Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre sanık, sosyal çevresinde ve iş ilişkilerinde kendisini MİT personeli ve stratejik görevlerde bulunan bir diplomat olarak tanıttı. Mağdurların güvenini kazanmak adına sahte belgeler ve unvanlar kullanan şüphelinin, bu yolla pek çok kişiyi çeşitli vaatlerle kandırdığı tespit edildi. Sanığın, kamu görevlileriyle olan sahte yakınlığını kullanarak iş takibi yapma sözü verdiği de iddialar arasında yer alıyor.
Mağdur beyanları dosyaya girdi
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan mağdurlar, sanığın kendilerine devletin gizli operasyonlarında görev aldığını ve bürokraside geniş bir çevreye sahip olduğunu söylediğini belirtti. Bazı mağdurların, işe yerleştirme veya hukuki süreçleri hızlandırma vaadiyle sanığa yüksek miktarlarda para kaptırdığı ortaya çıktı. Emniyet birimlerinin yaptığı teknik ve fiziki takip sonucunda, şahsın herhangi bir kamu göreviyle bağı olmadığı ve diplomatik bir statüsünün bulunmadığı kesinleşti.
Ağır ceza mahkemesinde yargılanacak
Hazırlanan sevk maddeleri uyarınca sanık hakkında "kamu görevlisi veya banka, sigorta kurumlarının aracısı olarak tanıtılması suretiyle dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından dava açıldı. Savcılık, sanığın işlediği suçların zincirleme nitelik taşıdığına dikkat çekerek toplamda 10 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.
Sahte kimlik ve belgelere el konuldu
Operasyon sırasında sanığın ikametinde yapılan aramalarda ele geçirilen sahte kimlik kartları, mühürler ve dijital materyaller de delil olarak dava dosyasına eklendi. Uzmanlar, vatandaşları kendisini nüfuzlu kişi veya gizli servis elemanı olarak tanıtan şahıslara karşı uyarırken, bu tür taleplerle karşılaşılması durumunda vakit kaybetmeden kolluk kuvvetlerine bildirimde bulunulması gerektiğini hatırlattı.





