarar cetvellerine terk edilemeyecek kadar stratejik bir sağlık mesleğidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“KONTROLSÜZ KONTENJAN ARTIŞI NİTELİKLİ İŞSİZLİĞİ ARTIRIYOR”

Eczacı Nezih Bayındır, vakıf üniversitelerindeki kontenjan artışlarının eczacılık mesleğinin geleceği üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, “Vakıf üniversitelerindeki kontrolsüz kontenjan artışları mesleğimiz için ‘nitelikli işsizlik’ ve ‘mesleki devalüasyon’ gibi iki büyük risk doğuruyor. Her yıl ihtiyacın çok üzerinde mezun verilmesi yeni mezun eczacıların düşük ücretlerle çalışmasına ya da eczane açma imkanı bulamamasına yol açıyor.” dedi.

“ECZACILIK FAKÜLTELERİNDE ALTYAPI VE AKREDİTASYON KRİZİ”

Birçok vakıf üniversitesinde eğitim kalitesi ve akreditasyonun önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Bayındır, altyapı eksikliklerine dikkat çekerek, “Yeterli laboratuvarı, uygulama eczanesi ve çekirdek öğretim kadrosu olmayan bir fakülte, fakülte değil ancak dershane olabilir. Akredite olan köklü fakülteler ile, bir takım apartman dairesinden bozma vakıf fakülteleri arasındaki makas her geçen gün açılmaktadır. Bu durum, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren eczacılık mesleği için kabul edilemez bir hale gelmiştir. Akredite olmayan fakültelerin öğrenci alması ise, sadece ‘kabul edilemez’ değil, aynı zamanda etik bir sorundur.” şeklinde konuştu.

Eczacılık Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği verilerine göre Haziran 2025 itibarıyla yalnızca 17 eczacılık fakültesinin tam akreditasyon, 3 fakültenin ise koşullu akreditasyon aldığına dikkat çeken Nezih Bayındır, “Bu tablo fakültelerin büyük bölümünün henüz akredite olmadığını gösteriyor. Akredite olmayan fakültelerin öğrenci alması etik bir sorundur.” diye konuştu.

“FAKÜLTE VE KONTENJANLAR YENİDEN PLANLANMALI”

Bayındır, Türkiye’nin nüfus projeksiyonu ve eczane sınırlamaları dikkate alındığında fakülte sayısı ve kontenjanların yeniden planlanması gerektiğini söyleyerek, “Mevcut yaklaşık 60 eczacılık fakültesinin sayısı yarı yarıya azaltılmalı ya da klinik eczacılık, sanayi eczacılığı ve hastane eczacılığı gibi özel alanlara yönlendirilmelidir. Yıllık toplam kontenjanın 2 bin ile 2 bin 500 bandına çekilmesi gerekiyor.” dedi.

Millî eğitim akademisi hazırlık programı yayımlandı: eğitim 13 Nisan’da başlıyor
Millî eğitim akademisi hazırlık programı yayımlandı: eğitim 13 Nisan’da başlıyor
İçeriği Görüntüle

Eczacı Bayındır, başarı sıralaması barajının yükseltilmesi ve öğretim üyesi eksikliği bulunan vakıf fakültelerine öğrenci alımının durdurulması gerektiğini de vurguladı. Bayındır, “Eczacılık mesleği vakıf üniversitelerinin kar-zarar hesaplarına terk edilemeyecek kadar stratejik bir sağlık mesleğidir. Gerekli düzenlemeler yapılmazsa ileride diplomalı eczacı işsizler ordusuyla karşılaşmamız kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.