Çin yönetimi, 2026 yılı için işgal altındaki Doğu Türkistan’da şehir ve kasabalarda 300 yerleşim alanını yeniden yapılandırma planını açıkladı. Resmi açıklamalarda “kentsel yenileme” olarak sunulan projeler, uzmanlar ve insan hakları savunucuları tarafından Uygur Türklerinin geleneksel mahalle dokusunu ortadan kaldırma ve bölgenin demografik yapısını değiştirme girişimi olarak değerlendiriliyor.
2 BİN 300 MAHALLEYİ KAPSAYAN GENİŞ ÖLÇEKLİ PLAN
Çin’in Tanrıdağ haber servisine göre, “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Konut ve Kentsel-Kırsal Kalkınma Departmanı” tarafından yürütülen projeler 2 bin 300 mahalleyi kapsayacak ve yaklaşık 76 bin kişiyi doğrudan etkileyecek. Özellikle güney Doğu Türkistan’da 200 yerleşim alanının yeniden düzenlenmesi planlanıyor ve bu değişiklikten 18 bin kişinin etkileneceği belirtiliyor.
UYGUR MAHALLELERİ VE GELENEKSEL MİRAS TEHLİKEDE
Uzmanlar, projelerin yalnızca altyapı yenilemesiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Bölgede yaşayan Uygur Türklerinin geleneksel mimariye sahip evleri yıkılıyor, yerine Çin şehir planlamasına uygun yeni konutlar inşa ediliyor. Gözlemcilere göre, bu yeni yapılara çoğunlukla Han Çinlisi nüfus yerleştirilirken, yerel halk şehir merkezlerinden uzak bölgelere yönlendiriliyor.
2019’DAN BU YANA BİNLERCE YERLEŞİM ALANI DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Çin, 2019’dan itibaren Doğu Türkistan’da “Şehir ve Kasaba Yenileme” projelerini yürütüyor. Resmi verilere ve saha araştırmalarına göre:
-
6 bin 888 yerleşim alanı yeniden inşa edildi
-
1 milyon 166 bin 700 Uygur Türkü doğrudan etkilendi
-
2025’te 900 yerleşim alanı değiştirildi ve yaklaşık 200 bin kişi yerinden edildi
Araştırmacılar, bu uygulamaların Uygur mahallelerinin dokusunu hızla yok ettiğini ve geleneksel yerleşim kültürüne ciddi zarar verdiğini belirtiyor.
DEMOGRAFİK VE KÜLTÜREL ENDİŞELER
Uzmanlar, kentsel dönüşüm projelerinin yalnızca fiziksel yapı yenilemesi olmadığını, aynı zamanda:
-
Uygur topluluğunun tarihî mahalle bağlarını zayıflatabileceğini
-
Kültürel mirasın yok olmasına yol açabileceğini
-
Bölgedeki nüfus dengesini değiştirebileceğini vurguluyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri ve araştırmacılar, uygulamaları asimilasyon politikalarının bir parçası olarak görüyor ve Doğu Türkistan’daki toplumsal yapının uzun vadede dönüştürülmeye çalışıldığı uyarısında bulunuyor.




